Kurtdemir'in ölümüne neden olan kazanın davası Yargıtay'da: Ağır Ceza Mahkemesi hatalı karar verdi

Girne'de Ocak 2021'de 23 yaşındaki Kenan Kurtdemir'in hayatını kaybettiği kazayla ilgili davada 1 yıl hapse mahkum edilen Mehmet Eren Düzce'nin cezasının artırılması talebiyle yapılan istinaf başvurusunda karar bekleniyor.

Kurtdemir'in ölümüne neden olan kazanın davası Yargıtay'da: Ağır Ceza Mahkemesi hatalı karar verdi MYK Haber

Girne'de 17 Ocak 2021 tarihinde meydana gelen ve 23 yaşındaki Kenan Kurtdemir'in ağır yaralanıp 5 gün sonra yaşamını yitirdiği trafik kazasının davasında 1 yıl hapse mahkum edilen, ardından Başsavcılık tarafından ceza artırımı talebiyle istinaf başvurusu yaptığı Mehmet Eren Düzce, 28 Ekim Çarşamba günü ikinci kez Yüksek Mahkeme huzuruna çıkarıldı.

Mahkeme, karar için davayı süresiz erteledi.

Girne Ağır Ceza Mahkemesi, 16 Şubat 2026 tarihinde, Kurtdemir'in kazanın oluşumunda "ana kusurlu", Düzce'nin ise "etken unsur" olarak değerlendirildiği davada, Düzce aleyhinde getirilen "tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme neden olmak", "gerekli tedbirleri almadan motorlu araç kullanmak", "trafikte uyması gereken kurallara uymamak" ve "ihtiyatsızca araç sürmek" suçlarından sanığı 1 yıl hapse mahkum etmişti.

Başsavcılığın istinaf başvurusunun kabul edilmesi sonrası 30 Eylül 2026'da ilk kez Yüksek Mahkeme gündemine gelen dava, savcının duruşma için hazır olmadıkları gerekçesiyle süre talep etmesi sonucu 28 Ekim'e ertelenmişti.

Duruşmayı hem Kurtdemir'in hem de Düzce’nin ailesi takip ederken; ilk sözü alan Savcı Emine Taşkın, davanın İstinaf Mahkemesi'ne taşınma gerekçelerini anlattı.

SAVCI: AĞIR CEZA MAHKEMESİ AĞIRLAŞTIRICI UNSURLARI YETERİNCE DİKKATE ALMADI, KARARI HATALI

Ağır Ceza Mahkemesi'nin sanığa verdiği 12 ay hapis cezası kararının hatalı olduğunu ifade eden savcı, mahkemede kazanın oluş şekli ile ilgili hususlara değinildiğini, ancak ağırlaştırıcı hususların dikkate alınmayarak hatalı karar verildiğini savundu. 

Kazanın olduğu gün havanın yağmurlu, yolun ıslak olduğunu ve günün henüz aydınlanmamış olduğunu ifade eden savcı, avukatın hafifletici sebep olarak sunduğu, "mesleğinin şoförlük olması" nedeniyle aracında zaman zaman veya sıklıkla yolcu taşıyan birinden beklenen şekilde araç sürmediğini ve 65 km hız sınırı olan yolda 85 km hızla araç sürdüğünü aktardı. 

Savcı, Kenan Kurtdemir’in 1 Şubat 1997 doğumlu olduğunu ve kaza olduğunda 23 yaşında olduğuna da değindi. 

"Katkısal kusur" içeren başka davalarda daha fazla cezanın öngörüldüğünü belirterek, Ağır Ceza Mahkemesi'nin sanıkla ilgili hususları yeterince dikkate almadığı kanaatinde olduğunu kaydeden savcı, bu hususları yüksek mahkeme dikkatine çekmek istediğini ifade etti. 

Savcı ayrıca 17 ay hapis ve cezanın artırılarak 18 ay hapis cezası verilen iki ayrı davadan bahsederek, bahse konu davalarda merhumların katkısal kusuruna daha az ağırlık verildiğini ifade etti.

"KATKISAL KUSUR İLE İLGİLİ DAVALARDAKİ CEZA İLE BURADAKİ ARASINDA CİDDİ ORANTISIZLIK VAR"

Trafikte ölümlü kazalarda verilen cezanın artırıldığı ilgili yasa değişikliğinden önceki davada 7 yıl hapis cezası öngörüldüğü halde iki yıl ceza verildiğini anlatan savcı, burada ise katkısal kusur olduğu halde cezalar arasında Yargıtay’ın müdahalesini gerektirecek ciddi orantısızlık olduğunu söyledi. 

Savcı, "Sanık yolun durumu ve hız sınırını dikkate alsaydı bu şekilde bir kaza meydana gelmeyecekti. Yolun ıslaklığını dikkate alarak çok daha yavaş kullanması gerekiyordu ki; sanık bu tecrübeden yoksun da değildir." şeklinde konuştu.

"CEZA ARTIRILMALI"

Tekrar alternatif davalara değinen savcı, sadece "sürat" suçunun 6 ay, "tehlikeli araç kullanma"nın cezasının da iki yıla kadar hapis olduğunu kaydederek, sanığın aleyhindeki sadece dördüncü dava için bakıldığında dahi bir yıla mahkum edilmesinin ciddi nispetsizlik olduğunu öne süren savcı, "Ağır Ceza Mahkemesi bu hususları yeterince dikkate almayarak hatalı karar vermiştir; böyle bir suçta cezanın caydırıcı olması için daha yüksek olması gerekirdi." dedi.

Savcı, suçun sonuçları bakımından değerlendirildiğinde sadece işleniş şekli olarak değil, yarattığı vahim sonuçları dikkate alarak cezanın artırılmasını istedi. 

Ardından söz olan sanığın avukatı, mahkemenin verdiği kararın davayı Yargıtay‘a taşımak için yeterli gerekçeye sahip olmadığı savundu.

AVUKAT: MERHUM KUSURLARI İŞLEMESEYDİ KAZAYI DAHA HAFİF ATLATACAKTI

Kazanın oluş şekline değinen avukat, sanığın Çatalköy’den Girne’ye gittiği sırada Kurtdemir’in 1.4 saniyede yola çıktığını, iki aracın da ciddi hasar görmediğini ve aracın takla atmadığını söyleyerek, "Merhumun kusurları olmasaydı kaza daha hafif olacaktı." ifadelerini kullandı. Avukat ayrıca; Kurtdemir'in ana yoldaki araçlara öncelik vermeden yola çıktığını, alkollü olduğunu ve kemerinin takılı olmadığını hatırlatarak; "Kemeri takılı olsaydı kazayı daha hafif yarayla atlatabilecekti." dedi.

"ANA KUSUR MERHUMA AİT"

Sanığın hızının kazanın yaşanmasına sebep olduğunu, ancak müteveffanın kemer takmadığı için savrularak başını çarpması nedeniyle yaralanarak öldüğünü söyleyen avukat, sanığın "dürüst" olduğunu; Ağır Ceza Mahkemesi’nde de gündeme geldiği gibi sürat suçunu kabul ettiğini ve mahkemenin verdiği cezayı da kabul ettiğini hatırlattı.

Avukat ana kusurun merhuma ait olduğunun açık olduğunu ve sanığın sadece sınırın biraz üzerindeki hızı nedeniyle kusurlu olduğunu öne sürdü. Merhumun kaza olduğu zaman genç olduğunu, ancak sanığın da genç olduğunu ve 1 buçuk yaşındaki çocuğunu sekiz aydır göremediğini ve ondan ayrı kaldığını da dile getirdi.

Mahkeme başkanı her iki tarafı dinlemesinin ardından, davayı karar için süresiz erteledi.

BENZER ÖLÜMLÜ KAZALARA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI BEKLENİYOR

Öte yandan, Hikmet Korkmaz'ın hayatını kaybettiği üç yıl önceki kazayla ilgili dosyanın görüşüldüğü 23 Eylül 2026'daki davada ise Girne Ağır Ceza Mahkemesi; benzer kavşak kazalarına ilişkin Yargıtay’da görüşülecek istinaf dosyalarından çıkacak kararların emsal oluşturabileceğini belirterek, bu kararların beklenmesi amacıyla davayı 9 Kasım 2026’ya ertelemişti.

KAZA NASIL OLMUŞTU?

O dönem polis basın bültenine yansıdığı şekliyle, 17 Ocak 2021 tarihinde saat 06.20'de Şht. Ast. Sb. Cemil Akın Sokak üzerinde güney istikametine doğru seyreden Beylerbeyi'nde yaşayan Kenan Kurtdemir'in kullandığı PH 670 plakalı Suzuki marka salon araçla dikkatsizce anayol konumundaki Uğur Mumcu Caddesi'ne girdiği sırada, cadde üzerinde batı istikametine doğru seyreden 21 yaşındaki Mehmet Eren Düzce yönetimindeki PU 878 plakalı Mercedes marka salon aracın önünü tıkamasıyla çarpışma meydana gelmişti.

Çarpmanın ardından ileri doğru savrulan Kurtdemir'in aracı yolun solunda bulunan taş duvara çarptıktan sonra yolun sağına geçerek, Girne Belediyesi'ne ait kaldırım taşlarına çarpıp kaldırım üzerinde durmuştu. Yine çarpmanın etkisiyle ileri doğru savrulan PU 878 plakalı araç ise yolun solundaki taş duvara ve Hasan Cafer İlkokulu tabelasına çarparak durmuştu.

Kazada PU 878 plakalı araçta yolcu olarak bulunan Girne'de sakin Murat Özdemir (22) yaralanarak Dr. Akçiçek Hastanesi'ne kaldırılmış, ilk yardım tedavisinin ardından ortopedi servisinde müşahede altına alınmıştı.

KURTDEMİR'İN 198 MİLİGRAM ALKOLLÜ OLDUĞU BELİRLENMİŞTİ

Aynı kazada yaralanan PH 670 plakalı araç sürücüsü Kurtdemir ise Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak acil serviste gördüğü ilk yardım tedavisinin ardından yoğun bakım ünitesinde müşahede altına alınmış, kazadan 5 gün sonra 22 Ocak 2021 tarihinde yaşamını yitirmişti. Ayrıca, ileri tahkikat sonucunda hazırlanan rapora göre Kurtdemir'in 198 miligram alkollü olduğu belirlenmişti.

DAVA SÜRECİ...

Düzce, Girne Ağır Ceza Mahkemesi'nde 11 Şubat 2026 tarihinde itham edilmesinin ardından tutuklanmış, 5 gün sonra ise karar açıklanmıştı.

Düzce duruşmada ilk olarak "aracını hızlı kullandığı" ve "trafikte uyması gereken kurallara uymadığı" yönündeki suçlamaları kabul etmişti.

Mahkemede, Düzce'nin kullandığı aracın kendi adına kayıtlı olduğunu gösteren belge ile sigorta ve seyrüsefer belgeleri; Kurtdemir'e ait ehliyet belgesi ve aracının sigortasının bulunmadığına, sigortanın geçersiz olması nedeniyle seyrüseferinin de geçersiz olduğuna dair belgeler emare olarak sunulmuştu.

"ARA YOLDAN KAVŞAKTA ÖNÜME GİRDİ ANCAK TOPARLAYAMADIM"

Kurtdemir'e ait iki adet tıbbi rapor, sanığın kazadan sonra polise verdiği ilk ifadeyi içeren "Ben yolumda ilerliyordum. Ara yoldan kavşakta önüme girdi ancak sola kırmama rağmen toparlayamadım." şeklindeki belge, bölge fotoğraflarını içeren doküman, yol içerisinde polisin aldığı kabataslak kroki ve taslak da emare olarak sunulmuştu.

Kaza mahalline ait güvenlik kamerası görüntüleri, Kurtdemir'in "198 miligram alkollü" olduğunun rapor edildiği kan analiz raporu, Kurtdemir'e yapılan otopsi sonucunu içeren "trafik kazasına bağlı künt kafa travması" ve "beyin kanaması" ifadelerinin yer aldığı ölüm belgesi ile otopsi sırasında çekilen fotoğraflar da CD (kompakt disk) olarak mahkeme tarafından emare alınmıştı.

Uluslararası sürat uzmanından alınan, Kurtdemir'in saatte 24 km, sanığın ise 85 km hızda olduğunun belgelendiği sürat raporu da sunulmuştu.

Düzce'nin kendisine dava tebliğinde "Suçlu olduğumu sanmıyorum." şeklindeki ifadesi de emare olarak dosyaya girmişti.

Düzce'nin 2019 yılına ait trafik sicilini gösteren belge ve başka sabıkasının olmadığına ilişkin döküm de sunulmuştu.

Düzce hakkındaki sosyal tahkikat raporu, PGM kaza raporu ile Kurtdemir için sigortadan tazmin edilen tutarı gösteren çek de mahkemeye sunulmuştu. PGM kaza raporunda, sanığın emniyet kemeri taktığına, Kurtdemir'in ise takmadığına dair bulgular yer almıştı.

"ARKADAŞINI ALIP DÖNERKEN BİR ANDA KARŞISINDA MÜTEVEFFAYI GÖRDÜ VE ÇARPIŞTI"

Aynı mahkeme oturumunda söz alan avukat Demir ise, kaza gününü şu sözlerle açıklamıştı:

"Müvekkilim olay günü Pia Bella Otel'de şoför olarak çalışmaktaydı. İşten çıkan arkadaşının 'Beni işten alabilir misin?' demesi üzerine gitmiş ve dönüşte bu kaza meydana gelmiştir. Biraz süratliydi. Emniyet kemeri takılıydı. Alkolle arası yoktur, hiç içmemiştir. Arkadaşını alıp dönerken bir anda karşısında müteveffayı (Kenan Kurtdemir'i) gördü ve çarpıştı. Sol tarafa kırmış olmasına rağmen kaza kaçınılmaz oldu. Hava yağışlıydı ve istemediği halde kendini bu kazanın içinde buldu. Müteveffa 198 miligram alkol tesiri altındaydı, ayrıca emniyet kemeri takmıyordu."

Mahkeme, kararın açıklanması için duruşmayı 16 Şubat 2026 tarihine ertelemiş ve Düzce'nin o güne kadar tutuklu kalmasına emir vermişti.

 

16 Şubat 2026 tarihli karar duruşmasında ise mahkeme, "aracını hızlı kullanmak" ve "trafikte uyması gereken kurallara uymamak" suçlarından Düzce'yi suçlu bulmuş ve 1 yıl hapse mahkum etmişti.

Heyetin kararını okuyan yargıç, incelenen emarelere göre Kurtdemir'in kanında 198 miligram alkol bulunduğunu, tali yoldan ana yola gireceği sırada hızını düşürdüğünü ancak dikkatsizce ana yola giriş yaptığını belirtmişti. Yargıç, Düzce'nin ise 65 km/h gitmesi gereken yolda 85 km/h hızla seyrettiğini ve önüne çıkan Kurtdemir ile çarpıştığını ifade etmiş; yolda öncelik hakkının Düzce'de olduğunu ve çarpışmanın Düzce'nin bulunduğu şeritte gerçekleştiğini kaydetmişti.

"KAZADA KURTDEMİR ANA KUSURLU, DÜZCE İSE ETKEN UNSUR"

Yargıç, Kurtdemir'in dikkatsizce yola çıktığı sırada Düzce'nin önüne çıktığının "sabit" olduğunu, görüş mesafesi olmasına rağmen yola çıktığını belirtmişti.

Kurtdemir'in kazanın oluşmasında "ana kusurlu", Düzce'nin ise "etken unsur" olduğunun tespit edildiğini ifade eden yargıç, kazaya ilişkin polis raporuna da değinerek Kurtdemir'in emniyet kemeri takmadığını ve aracın sol tarafında bulunduğunu anımsatmıştı.

Yargıç ayrıca Düzce'nin kavşakta hızını indirmesi gerektiğini ancak indirmeden yoluna devam ettiğini ve yolun bu sırada yağmurdan dolayı ıslak olduğunu da kaydetmişti.

Kurtdemir'in kanında 198 miligram alkol tespit edildiğini de anımsatan yargıç, Düzce'nin ise aracını ihtiyatsızca ve halkı tehlikeye atacak şekilde kullandığını söylemişti.

Düzce'nin mesleğinin şoför olması nedeniyle trafik kurallarına herkesten daha fazla özen göstermesi gerektiğini de ifade eden yargıç, buna rağmen kurallara riayet etmediğini, kavşağa yaklaşırken hızını düşürmesi gerekirken düşürmediğini ve yolun ıslak olmasına karşın gerekli tedbiri almadığını belirtmişti.

Öte yandan yargıç, sanığın suçunu kabul etmiş olmasını, avukatı aracılığıyla mahkemeden özür dilemesini, tahkikat sürecine yardımcı olmasını, evli ve çocuk sahibi olmasını, askerlik görevini kulağındaki sağlık sorunu nedeniyle yerine getirememiş olmasını ve yargılanmadan önce tazminat ödenmesini sağlamasını lehine takdir edilen unsurlar olarak sıralamıştı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

İLGİLİ HABERLER


Yorum Yap

Tüm Yorumlar