
"Kalıcı çözüm ancak iki devletli vizyonla mümkün"
Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının özden gelen hakları ile KKTC’nin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü teyit edilmeden başlayacak herhangi bir sürecin başarıya ulaşamayacağını da kaydetti.
TAK
Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı ve Başbakan Ünal Üstel’in öncülüğünde düzenlenen “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Güçlü, Egemen Geleceği İçin Vizyon ve Proje Çalıştayı” kapsamındaki Dış Politika Komitesi toplandı.
UBP’den yapılan açıklamaya göre, uluslararası ilişkiler uzmanları, tarihçiler, diplomatlar ve akademisyenlerin yer aldığı toplantıya, partinin siyasi kadrolarının yanı sıra geçmişte partiye ve devlete hizmet etmiş isimler, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetim temsilcileri ve uzmanlar katıldı.
Toplantıda kapsamlı sunum yapan Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, katılımcıların görüş ve önerilerini dinleyerek, Kıbrıs meselesi ve dış politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“FEDERASYON MODELİ GEÇERLİLİĞİNİ YİTİRDİ”
Yarım asrı aşkın süredir müzakere edilen federasyon modelinin artık geçerliliğini tamamen yitirdiğini söyleyen Ertuğruloğlu, kalıcı ve sürdürülebilir çözümün ancak egemen eşitlik temelinde iki devletli çözüm vizyonuyla mümkün olabileceğini belirtti.
Türkiye ile tam iş birliği ve eş güdüm içinde hareket ettiklerine dikkat çeken Ertuğruloğlu, 2017’de Crans-Montana’da sonuçsuz kalan konferansın ardından federasyon temelindeki çözüm arayışlarının fiilen sona erdiğini ifade etti.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in geçen hafta Ada’ya gerçekleştirdiği ziyarette, taraflar arasında ortak zemin bulunmadığının bir kez daha teyit edildiğini ifade eden Ertuğruloğlu, “Devletimize sonuna kadar sahip çıkmamız hayati önem taşıyor.” dedi.
“Bugün adada dili, dini ve milleti farklı iki ayrı halk ve iki ayrı devlet otoritesi bulunmaktadır.” diyen Ertuğruloğlu, mevcut gerçeklik göz ardı edilerek adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılamayacağını belirtti.
Ertuğruloğlu, başlayacak herhangi bir sürecin başarıya ulaşması için Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarının kabul edilmesi, KKTC’nin egemen eşitliği ile eşit uluslararası statüsünün teyit edilmesi gerektiğini söyledi.
“STATÜ EŞİTSİZLİĞİ GİDERİLMEDEN BİR SÜREÇ BAŞARIYA ULAŞAMAZ”
Kıbrıs sorununun temelinde statü eşitsizliğinin bulunduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, BM Güvenlik Konseyi’nin 1964 tarihli 186 sayılı kararının Rum tarafını adanın tek meşru temsilcisi olarak kabul ederken, Kıbrıs Türk halkını “toplum” statüsüne indirgediğini kaydetti.
Söz konusu kararın statü eşitsizliğinin temelini oluşturduğunu dile getiren Ertuğruloğlu, “Bu yapısal eşitsizlik giderilmeden, BM himayesinde yürütülecek hiçbir sürecin başarıya ulaşması beklenmemelidir.” ifadelerini kullandı.
“AB TARAFSIZ BİR AKTÖR DEĞİLDİR”
Avrupa Birliği’nin Kıbrıs sorunu çözülmeden Rum tarafını üyeliğe kabul etmesini “stratejik hata” olarak nitelendiren Ertuğruloğlu, bu kararın Rum yönetiminin "uzlaşmaz" tutumunu güçlendirdiğini söyledi.
Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Raffaele Fitto’nun AB tarafından “Kıbrıs Özel Temsilcisi” olarak görevlendirilmesine de değinen Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk tarafının iradesi dikkate alınmadan gerçekleştirilen atamanın, AB’nin tarafsız bir aktör olmadığını bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti.
“ULUSLARARASI GÖRÜNÜRLÜĞÜMÜZÜ ARTIRMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”
KKTC’nin uluslararası görünürlüğünü artırmak amacıyla Türkiye ile uyum içinde çalıştıklarını belirten Ertuğruloğlu, Türk Devletleri Teşkilatı, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ile ilişkilerin güçlendirildiğini kaydetti.
Ertuğruloğlu, bu platformlarda elde edilen kazanımların Kıbrıs Türk halkının tezlerinin daha geniş çevrelere anlatılmasına katkı sağladığını ifade ederek, hedeflerinin KKTC’nin uluslararası görünürlüğünü artırmak, Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarını savunmak ve iki devletli çözüm vizyonunu uluslararası alanda daha güçlü şekilde ileri taşımak olduğunu belirtti.
“TMK’NIN ETKİNLİĞİNİ KORUYACAĞIZ”
Rum tarafının mülkiyet konusunu siyasileştirme girişimlerine de değinen Ertuğruloğlu, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından etkin bir iç hukuk yolu olarak kabul edildiğini hatırlattı.
Hükümetin TMK’nın etkinliğini korumak ve gerekli mali kaynakları sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdürdüğünü kaydeden Ertuğruloğlu, e-vize sistemi ile dijital konsolosluk hizmetlerinin yaygınlaştırılmasının da yeni dönemin öncelikleri arasında bulunduğunu ifade etti.





























Yorum Yap
Tüm Yorumlar