"Güney'dekiler, Kıbrıslı Türkler masadan kaçsın; Kuzey'dekiler ise 'çözümsüzlük çözümdür' gailesinde"

Güncelleme:

A
A

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıslı Türklerin moral ve motivasyonunu kırmaya yönelik girişimlere tepki göstererek, "Mücadele sahada verilir ve bu mücadele sahada veriliyor." dedi.

ZgotmplZ Cumhurbaşkanlığı

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Güney Kıbrıs'ın baskı girişimlerinin ardından Girne Kalesi'nde eylül ayında düzenlenmesi planlanan NEXUS müzik festivalinin ve FC Barcelona'nın Barça Academy aracılığıyla eylül ayında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) gerçekleştirmesi planlanan futbol eğitim kampının ertelenmesiyle ilgili yazılı açıklama yaptı.

Cumhurbaşkanı Erhürman, ayrıca Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Mehmet Dana'nın ara bölgedeki Dayanışma Evi'nde yabancı diplomatlara verdiği brifing sırasında, Rum Yönetimi Dışişleri Bakanlığı'nın toplantıya katılım olmaması yönündeki girişimlerine de değindi.

Kıbrıslı Türklerin moral ve motivasyonunu kırmak amacıyla dört bir yandan harekete geçildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erhürman, bunun nedeninin "konfor alanlarının bozulması" olduğunu söyledi.

Erhürman, açıklamasında Güney Kıbrıs ve Kuzey Kıbrıs'taki farklı yaklaşımlara da işaret ederek, "Güneydekiler, Kıbrıslı Türkler masadan kaçsın, biz 'çözüm isteyen mağdur taraf' rolünü oynamaya devam edelim derdinde; kuzeydekiler ise 'bizimkiler masadan kaçsın, çözümsüzlük çözümdür, biz böyle iyiyiz' gailesinde." ifadelerini kullandı.

Mücadelenin Sarayönü'nde birbirine laf atarak verilemeyeceğini vurgulayan Erhürman, "Mücadele sahada verilir ve bu mücadele sahada veriliyor." dedi.

Cumhurbaşkanı Erhürman'ın açıklamasının tamamı şu şekilde:

"Bizim açımızdan, ne 'Barcelona', ne 'festival' ne de Sn. Mehmet Dana’nın ara bölgede büyükelçiler için yaptığı bilgilendirme toplantısını engelleme yönündeki girişimler, olmuş, bitmiş, geride kalmış, kapanmış dosyalardır. Ne de Avrupa Parlamentosu’nun başta 'kayıplar' konusunda olmak üzere verdiği tek yanlı, tarafgir kararlar!

Kıbrıs Rum Liderliği’nin büyükelçilerle yapılacak görüşmeyi engelleme girişimi hangi sebeple yapılmış olursa olsun… O 'sebep'le yapılmaması gerektiği iddia ediliyor iseydi, büyükelçilerin katılmış olması, o sebebin uluslararası toplum tarafından dikkate alınabilecek, meşru bir sebep olmadığını yeterince göstermiştir herhalde!

Görüşmeler devam etmesine karşın Kıbrıs Rum Liderliği Kıbrıslı Türkleri görünmez kılma çabalarına devam edecekmiş! Görüşmeler devam etmesine karşın bizler de, hem Kıbrıs Rum Liderliği’nin bu girişimlerini, hem de halkımızı görünür kılma çabalarımıza devam edeceğiz.

Bu çabaların görünen, görünmeyen tarafları vardır ve hep olacaktır tabii ki!

Bu adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olan Kıbrıslı Türkler masadan kaçsın, uluslararası toplumla ve kuruluşlarla tüm iletişimini koparsın diye iki taraflı bir çaba var! İki taraf birbirinin değirmenine su taşımaya devam ediyor her zamanki gibi. Güneydekiler Kıbrıslı Türkler masadan kaçsın, biz 'çözüm isteyen mağdur taraf' rolünü oynamaya devam edelim derdinde, kuzeydekiler ise, 'bizimkiler masadan kaçsın, çözümsüzlük çözümdür, hep izole kalalım, çocuklarımızın dünyayla buluşmasına gerek yok, biz böyle iyiyiz' gailesinde.

İkisinin buluştuğu yer, Kıbrıslı Türkler’in görünmez kılınması, dünyayla buluşamamasının sağlanması! Halkımız biliyor ki bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, ne birine teslim oluruz, ne de öbürüne!

Kıbrıslı Türkler Kıbrıslı Rumlarla eşittir. Bunu kabul etmeyen Rum, Türk, uluslararası kuruluş, temsilci, kim varsa, bilecekler ki yolumuzun onlarla herhangi bir yerde kesişmesi mümkün değildir. Uluslararası kuruluşlar da bilecekler ki dünde değiliz! 'Ama zaten siz de daha önce öyle, böyle'… Yok öyle! Dünyanın adil bir yer olmadığını kimse bize öğretmeye kalkmasın. Biz bunun bedelini ödedik, ödemeye devam ediyoruz. Ama adaletsizliğin 'norm' haline getirilmesine teslim olmadık, olmayacağız.

Omurga önemlidir! Ama sanırım herkes bilir ki en az omurga kadar, beyin ve yürek de önemlidir. Hatta bilinir ki beynin ve yüreğin olmadığı yerde omurga tek başına hiçbir şey ifade etmez. Yaşam belirtisi dahi gösteremez!

Kimse bizden bir kez daha Kıbrıslı Türklerin tüm uluslararası temaslarını ortadan kaldırarak, tüm süreçleri dondurarak, onunla bununla konuşmam, diyalog kurmam, diplomasi yapmam diyerek, sözde dik durarak, aslında bulunduğu yere çakılarak, Kıbrıslı Türklerin görünmez kılınması çabalarını fark etmeden desteklemek aymazlığını beklemesin.

Kıbrıslı Türklerin moral motivasyonunu kırmak için dört bir yandan harekete geçildi. Geçilir elbet! Çünkü konfor alanları bozuldu. Şimdi kartlar yeniden dağıtılacak!

Herkes elinde ne varsa ardına koymasın! Kıbrıs Türk halkı bu adada 1878’ten beri varoluş mücadelesi veriyor. Kimse, bu halkın deneyimini, birikimini, yetişmiş insan kaynaklarını küçümsemeye kalkmasın. Mücadele Sarayönü’nde birbirine laf atarak verilmez. Mücadele sahada verilir ve bu mücadele sahada veriliyor!

Saha kuruldu. Kılını kıpırdatmayıp, görevinin farkında dahi olmayıp, ona buna laf yetiştirip, 'biz böyle iyiyiz' diyenlerin Kıbrıs Türk halkı açısından sahada yeri yok. Bu daha fazla nasıl görülebilirdi ki!

Seçim dönemidir (kuzeyde de, güneyde de seçim rüzgarları esiyor)… Elbette herkesin kendini göstermeye, laf üretip görünür olmaya ihtiyacı var. Bunu bilir ve anlarım. Ama bilinecek ki, seçimler geçer, biter, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesi bitmez.

Bu halk bana on ay önce görev verdi. Daha dört yıldan fazla görev sürem var. Halkıma sözüm, bu halkın bu adadaki haklarından, güvenliğinden ve eşitliğinden asla vazgeçmeyeceğim, bu halkın görünmez kılınmasına, dünyayla buluşmasının engellenmesine asla göz yummayacağımdır. Sözüm sözdür!

Ben sözümü muhataplarımın gözüne bakarak söylüyorum ve söyleyeceğim. Sözüne güvenen sözünü gözüme söyler!"

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR


Yorum Yap

Tüm Yorumlar

İlginizi Çekebilir