
Filo Jet kayıplarının aileleri cevap istiyor: Bizim ailelerimizi bile bile mi ölüme götürdüler?
Yayınlanma:
Güncelleme:
Filo Jet faciasında tutuklu 9 zanlının 5’inci kez mahkemeye çıkarılması öncesi, kayıplarının bulunması ve facianın tüm sorumlularının ortaya çıkarılması çağrısı yapan aileler, gemideki kırığın bilinmesine rağmen sefere nasıl izin verildiğini sordu.
Girne açıklarında 30 Ağustos’ta meydana gelen Filo Jet gemi faciasıyla ilgili soruşturma kapsamında tutuklu bulunan dokuz zanlı, bugün beşinci kez Girne Kaza Mahkemesi’ne çıkarılacak.
Mahkemeyi takip etmek için hayatını kaybeden ve halen kayıp olan yolcuların ailelerinin yanı sıra, aktivistler de ailelere destek amacıyla mahkemelerin bulunduğu Mustafa Çağatay Caddesi'nde toplandı. Polis de mahkemelerin önüne şerit çekmek suretiyle ve caddede yoğun güvenlik önlemleri aldı.

Dün halka mahkeme önünde destek çağrısında bulunarak; bugün "Kaza Değil Cinayet", "Kaptan Nefesinde Boğulsun", "Adalet İstiyoruz" yazılı dövizlerle mahkemeler önüne gelen aileler, mahkeme öncesinde basın açıklaması yaptı.
Kazada annesi Nuray Zeytun Özbiler'i kaybeden Dilek Özbiler, aileler adına ortak açıklamayı okudu.
“BİZ TAŞKINLIK YAPMIYORUZ, CENAZELERİMİZİ BEKLİYORUZ! ARTIK CEVAP İSTİYORUZ!”
30 Ağustos’ta Girne açıklarında meydana gelen Filo Jet gemi faciasının üzerinden günler geçtiği ifade edilen açıklamada, kendilerinin hâlâ kayıp yakınlarından gelecek bir haberi beklediklerine değinildi.

Açıklamada, "Herkes evinde rahatça uyurken, biz aileler liman sokağında çocuklarımızın, kardeşlerimizin, eşlerimizin, annelerimizin ve babalarımızın cenazelerini bekliyoruz." denilerek, taşkınlık yapmadıklarını, kavga çıkartmadıklarının altını çizerek, sadece bilgi istediklerine dikkat çekildi.
MYK Video: Filo Jet faciasında tutuklu 9 zanlının 5’inci kez mahkemeye çıkarılması öncesi, kayıplarının bulunması ve facianın tüm sorumlularının ortaya çıkarılması çağrısı yapan aileler, “Gemide kalan insanlarımıza ulaşmak zorundasınız, bunu
— MYKibris.com (@MYKibris) September 25, 2026
bize borçlusunuz.” dedi. #MYKHaber pic.twitter.com/LlT5839zJV
Ancak günler geçtiği ve bekledikleri halde yeterli bilgi alamadıkları belirtilen açıklamada, kendilerine ulaşmayan her haber, cevaplanmayan her soru, giderilmeyen her belirsizliğin şüphelerini daha da artırdığı ifade edilerek, şunlar kaydedildi:
"Artık açıkça söylüyoruz: O geminin içerisinde kalan bütün insanlarımıza ulaşmak zorundasınız. Bizlere bunu borçlusunuz!
Bizim devletten ve hükümetten başka başvuracağımız bir yer yok. Artık ailelerin tek tesellisi, kaybettikleri yakınlarının cenazelerine ulaşmak, onları ülkelerine götürmek ve toprağa verebilmektir.
Bu nedenle arama çalışmalarının çok daha hızlı ve yoğun şekilde yürütülmesini, ailelere en azından gün aşırı kapsamlı ve resmi bilgi verilmesini talep ediyoruz."

"BİZ CEVAP İSTİYORUZ!"
Facianın ardından haftalardır sorularına cevap aradıkları ifade edilen açıklamada; gemide yeterli sayıda can yeleği olup olmadığı, mevcut can yeleklerinin bağlantıları ve ekipmanlarının eksiksiz olup olmadığı ve tahliye gerçekten olması gerektiği gibi gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği sorgulandı.
Açıklamada, tahliyenin doğru ve zamanında yapılmış olması halinde, bugün aralarında 3 yaşındaki bebeğin de bulunduğu 13 canın cenazesi için hâlâ burada beklemiyor olunacağı kaydedilerek, yanıtlanması istenen şu sorular soruldu:
- Kaptan ve mürettebat yargı önünde. Peki şirketin sorumluları nerede?
- Şirket yetkilileri nerede?
- Liman yönetiminin sorumluluğu araştırılıyor mu?
- Facianın yaşandığı dönemde görev yapan ilgili ulaştırma makamlarının sorumluluğu araştırılıyor mu?
- Kim, hangi denetimi yaptı?
- Kim sefere izin verdi?
- Kim bu geminin denize açılmasında sakınca görmedi?
“17 HAZİRAN’DA BİLİNİYORDU; DENETİMİ BİZ Mİ YAPSAYDIK?”
Mahkeme sürecinde geminin sol ön kızağındaki kırığın 17 Haziran tarihinde bilindiğine ve yapılan tamirata ilişkin bilgilerin gündeme geldiği belirtilen açıklamada, böyle bir sorun olduğu biliniyorsa, geminin denetimini kim yaptığı, tamiratın hangi standartlara göre gerçekleştirildiği, tamiratın ardından geminin sefere uygun olduğuna kimin karar verdiği sorgulandı.
"Bu denetimleri de biz aileler mi yapacaktık?" diye sorulan açıklamada, mürettebatın bütün belgelerinin olup olmadığı, alkol ve uyuşturucu testi yapılıp yapılmadığı ve yapıldıysa sonuçlarının açıklanması istenerek, "Geminin tüm belge, izin ve denetimleri eksiksizse facia neden yaşandı?" denildi.
Ailelerin ortak açıklaması, şu sorularla devam etti:
- Facia günü Mersin-Taşucu tarafındaki koşullar ve sefer durumu neydi? Eğer karşı limanda seferi etkileyen bir kapanma veya kısıtlama söz konusuysa, Filo Jet’in Girne’den hareketine nasıl izin verildi?
- Yardım fişeği neden zamanında kullanılmadı?
- Geminin bir bölümü suyun altına girdikten sonra kullanılan bir yardım fişeğinin bizim insanlarımızın hayatını kurtarmaya ne kadar faydası olabilirdi?
- Bunun sorumluluğu kimde?
- Dönemin ilgili bakanının Türk Loydu ile ilgili bugün dile getirdiği iddialar varsa, bunlar neden facia yaşanmadan önce gündeme getirilmedi? Denetim konusunda bir sorun biliniyorsa neden gerekli işlem zamanında yapılmadı?
“BİZİM AİLELERİMİZİ BİLE BİLE Mİ ÖLÜME GÖTÜRDÜLER?”
Artık yalnızca açıklama değil, somut cevaplar beklediklerini ifade eden aileler, hata yapanın ortaya çıkarılıp, görevini ihmal edenin hesap vermesini, denetlemeyen, görmezden gelen, zamanında müdahale etmeyen her kim varsa yargı önünde hesabını vermesini istediklerini kaydetti.
Savunma hakkının hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olduğunun bilindiği belirtilen açıklama, şöyle devam etti:
"Ancak biz aileler olarak, ortaya çıkan her yeni iddianın ve her yeni bilginin eksiksiz biçimde soruşturulmasını istiyoruz. Biz kimsenin suçunu peşinen ilan etmiyoruz. Ama hiç kimsenin sorumluluğunun da üzerinin örtülmesini kabul etmiyoruz. Kaptanın, mürettebatın, şirket yöneticilerinin, liman yetkililerinin ve ilgili kamu görevlilerinin sorumlulukları ayrı ayrı ve eksiksiz şekilde araştırılsın."
Aileler, isteklerinin kayıplarının bulunması, ailelere düzenli bilgi verilmesi, facianın bütün sorumlularının ortaya çıkarılıp, hiçbir ihmalin karanlıkta bırakmaması olduğu ifade edilen açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:
"Çünkü biz günlerdir limanda bir telefonun çalmasını, bir haberin gelmesini, bir cenazeye ulaşılmasını bekliyoruz. Bizim beklediğimiz bir sayı değil. Her biri bir insan. Her biri bir evlat. Her biri bir anne, bir baba, bir eş, bir kardeş. Aralarında daha 3 yaşında bir çocuk var. Ve bugün bütün yetkililere soruyoruz:
Madem geminin belgeleri tamdı, madem izinleri vardı, madem denetimleri yapıldı; o halde bu facia neden yaşandı?
Neden bu kadar geç müdahale edildi?
Neden hâlâ bütün kayıplarımıza ulaşamadık?
Ve cevabını almadan buradan ayrılmayacağımız en ağır soruyu soruyoruz:
“SAVUNMA HAKKI VAR AMA BİZİM DE SORACAK SORULARIMIZ VAR”
Elbette herkesin hukuk önünde savunulma hakkı vardır ve suçluluğa karar verecek makam mahkemedir. Ancak biz ailelerin de vicdanen sormaya hakkı vardır: Şirketin ve zanlıların avukatları, günlerdir liman sokağında cenazesini bekleyen ailelerin yaşadıklarını görüyor mu? Kendi ailelerinden biri o gemide olsaydı, bugün aynı sözleri aynı rahatlıkla söyleyebilirler miydi?
Özellikle kaptanın sorumluluğunun bulunmadığı yönünde yapılan savunmalar karşısında soruyoruz: Kaptanı aklamaya çalışırken biz aileleri mi suçlu görüyorsunuz? Biz mi gemiyi sefere çıkardık? Biz mi denetimini yaptık? Biz mi geminin sefere elverişli olduğuna karar verdik? Biz mi tahliyeyi yönettik?
17 Haziran’da geminin sol ön kızağında kırık bulunduğunun bilindiğine ve yapılan tamirata ilişkin bilgiler bugün mahkeme sürecinde gündeme geliyorsa, bunun hesabını sormak bizim en doğal hakkımızdır. O geminin denetimini de biz mi yapacaktık?
Biz kimsenin savunma hakkına karşı değiliz. Ancak savunma yapılırken, limanda günlerdir çocuklarının, eşlerinin, kardeşlerinin ve anne babalarının cenazesini bekleyen insanların acısının da yok sayılmasını kabul etmiyoruz.
Biz suçlu aramıyoruz; gerçeği ve sorumluların ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Kimse ailelerin sorularını susturmaya, yaşananların sorumluluğunu ailelerin üzerine bırakmaya kalkmasın.
'BİZİM AİLELERİMİZİ BİLE BİLE Mİ ÖLÜME GÖTÜRDÜLER?'
Biz susmayacağız. Biz unutmayacağız. Bu facianın bütün gerçekleri ortaya çıkarılana kadar cevap istemeye devam edeceğiz."































Yorum Yap
Tüm Yorumlar