CTP'den tepki: Maliyeyi kötü yönetenler sabit gelirlilerin cebine el uzatıyor

28 Mart 2026

Güncelleme: 28 Mart 2026

A
A

CTP’den yapılan açıklamada, hükümetin hayat pahalılığı konusundaki düzenleme çalışması eleştirilerek, "Maliyeyi kötü yönetenler, kriz ortamını bahane ederek sabit gelirlinin cebine el uzatıyor." denildi.

ZgotmplZ

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), "hükümetin hayat pahalılığıyla ilgili tasarı halindeki yasal düzenlemelerinin sabit ücretlilerin alım gücünü düşüreceğini ve enflasyon karşısında korumasız bırakacağını" belirtti.

 

"Acil önlem paketi" adı altında hayat pahalılığına ilişkin düzenlemeye giden hükümet, üç aylık hayat pahalılığının nisan ayında ödenmesini, bir sonraki ödemenin ise 2027’de yapılmasını hedefliyor.

 

Sendikalar, hayat pahalılığı yasa tasarılarının Meclis'e getirilmesi halinde süresiz genel grev ilan etme, grev yasağına ise sivil itaatsizlikle karşılık verme kararı almışlardı.

 

Hayat pahalılığı ödeneği, sigorta emeklisi, sosyal yardım alanlar, engelli maaşı alanlar, kamu görevlileri ve kamu emeklileri ile asgari ücretlinin hayat pahalılığı ve enflasyon karşısında korunabilmesi için altı ayda (ocak-temmuz) bir maaşlara yansıtılıyor.

CTP'nin basın bürosundan yapılan yazılı açıklamada, sabit ücretlilerin hayat pahalılığı ve enflasyon karşısında korunabilmesi için altı ayda bir maaşlara yansıtılan "Hayat Pahalılığı" kesintisine yönelik, hükümet tarafından hazırlanan "11 yasa tasarısının" maliye komitesinde, tüm paydaşların itirazlarına rağmen, hiçbir ekonomik öngörü, mali plan, etki analizi veya orta vadeli program ortaya konmadan UBP, DP ve YDP milletvekillerinin oylarıyla geçirilerek Genel Kurul’a gönderildiği belirtildi. 

Değişikliklerin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda yönetim anlayışı bakımından da ciddi bir sorun ortaya koyduğu kaydedilen açıklamada, komite toplantısında sendika, ekonomik örgüt ve ilgili paydaşlar tarafından kesintinin ne kadar süreceği, kamu maliyesine etkisi ve sabit gelirlilere nasıl bir koruma sağlanacağıyla ilgili sorulan soruların hiçbirine somut veri ve plan ile cevap verilmediği ifade edildi. 

Açıklamada, "Bu nedenle yapılan düzenleme yalnızca bir maaş düzenlemesi değil; hukuki güvenlik, öngörülebilirlik ve haklı beklenti ilkelerinin görmezden gelinmesidir." denildi. 

Hükümetin ekonomi ve maliye yönetiminin eleştirildiği açıklamada, "Kamu maliyesini iç borç yükü altında bırakan ve iç borç stokunu yaklaşık 25 milyar TL seviyesine çıkaran hükümet, bugün yarattığı ekonomik tablonun faturasını sabit gelirlilere kesmektedir. Kriz yönetimi adı altında yapılan bu düzenleme, gerçekte bir kriz yönetimi değil; krizin maliyetinin en zayıf kesimlerin üzerine yüklenmesidir. Hükümet hiçbir paydaşı masaya davet etmeden, hiçbir ekonomik plan ortaya koymadan, yalnızca maaşları baskılayarak bütçe yönetmeye çalışmaktadır. Bu yaklaşım ekonomik daralmayı hızlandıracak, piyasayı küçültecek, ailelerin alım gücünü daha da düşürecek ve enflasyon karşısında halkı daha da korumasız bırakacaktır." ifadeleri kullanıldı. 

Ortadoğu’da yaşanan savaş ve küresel enerji fiyatlarındaki artışın ekonomiyi olumsuz etkileyeceği belirtilen açıklamada, "Kriz yönetimi maaşları kesmek, alım gücünü düşürmek ve piyasayı daraltmak değildir. Doğru kriz yönetimi, maliyet artışlarını ölçmek, fiyatlara geçişini zamana yaymak, dar gelirli kesimleri korumak, reel sektörü ayakta tutmak ve piyasada güven yaratmaktır. Devletin görevi kriz döneminde maaş kesmek değil; kriz döneminde toplumu korumaktır." denildi. 

Ekonomik örgütlerin, sendikaların ve uzmanların yer alacağı "Ekonomik Kriz Yönetim Masası" kurulması gerektiği ifade edilen açıklamada, "Enerji, akaryakıt, taşımacılık ve temel gıda fiyatlarında ani ve kontrolsüz fiyat geçişlerini önleyecek mekanizmalar oluşturulmalıdır. Fiyat İstikrar Fonu gerçek anlamda bir kriz tamponu olarak kullanılmalı, dış maliyet artışları otomatik olarak halka yansıtılmamalıdır. Dar gelirli kesimler, emekliler, sosyal yardım alanlar ve engelliler için hedefli sosyal koruma programları uygulanmalıdır. Küçük işletmeler ve üreticiler için enerji, finansman ve vergi yüklerini geçici olarak hafifletecek destekler sağlanmalıdır. Temel gıda ürünleri, taşımacılık ve üretim maliyetlerini düşürecek tedbirler alınmalıdır. Üretime dayalı ekonomik modelin güçlendirilmesi, turizmin zarar görmemesi ve yükseköğretimin güvenli şekilde devam edebilmesi için ekonomi politikaları ortak akıl ile belirlenmelidir." ifadeleri yer aldı. 

"Hükümetin yaptığının CTP'nin önerilerinin tersi olduğu" ifade edilen açıklamada, "Maaşları baskılayarak bütçe yönetmeye çalışan, zam yaparak mali denge kurmaya çalışan ve hiçbir ekonomik program ortaya koymadan karar alan bir anlayış, kriz yönetimi değil, yönetim zafiyetidir. Alınan bu karar, maliyeyi kötü yönetenlerin bugün savaş ve kriz ortamını bahane ederek sabit gelirlinin cebine el uzatmasıdır." denildi. 

Kriz yönetiminin "maaş kesmek" olmadığı, kriz yönetiminin fiyat şoklarını yönetmek, piyasayı korumak, kayıt dışılıkla mücadele edip gelir kayıplarını önlemek, dar gelirliyi korumak ve üretimi ayakta tutmak olduğu ifade edildi. 

"TOPLUMSAL MÜCADELENİN YANINDA OLACAĞIZ"

Söz konusu yasa tasarılarının derhal geri çekilmesi yönünde çağrıda bulunulan açıklamada, "Alınan bu karar, ekonomik programı olmayan, öngörüsü olmayan ve toplumu korumayan bir yönetim anlayışının sonucudur. Bu konuda ortaya konacak her türlü demokratik ve toplumsal mücadelenin yanında olacağımızı da kamuoyuna açıkça beyan ederiz." ifadelerine yer verildi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR


Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.

Tüm Yorumlar