Başbakan Üstel'den AB raporu tepkisi: Gerçekleri çarpıtıyor, kabul etmiyoruz

16 Nisan 2026

Güncelleme: 16 Nisan 2026

A
A

Başbakan Ünal Üstel, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporunda Kıbrıs Türk halkına yönelik değerlendirmeleri “taraflı ve gerçeklikten uzak” olarak nitelendirerek, AB’yi Kıbrıs Türklerinin haklarına saygı göstermeye çağırdı.

ZgotmplZ

Başbakan Ünal Üstel, Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi tarafından kabul edilen son Türkiye raporunda, Kıbrıs Türk halkına ilişkin değerlendirmelere yönelik kapsamlı bir açıklama yaptı.

"TÜRKİYE'NİN KIBRIS TÜRK HALKININ İRADESİNE MÜDAHALE YÖNÜNDE AÇIK İMA, GERÇEKLERLE ÖRTÜŞMÜYOR"

Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü'nden yapılan açıklamaya göre Başbakan Üstel, Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen raporda yer alan değerlendirmeleri “büyük bir hayret ve esefle” karşıladıklarını belirterek, Türkiye’nin Kıbrıs Türklerine “adanın meşru bir topluluğu” çerçevesinde hareket alanı tanıması gerektiği yönündeki ifadenin, Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının iradesine müdahale ettiği yönünde açık bir ima içerdiğini ifade etti. Bu yaklaşımın ne tarihi gerçeklerle örtüştüğünü ne de kabul edilebilir olduğunu vurguladı.

"TÜRKİYE'NİN DESTEĞİ, GARANTÖRLÜK SORUMLULUĞUNUN DOĞAL SONUCU"

Kıbrıs Türk halkının kendi devletine, demokratik kurumlarına ve özgür iradesine sahip olduğunu kaydeden Üstel, halkın seçimlerini özgürce yaptığını ve demokratik haklarını baskı altında kalmadan kullandığını belirtti.

"KIBRIS TÜRK HALKI 'TOPLUM' DÜZEYİNE İNDİRGENİYOR"

Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğinin ise bir müdahale değil, tarihi ve kültürel bağların yanı sıra garantörlük sorumluluğunun doğal sonucu olduğunu ifade etti.

Raporda Kıbrıs Türk halkının yalnızca “toplum” düzeyine indirgenmesine yönelik yaklaşımı kesin bir dille reddettiklerini belirten Üstel, Kıbrıs Türk halkının kendi devlet çatısı altında örgütlenmiş, siyasi iradesini özgürce ortaya koyan ayrı ve eşit bir halk olduğunu vurguladı.

"RAPORDAKİ İFADELER KIBRIS TÜRK TARAFININ EGEMEN EŞİTLİK VE EŞİT ULUSLARARASI STATÜ TEMELİNDEKİ HAKLI DURUŞUNU GÖZ ARDI EDİYOR"

Üstel, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in girişimlerine atıf yapılarak, çözüm müzakerelerinin yeniden başlatılmasına yönelik beklentilerin dile getirilmesi ve Avrupa Komisyonu’na özel temsilci atanması çağrısının, Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelindeki haklı duruşunu göz ardı ettiğini ifade etti. Üstel ayrıca; Kıbrıs Türk halkının demokratik tercihleri üzerinden yapılan değerlendirmelerin, halk iradesine saygı ilkesinden uzak olduğunu belirtti.

"BARIŞ GÜCÜ VE ARA BÖLGEYLE İLGİLİ OLAYLAR TEK TARAFLI ANLATIMLARLA YANSIDI"

Raporda Türkiye’nin rolüne ilişkin olarak dile getirilen, ara bölgenin statüsü ve BM Barış Gücü’nün yetkilerine saygı gösterilmesi yönündeki ifadeler ile Türkiye’ye yönelik tek taraflı suçlamaların da gerçeklikten uzak olduğunu kaydeden Üstel, ara bölgede yaşandığı iddia edilen olayların tek taraflı anlatımlarla rapora yansıtılmasının tarafsızlık ilkesine gölge düşürdüğünü söyledi.

Ara bölgenin askerden arındırılması, Pile’de yürütülen projeler ve sahadaki uygulamalara ilişkin değerlendirmelerde Kıbrıs Türk tarafının hak ve ihtiyaçlarının yok sayılmasının kabul edilemez olduğunu belirten Üstel, bu konularda varılan uzlaşıların uygulanmasına yönelik sorumluluğun tek taraflı olmadığını ifade etti.

Raporda Türkiye’ye asker çekme çağrısı yapılması ve adadaki mevcut gerçekliklerin “işgal” söylemi üzerinden değerlendirilmesinin, 1963’ten bu yana Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı saldırılar ve güvenlik ihtiyaçlarını tamamen görmezden geldiğini belirten Üstel, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin tartışma konusu olmadığını vurguladı.

Üstel, demografik yapı iddiaları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin statüsüne yönelik eleştiriler ve özellikle Maraş konusunda dile getirilen ifadelerin de siyasi saiklerle hazırlanmış, tek taraflı ve gerçeklikten uzak değerlendirmeler olduğunu belirtti.

Maraş açılımının mülkiyet haklarına saygı temelinde ve uluslararası hukuk çerçevesinde yürütüldüğünü ifade eden Üstel, bu sürecin “insanlığa açılım süreci” olduğunu kaydetti ve “trajedi istismarı” olarak nitelendirilmesini kabul etmediklerini söyledi.

Avrupa Birliği’nin Kıbrıs konusundaki geçmiş tutumunun bugünkü tablonun en önemli nedenlerinden biri olduğunu belirten Üstel, Annan Planı sürecinde Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesini ortaya koymasına rağmen, Rum tarafının “hayır” demesine karşın Avrupa Birliği’nin Rum yönetimini adanın tek ve meşru hükümeti olarak kabul ederek birliğe dahil etmesinin çözüm dengelerini bozduğunu ifade etti.

Bu adımın Rum tarafının çözüme duyduğu ihtiyacı ortadan kaldırdığını, müzakere masalarında maksimalist bir anlayışın önünü açtığını ve kapsamlı çözüm umutlarını zayıflattığını belirten Üstel, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelindeki duruşlarını kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı.

Üstel, Kıbrıs Türk halkının iradesini yok sayan, gerçekleri çarpıtan ve taraflı yaklaşımlar içeren bu tür raporları kabul etmediklerini yineleyerek, Avrupa Birliği kurumlarını Kıbrıs meselesine daha adil, dengeli ve gerçekçi bir perspektifle yaklaşmaya ve Kıbrıs Türk halkının haklarına, iradesine ve eşit statüsüne saygı göstermeye davet etti.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR


Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.

Tüm Yorumlar