
29 yılda 178 HIV pozitif vaka: Son 4 yılda gençlerde artış yaşandı
17 Temmuz 2026
Dr. Emre Vudalı, 1997 yılında ilk HIV vakasının tespit edilmesinden bu yana geçen 29 yılda KKTC vatandaşları arasında toplam 178 HIV pozitif vakanın kayıtlara geçtiğini açıkladı.
TAK
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Emre Vudalı, HIV/AIDS konusundaki güncel durumu, tanı ve tedavi yöntemlerini ile virüsten korunma yollarını Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) değerlendirdi.
Modern tedavi yöntemleri sayesinde ölümcül bir hastalık olmaktan çıkıp yönetilebilir kronik bir hastalık haline gelen HIV'in, KKTC'de özellikle genç nüfusu etkilediğini ifade eden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Emre Vudalı, vaka artışının önüne ancak eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarıyla geçilebileceğini vurguladı.
Avrupa ülkelerinde koruyucu sağlık politikaları ve yaygın farkındalık çalışmaları sayesinde HIV vaka sayılarının düşüş eğiliminde olduğunu ifade eden Dr. Emre Vudalı, buna karşın Türkiye ve KKTC’de özellikle gençler arasında vakalarda artış görüldüğünü belirtti.
Risk grubunda bulunan kişilerin düzenli HIV testi yaptırmaktan kaçındığını gözlemlediklerini dile getiren Dr. Emre Vudalı, erken tanının hem tedavi başarısı hem de virüsün yayılımının önlenmesi açısından büyük önem taşıdığını kaydetti.
Dr. Emre Vudalı, "HIV pozitif insanları mimlemek veya soyutlamak yerine topluma kazandırmak gerekiyor. Tedavi edilen HIV, tansiyon veya diyabetten farklı değil... Tedavi edilen HIV, tansiyon veya diyabetten farklı değil... İlaçlarını düzenli kullanan hastalar hayatlarına kaldığı yerden devam edebilir." dedi.
Son günlerde Lefke bölgesine yönelik sosyal medyada yer alan iddialara da değinen Vudalı, bu bölgeden temas şüphesiyle test yaptırmak için hastaneye başvuran kimse olmadığını da ifade etti.

29 YILDA 178 VAKA: SON 4 YILDA GENÇ VAKALARDA ARTIŞ OLDU
Ülke genelindeki verilere değinen Vudalı, KKTC’de ilk vakanın tespit edildiği 1997 yılından bu yana geçen 29 yıllık süreçte, toplam 178 KKTC vatandaşının HIV pozitif olarak kayıtlara geçtiğini belirtti.
Bu süreç zarfında 11 hastanın kaybedildiğini belirten Vudalı, şu an aktif olarak takip ve tedavi edilen vaka sayısının 168 olduğunu kaydetti.
Ülkede her yıl ortalama 15 ila 20 yeni vaka bildirimi yapıldığını ifade eden Vudalı, bu kişilerin ağırlıklı olarak cinsel açıdan aktif dönemde bulunan 20 ile 40 yaş arasındaki bireyler olduğunu aktardı.
Vudalı, son 4 yıllık istatistikler incelendiğinde vaka sayılarında artış gözlemlediklerini dile getirerek, yılbaşından bugüne kadar ise Sağlık Bakanlığı’na toplam 13 yeni HIV pozitif vakası bildirildiğini açıkladı.
"HERKES VİRÜSTEN ETKİLENEBİLİR"
HIV'in din, dil, etnik köken, yaş veya cinsel yönelim gözetmeksizin herkesi etkileyebileceğini vurgulayan Dr. Emre Vudalı, "İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü" olarak adlandırılan bu virüsle enfekte olan kişilerin tedavi almaması halinde, bağışıklık sistemlerinin zamanla savunmasız hale geleceğini hatırlattı.
HIV VE AIDS FARKI: AIDS HASTALIĞIN SON EVRESİDİR
Toplumda sıkça birbirine karıştırılan HIV ve AIDS kavramları arasındaki farkı da açıklayan Vudalı, her HIV pozitif bireyin AIDS olmadığını anlattı.
Vudalı, "Kazanılmış Bağışıklık Yetmezlik Sendromu" olarak adlandırılan AIDS'in HIV'in neden olduğu hastalığın son klinik evresi olduğunu belirtti.
"GRİP BENZERİ BELİRTİLERLE BAŞLIYOR"
HIV virüsünün vücuda girmesini takip eden ilk bir ay içinde genellikle grip benzeri şikayetlerle kendini gösterdiğini belirten Vudalı, bu dönemde belirtilerin kolayca gözden kaçabildiğine işaret etti.
Vudalı, ilk aşamada hiçbir belirti görülmeyebileceği gibi; hızlı kilo kaybı, kuru öksürük, tekrarlayan yüksek ateş, gece terlemeleri, açıklanamayan halsizlikle koltuk altı, kasık veya boyun lenf bezlerinde büyüme gibi yakınmaların ortaya çıkabileceğini söyledi.
Üç evreden oluşan hastalığın "sessiz dönemi" hakkında da bilgi veren Vudalı, "Bu dönemde belirgin bir bulgu gözlenmez. Ortalama 2 ila 10 yıl sürebilen bu süreçte bağışıklık sistemi sinsice zayıflar. Tedavi edilmediği takdirde, ciddi şekilde çöken bağışıklık nedeniyle vücutta fırsatçı enfeksiyonlar ve bazı kanser türleri gelişir" uyarısında bulundu.

"VİRÜS VÜCUDA GİRDİKTEN SONRA TAMAMEN YOK EDİLEMEZ"
Virüsün vücuda girdikten sonra onu tamamen yok edecek bir tedavinin henüz olmadığını belirten Dr. Emre Vudalı, ancak modern tıp sayesinde virüs yükünün 3 ila 6 ay içerisinde baskılanarak negatife (saptanamaz düzeye) indirilebildiğini ifade etti.
Vudalı, "Hastalığı vücuttan tamamen arındırma tedavisi yok ama virüs baskılanıp yönetilebiliyor." dedi.
"İSİM VERMEDEN TEST YAPTIRMAK MÜMKÜN"
HIV’in yasal olarak bildirilmesi zorunlu hastalıklar kapsamında olduğunu hatırlatan Dr. Vudalı, tanı için herhangi bir laboratuvarda yapılacak basit bir kan testinin yeterli olduğunu ve ülkedeki tüm devlet hastanelerinde ve birçok özel laboratuvarda bu testlerin güvenle yapıldığını belirtti.
Toplumsal baskı ve damgalanma korkusu yaşayan bireyler için önemli bir kolaylığı paylaşan Vudalı, şu bilgiyi verdi:
"Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'nde isim vermeden test yaptırmak mümkündür. Bireylerin bir enfeksiyon hastalıkları uzmanına başvurması yeterlidir. Hastanemizde görevli 4 enfeksiyon uzmanı bu süreçleri gizlilik içinde yürüterek hastaların tedavilerini üstleniyor."
"YALANCI POZİTİFLİK ÇIKABİLİR"
Tanının kan testi sonucu konulduğunu, ilk yapılan tarama testlerinin sadece "ön tanı" niteliğinde olduğunu belirten Vudalı, bazen "yalancı pozitif" sonuçlar alınabildiğini, bu nedenle kesin tanı için mutlaka ileri tetkik yapılması gerektiğini söyledi.
"GÜNLÜK SOSYAL İLİŞKİLERLE BULAŞMAZ"
Doğru zamanda ve düzenli tedaviye başlayan HIV pozitif kişilerin son derece kaliteli, sağlıklı ve uzun bir ömür sürebileceğini belirten Vudalı, bu kişilerin normal bir aile ve iş hayatına sahip olabileceğini, hatta HIV pozitif annelerin tıp desteğiyle tamamen sağlıklı, virüs taşımayan bebekler dünyaya getirebileceğini vurguladı.
Toplumdaki en büyük engelin bilgisizlik ve buna bağlı gelişen ön yargılar olduğunu ifade eden Dr. Emre Vudalı, halk arasında HIV pozitif kişi ile "aynı ortamda bulunmama, el sıkışmama, aynı bardaktan su içmeme" gibi yersiz korkuların yaşandığını, hatta bazı hastaların iş hayatından dışlanarak mağdur edildiğini söyledi.
Vudalı; HIV’in el sıkışmakla, sarılmakla, sosyal ilişkilerle, ortak çatal-kaşık, havuz, tuvalet kullanımıyla, öpüşmekle, ter veya tükürük salgısıyla bulaşmayacağının altını çizdi.
Dr. Emre Vudalı, düzenli tedavi altında olan ve kanındaki virüs yükü saptanamayacak düzeye düşürülen kişilerin bulaştırıcılık riskinin yok denecek kadar azaldığını, dolayısıyla hastalığın AIDS evresine ilerlemediğini yineledi.
RİSK GRUPLARI VE KORUNMA YOLLARI...
Pozitif tanı alan kişilerin hekime genellikle yoğun bir ölüm endişesi ve dışlanma korkusuyla başvurduğunu söyleyen Vudalı, toplumdaki bu bakış açısının değişmesi gerektiğini kaydetti.
Erken tanının hem bireyin sağlığını korumak hem de toplumsal bulaş zincirini kırmak açısından hayati olduğunu belirten Vudalı; korunmasız cinsel ilişki yaşayanların, birden fazla partneri olanların, ortak enjektör kullanan damar içi ilaç bağımlılarının, HIV pozitif kişiyle korunmasız temas kuranların ve erkekler arası eşcinsel ilişki yaşayan bireylerin risk altında olduğunu ifade etti.

"13-64 YAŞ ARASINDAKİ HERKES EN AZ BİR KEZ TEST YAPTIRMALI"
Kimlerin hangi sıklıkla test yaptırması gerektiğine de değinen Vudalı, "13 ile 64 yaş arasındaki her bireyin hayatında en az bir kez HIV testi yaptırmasını öneriyoruz." dedi.
Belirli risk faktörlerine sahip kişilerin ise daha sık test yaptırması gerektiğini söyleyen Vudalı, erkek eşcinsel ve biseksüel bireylerin her 3 ila 6 ayda bir düzenli test yaptırmasının faydalı olacağını belirtti.
"KONDOM HALA EN GÜVENLİ KORUMA YÖNTEMİ"
Kondom (prezervatif) kullanımının halen en güvenilir korunma yöntemi olduğunu vurgulayan Vudalı, cinsel ilişkinin her türünde doğru prezervatif kullanımının bulaş riskini sıfıra yaklaştırdığını ifade etti.
Vudalı ayrıca, riskli temas öncesinde korunma sağlayan PrEP (Pre-exposure prophylaxis) ilacının 2012'den beri kullanıldığını; olası riskli temastan sonraki ilk 2 ila 72 saat içinde başlanması gereken PEP (Post-exposure prophylaxis) tedavisinin ise 28 gün kesintisiz kullanıldığında bulaş riskini ortalama yüzde 80 oranında azalttığını aktardı.
Geçmiş yıllarda HIV pozitif olduğu saptanan yabancı uyruklu kişilerin doğrudan sınır dışı (deport) edildiğini hatırlatan Dr. Emre Vudalı, bu konudaki yeni ve insani düzenlemeyi paylaştı.
Vudalı, "Virüsü ülkemizde kaptığı belirlenen ve düzenli tedaviyle bulaştırıcılığı bulunmayan yabancı uyruklu kişilerin artık doğrudan sınır dışı edilmemesi yönünde düzenleme yapıldı. Bu kişiler tedavilerini sürdürerek ülkemizde yasal olarak yaşamaya devam edebiliyor." dedi.
EĞİTİMCİLERE VE MEDYAYA ÇAĞRI
Dr. Emre Vudalı, sağlıklı bir gelecek inşa etmek adına cinsel eğitim ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar konusunun okul müfredatlarına dahil edilmesi ve toplum genelinde bilimsel farkındalık seminerlerinin yaygınlaştırılması çağrısında da bulundu.
Medyada kullanılan "korkutucu, karanlık ve damgalayıcı görsellerin" toplumdaki yersiz korkuyu beslediğini de vurgulayan Vudalı, hasta gizliliğinin korunmasının en önemli konu olduğunu ifade etti.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Bizi Facebook'ta takip edin!
mykibris.com'u Facebook üzerinden takip edin, son paylaşımlardan haberdar olun.






























Yorum Yap
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.
Tüm Yorumlar