Ramazan özel: Ramazan ve sabır

17 Mart 2026

A
A

KKTC'nin din görevlileri tarafından hazırlanan özel yazılar, Ramazan ayı boyunca her gün bu sayfada yayımlanıyor.

ZgotmplZ

Esra Ateş

Ramazan adını duyunca yüzümüzün gülümsediği, her birimizin aklına beraber açılan iftarlar, kalabalık oturulan sofralar, pide kokusu, ikindi namaz sonrası başlayan yetiştirme telaşı, yan yana coşkuyla kılınan teravih namazları, küçüklerimizin uyku ile uyanıklık arası yaptığı sahurlar gelir akla…

Peki sabır? Görünmez bir kaledir aslında… Sessiz sakin, pek kimsenin aklına gelmeyen, diline dökülmeyen, kalenin içindekileri dışarıya karşı koruyan bir zırhtır. Ramazan ayının başlamasıyla bu görünmez zırh daha da dillenir, daha da hissedilir, varlığı daha da bilinir olur. Çünkü ramazan hoş ve dolu dolu gelir evlerimize, gönüllerimize… Bu hoşluklardan sadece biridir sabır.

Zordur sabretmek, ama bir kere insanın içine işledi mi kolay kolay yıkılmaz o insan. Ne demiş Rabbimiz, "Sabredenleri müjdele.." (Bakara Suresi 155'inci ayet). Zor olmasa arkasında böyle güzel bir haber barındırır mı? Zor ama dayanılır. Ne için? Rabbimizin rızası için, kalp kırmamak için, daha iyi bir örnek, daha iyi bir insan olmak için sıkıntılara ve zorluklara karşı sabredilir, göğüs gerilir. Ramazan ayı sabır olarak en korunaksız ve zayıflık göstermeye açık olduğumuz zaman fiziksel olarak… Çünkü insanın en tahammülsüz ve aceleci olduğu; yeme, içme ve şehevi arzular konularında Allah bize "Dur ve bekle!" diyor. Bizi bizden iyi bilen Rabbimizin emriyle, sabır göstererek durdurabiliyoruz nefsimizi, isteklerimizi… Talimhane gibi Ramazan ayı bir yandan… Bize durabilmeyi, sakinleşebilmeyi öğretiyor, bizi terbiye ediyor. Sinirlenince kalp kırmamak için dilimizi tutabilmeyi, öfkelenince zarar vermemek için kendimize hakim olabilmeyi, olaylara daha farklı yaklaşabilmeyi öğretiyor.

Modern hayat maalesef ki bize sürekli hızın, tüketimin ve istediğini o anda elde etmenin erdem gibi görünmesine alıştırıyor. Sabretmek, beklemek zayıflık gibi algılanıyor. Ramazanın gelmesi ile bu algılar tersine çevriliyor. Beklenen günün ardından ağzımıza aldığımız bir yudum su ve bir lokma yemeğin, öncesinde sessizce edilen duanın bize verdiği huzur ve dinginlik hatırlatılıyor. 

Ramazan ayı sadece bizim iç dünyamıza değil, toplumun da iç dünyasına çokça fayda sağlıyor. İftar saatinin yaklaşmasıyla beraber fırınların önünde pide almayı bekleyen her kimse itmeden, bağırmadan sırasını bekliyor. Vakit geldiğinde sofra etrafında toplanın herkesin heyecanla ezanı beklemesi, o sırada edilen minik sohbetler aile bağlarımızı güçlendiriyor. Çocuklarımızla komşumuza gönderdiğimiz bir tabak sıcak yemekle komşuluk bağlarımız güçleniyor. İhtiyaç sahiplerinin kapısına bırakılan erzaklarla merhametimiz güçleniyor. Tüm bunlar bizi daha sabırlı, daha merhametli, daha yardımsever bir insan ve toplum haline getiriyor.

Ramazan ayının ardından gelen bayram ise gösterdiğimiz sabrın ödülü gibidir. O yüzdendir ki bayram sofraları meşhurdur. Hele bir de bu ay boyunca gösterdiğimiz sabrı ve erdemleri diğer on bir ay da gösterebilirsek, o zaman bize hep bayram olur. Unutmayalım ki, Ramazan bizim evlatlarımıza ve kendimize bıraktığımız en kıymetli mirastır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR


Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.

Tüm Yorumlar