
Ramazan özel: Hoş geldin Ey Şehr-i Ramazan
19 Şubat 2026
KKTC'nin din görevlileri tarafından hazırlanan özel yazılar, Ramazan ayı boyunca her gün bu sayfada yayımlanıyor.
Şüheda Demir
Ramazan ayı, takvim yapraklarında yerini aldığında şehirlerin sesi değişir. Sabahın erken saatlerinde fırın önlerinde bekleyen insanlar, akşamüstü telaşla kurulan sofralar, iftara dakikalar kala artan bir sükûnet… Ama Ramazan’ın asıl sesi, tüm bu görüntülerin ardında, insanın kendi içinden gelir. Açlığın, susuzluğun ve sabrın öğrettiği bir fark ediştir bu. Ve tam da bu noktada infak, Ramazan’ın ruhunu tamamlayan en güçlü kavram olarak karşımıza çıkar.
İnfak çoğu zaman sadece maddi bir yardım gibi algılanır. Oysa Ramazan bize infakın, cebimizden çıkan paradan çok daha fazlası olduğunu hatırlatır. İnfak; vaktinden vermektir, ilginden vermektir, bir tebessümü, bir selamı, bir anlayışı paylaşabilmektir. Ramazan, bu paylaşımın farkına varmamız için adeta bizi yavaşlatır. Gün içinde alıştığımız konforun eksilmesi, başkasının hayatındaki eksikliği daha net görmemizi sağlar.
Açlık, tok olanın çoğu zaman fark etmediği bir öğretmendir. Bir gün boyunca sofraya uzanamayan el, yılın geri kalanında sofraya hiç uzanamayanları düşünmeye başlar. İşte infak, bu düşüncenin eyleme dönüşmüş hâlidir. Sadece “üzülmek” değil, sorumluluk almaktır. Ramazan’da verilen bir sadaka, yapılan bir yardım, aslında insanın kendi kalbini de besler. Çünkü infak eden, verdiği şeyle birlikte bencilliğinden, fazlalığından ve kayıtsızlığından da vazgeçer.
Modern hayat, bizi çoğu zaman “daha fazla”ya ikna eder: daha çok kazan, daha çok tüket, daha çok biriktir. Ramazan ise bunun tam tersini fısıldar: Azla yetin, fazlanı paylaş. Bu fısıltı, infakla birlikte güçlü bir itiraza dönüşür. İnsanın sahip olduklarının gerçek sahibi olmadığını, emanetçi olduğunu hatırlatır. Ve emanet, paylaşıldıkça anlam kazanır.
Ramazan’da infak, sadece ihtiyaç sahibinin yüzünü güldürmez; verenin de iç dünyasını onarır. Kalpteki katılık yumuşar, ben-merkezli bakış açısı yerini “biz” duygusuna bırakır. Belki de bu yüzden Ramazan’da yapılan iyilikler daha kalıcı izler bırakır. Çünkü o iyilikler, açlığın öğrettiği bir empatiyle yoğrulmuştur.
Sonuçta Ramazan, sadece oruç tutulan bir ay değil; paylaşmayı yeniden öğrendiğimiz bir mekteptir. İnfak ise bu mektebin en önemli derslerinden biridir. Soframızda bir tabak eksilse de gönlümüzde bir dünya çoğalır. Belki de Ramazan bize şunu söylemek ister: Verdiklerin değil, tutmadıkların seni zengin kılar.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Bizi Facebook'ta takip edin!
mykibris.com'u Facebook üzerinden takip edin, son paylaşımlardan haberdar olun.
















Yorum Yap
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.
Tüm Yorumlar