Ramazan özel: Arınma bilinci

2 Mart 2026

A
A

KKTC'nin din görevlileri tarafından hazırlanan özel yazılar, Ramazan ayı boyunca her gün bu sayfada yayımlanıyor.

ZgotmplZ

Servet Çelik - Yenişehir Şehitler Camii İmam-Hatibi

İnsan günah işleyebilen bir varlıktır. O şeytanın vesvesesine kapılarak veya nefsin heva ve hevesine uyarak günaha dalabilir. Günah işlemek insanın doğasında vardır. İnsan yaratılış gayesini her an unutabilecek bir yapıdadır. “Biz daha önce Adem’den söz almıştık, fakat o unuttu; biz onda yeterli bir kararlılık görmedik.” (Tâ hâ, 20/115.)

İnsandaki nefs, isteklerin merkezidir. Bu istekler hayatın idamesi için gereklidir. Bunlar başıboş bırakıldığında aşırı istekler (Nefs-i Emmâre) devreye girer. Bunlar ise insanın günah işlemesine, Allah’ın koyduğu sınırları aşmaya ve İslam üzere yaratılan fıtratının bozulmasına sebep olur.  Dolayısıyla insan zaafları ile birlikte her an günaha sürüklenme riski ile karşı karşıya olan bir varlıktır. Bu yüzden onun için bir çıkış kapısı gerekmektedir. İşte bu, Yüce Allah’ın kullarına lütfettiği “tövbe-istiğfar”, başka bir deyişle “rahmet kapısı”dır. Tevbe ve istiğfar bu durumdan kurtulmak için bir rahmet kapısıdır.

“Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü Rabbimin rahmet ettiği hariç, nefs kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayan ve pek esirgeyendir.” (Yusuf,12/53.)

Allaha muhtaç olduğunu, onun rahmetine ve bağışlamasına ihtiyacı olduğunu her daim itiraf etmesidir. Manevi durumumuz ne olursa olsun biz müminler Rabbimizden bağışlanma dilemeye mecburuz. Çünkü hiçbir varlık ona karşı yapması gereken görevlerini ve kulluk borcunu layık-ı vechi ile yerine getirmiş olamaz. En güzel kulluğu yaptığı halde, geçmiş ve gelecek günahları affedildiği halde Rahmeten lil Âlemîn olan Hz. Peygamber günde en az yetmiş, yüz kere tevbe istiğfar ediyordu. Onun gayesi Allahın huzurunda günahsız kalmak, rabbinin rahmetine, mağfiretine nail olmaktır.

Hz. Peygamber (sav): Ey insanlarAllah'a tövbe edip ondan af dileyiniz. Zira ben ona günde yüz defa tövbe ederim.” (Müslim, Zikir 42. Ayrıca Ebû Dâvûd, Vitir 26; İbni Mâce, Edeb 57.)

Tevbenin özünde pişmanlık vardır. Hakiki bir tevbe için nefsin kendisi ile hesaplaşması, mücadele etmesi gerekir.

Hz. Peygamber (sav): "(Günahtan) pişmanlık duymak, tövbedir." (İbn Hanbel, I, 423)

Tevbe günahı terk edip bir daha ona dönmemesidir.

Hz. Peygamber (sav): “Günahtan tövbe etmek, günahı terk edip bir daha ona dönmemektir.” (İbn Hanbel, I, 446)

Rabbinin mağfiretinden başka çare olmadığını bilen bir mümin zor olan engeli aşmıştır. Tevbe istiğfar eden, Rabbine dönüş yapan kişi kibirlenen, isyan içerisinde debelenen, gafletten başını alamayan kimse gibi değildir. Öyleyse ağızların mühürlenip, ellerin, ayakların ve derilerin yaptıklarını anlatacağı mahşer gününden önce yapıp ettiklerimizin muhasebesini yapalım. Hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekelim. İşlediğimiz bütün hata ve günahlar için Rabbimizden af ve mağfiret dileyelim. Unutmayalım ki, can boğaza geldikten sonra yapılan tövbenin Allah katında hiçbir kıymeti yoktur.

Günahkar olabiliriz ama tevbeyi ihmal edemeyiz. En akılıcası hemen tevbe etmektir. Son saatimizmiş gibi düşünerek tevbe etmektir. 

Hz. Peygamber (sav): “Allah kulunun tövbesini can boğaza gelmedikçe kabul eder” (İbn Mace, Zühd, 30.)

Can boğaza geldiğinde eğer tevbe etmemişsek o an tevbe geri çeviriliyor. Çünkü o ana kadar mühlet verilmişti. Bir mümin günahından pişmanlık duyup tevbe ederek Allaha yönelmesinde acele etmeli. Çünkü ölümün her an gelebilme ihtimali vardır.

Günahlardan kurtulmanın bir diğer yolu iyilikleri çoğaltmaktır. Allah sadece affedeceğini söylemiyor. Ayrıca dağlar kadar günahlarını iyiliğe çevireceğim, diyor.  “Şüphesiz güzel fiiller ve ibadetler kötülüklerin günah ve cezasını giderirler.” (Hud, 11/114.) "Ancak tövbe edip inanarak erdemli işler yapanın durumu başkadır; Allah böylelerinin kötü hallerini iyiye çevirecektir. Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir." (Furkân;25/ 70.)

Tevbe ruhumuzu günah kirlerinden temizleme çabasıdır. İşlenen günahın, yapılan hata ve kötülüğün farkına vararak bundan pişmanlık duyma ve dönüş yapma kararlılığıdır. Tevbe kötülüğü emreden nefisten, günaha sokan şeytandan yüz çevirmedir. Kişinin küfürden, şirkten, gafletten, isyanından dönmesidir.

Tevbe aynı zamanda iyiliğe, doğruya çağıran Allah’a dönme ve yönelmedir.

“Azap size gelip çatmadan önce Rabbinize yönelip ona teslim olun; sonra kimseden yardım göremezsiniz.” (Zümer, 39/54.)

İstiğfar, kötülükten vazgeçmek, yapılan kötülüğün amel defterine kaydedilmeden temizlenmesi için Allah’a yalvarmadır. Nice kullar vardır ki isyan girdabında iken tevbe ederek Allah'ın sevdiği salih kullarından olmuşlardır.

Tövbe, Allah Resûlü için Rabbi ile iletişim kurma vesilesidir. Allah sevgisine ulaşmanın yollarından biridir. Yaratıcının rızasını arayan herkesin her an ve durumda onunla gönül irtibatını kurması gerekir.  Zira Allah çok tövbe edenleri sever. (Bakara, 2/222)

Hz. Peygamber (sav): “Biriniz kaybettiği hayvanını bulduğu zaman ne kadar seviniyorsa, Allah birinizin tövbesine bundan daha çok sevinir.” (Müslim, Tevbe, 2)

Önemli olan Rabbini hatırlayıp “Rabbiğfirlî: beni bağışla” diyebiliyorsa kurtuluş yoluna girmiş demektir. Allahü Teala insanın her tevbe edişinde “Kulum bir günah işledi ve bildi ki günahı affeden ve günahından dolayı kendisini hesaba çekecek olan bir rabbi vardır” diye memnun olur. (Buhârî, Tevhîd 35; Müslim, Tevbe 29)

Bir Müslüman günah işlediğinde bu günahın ağırlığı, boyutu ne kadar olursa olsun onun kesinlikle bir tevbesinin olduğunu unutmamalıdır. Yeter ki kul tevbesinde samimi ve ciddi olsun.

Bir an önce tevbe edip istikametimizi düzelterek, tövbe ile günahlardan arınarak aslımıza ve fıtratımıza dönmeliyiz. Zira Hz. Peygamber (sav): Günahtan tövbe eden kimse, hiç günahı olmayan kimse gibidir.” (İbn Mâce, Zühd, 30)

Bir insanın tövbe etmek amacıyla aracısız olarak doğrudan doğruya Rabbine yönelmesinde herhangi bir engel veya ön şart bulunmamaktadır.

"Kullarım sana beni sorduklarında bilsinler ki şüphesiz ben yakınım, bana dua ettiğinde dua edenin dileğine karşılık veririm. Şu halde benim davetime gelsinler ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulalar."  (Bakara; 186)

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR


Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.

Tüm Yorumlar