
Bakan Oğuz bir haftanın ardından yeni rakamı paylaştı: 93 kişi daha ülkeye alınmadı
Güncelleme:
İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, bir hafta önce 3 bin 738 olarak açıkladığı yıl başından bu yana ülkeye alınmayan kişi sayısının 3 bin 831'e yükseldiğini açıkladı.
Haber Merkezi
İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, 3 Ağustos'ta Lefkoşa'da yaşanan bıçaklı saldırı ile 6 Ağustos'ta Girne'de bir kişinin yaşamını yitirdiği bıçaklama olayının ardından kamuoyunda gündeme gelen, "ülkeye denetimsiz giriş yapıldığı" yönündeki eleştirilere yanıt verdi.
İlk saldırının ardından 4 Ağustos'ta BRT'de Pembe Paşaoğluları'nın sunduğu "Gündem 12" programına telefon bağlantısıyla katılan Bakan Dursun Oğuz, 2026 yılının başından 4 Ağustos tarihine kadar 3 bin 738 kişinin ülkeye alınmadığını açıklamıştı. Oğuz, bugün ise sayının 3 bin 831'e yükseldiğini söyledi.
Ülkenin güvenliğinin kendileri için büyük önem taşıdığını vurgulayan Oğuz, "Bu olayları itibarsızlaştırmak, önemsizleştirmek ya da normalmiş gibi kabul etmek doğru değildir. Bunları önleyici ve engelleyici tedbirlerin alınması gerekiyor. Ülke iç güvenliği konusunda daha önce de başka olaylarla birlikte bu konu gündeme gelmişti. Polis teşkilatımız ve Polis Genel Müdürlüğü'müz bu konularda çalışıyor. Önleyici tedbirler konusunda da çalışmalarını sürdürüyor." ifadelerini kullandı.
Kıbrıs Postası TV'de Canan Onurer'in sunduğu "Sabahın Haberleri" programına katılan Bakan Dursun Oğuz, son iki-üç hafta içerisinde meydana gelen olayların toplumda derin üzüntüye, infiale ve endişeye yol açtığını belirterek, "Bundan dolayı hepimiz üzülüyoruz. Sonuçta biz de bu toplumun içinde yaşayan bireyleriz." dedi.
Lefkoşa'daki saldırının zanlısının 30 Temmuz'da ülkeye giriş yaptığını ve 3 Ağustos'ta saldırıyı gerçekleştirdiğini hatırlatan Dursun Oğuz, olayların faillerinin ya da taraflarının yabancı uyruklu olmasının dikkatleri bu noktaya çektiğini söyledi.
"DÜNYADA UYGULANAN GÜVENLİK SİSTEMLERİNİ ÜLKEMİZE KAZANDIRMAK İÇİN ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜYORUZ"
"'Bu ülkeye elini kolunu sallayan geliyor mu?', 'Nasıl geliyor?', 'Kayıt dışıysa bu ülkede nasıl kalıyor?' gibi sorular gündeme geliyor." diyen Oğuz, şöyle devam etti:
"Olaylar gündeme geldiğinde bunları konuşuyoruz. Ancak biz ülkenin güvenliğiyle ilgili sadece olay olduğu zaman değil, sürekli çalışıyoruz. Polis Genel Müdürlüğü'müz bu konuda görevini yerine getiriyor. Altyapı ihtiyaçlarını karşılıyoruz, yeni kararlar alıyoruz, dünyada uygulanan güvenlik sistemlerini ülkemize kazandırmak için çalışmalar yürütüyoruz. Bazı eleştirileri de görüyorum. İşin içinde olan ya da konuyu bilen kişiler var; bazıları bilerek, bazıları ise bilmeyerek yorum yapıyor. Elbette her olayın ardından olumlu ya da olumsuz değerlendirmeler olacaktır, üzüntüler dile getirilecektir. Ama bir taraftan da bu olayların çözümüne yönelik neler yapıldığına, bu ülkede güvenlik adına hangi adımların atıldığına da bakmak gerekiyor."
"GİRİŞ KAPILARINDA ÇOK SIKI TEDBİRLER UYGULUYORUZ"
Ülke iç güvenliğiyle ilgili giriş kapılarında çok sıkı tedbirler uygulandığını belirten Dursun Oğuz, bu nedenle zaman zaman kamuoyuyla rakamlar paylaştıklarını söyledi. "Bu rakamları itibarsızlaştırmaya çalışanlar oluyor ancak bu doğru değildir." diyen Oğuz, "Çünkü bu ülkenin güvenlik güçleri, sorumlu makamları ve ilgili birimleri, ülkenin iç güvenliğini sağlamak için gerekli tüm tedbirleri almak adına çalışmalar yürütüyor." ifadelerini kullandı.
Sınır kapılarındaki güvenliği daha da güçlendirmek için çalışmaların sürdüğünü kaydeden Oğuz, dünyaya tamamen kapanıp kimseyi ülkeye almamanın mümkün olmadığını belirtti. Ülke içinde işlenen suçların ayrı bir konu olduğunu ifade eden Oğuz, "Ancak ülke güvenliğini tehdit edebilecek kişilerin ülkeye girişine izin vermeme konusunda tavizsiz bir anlayış içerisindeyiz." dedi.
"YILIN BAŞINDAN BU YANA 3 BİN 831 KİŞİ ÜLKEYE ALINMADI"
Yılın başından itibaren 3 bin 831 kişinin ülkeye alınmadığını belirten Oğuz, şu ifadeleri kullandı:
"Transit vizeyle ya da üçüncü ülke vatandaşı olarak Türkiye üzerinden gelip Ercan Havalimanı'ndan veya diğer hava ve deniz limanlarından giriş yapmak isteyen bu kişilerin, yapılan mülakat ve sorgulamalar sonucunda ülkeye girişleri uygun görülmedi ve geri gönderildiler. Bu da orada bir otoritenin, bir denetimin ve etkin bir güvenlik mekanizmasının olduğunu gösteriyor.
İç güvenlikle ilgili olarak da Polis Genel Müdürlüğü'müzün istatistiklerine baktığımızda, suç örgütlerine karşı önemli çalışmalar yürütüldüğünü görüyoruz. Bunun dışında organize suçlarla ve diğer suç örgütleriyle ilgili çözümsüz bırakılmış dosyalarımız yoktur. İnsanlar hayatını kaybettikten sonra onları geri getirmek mümkün değildir. Ancak polisimizin caydırıcılığı ve yasaların caydırıcılığı, bu tür olayların önlenmesi açısından önemli bir unsurdur."
"BU ÜLKEYİ KORUMAMIZ VE SAHİP ÇIKMAMIZ GEREKİYOR"
Konuşmasının devamında ülkede ve dünyada yaşanan suç olaylarına da değinen Oğuz, belli bölgelerde ya da başka ülkelerde yaşanan olayların ülkeye yansımasının ve burada sonuçlanmasının herkesi üzdüğünü söyledi.
"Irkı, dini, dili ne olursa olsun, bir insanın zarar görmesi ya da hayatını kaybetmesi hepimizin ortak acısıdır. Buna tepki göstermemiz de son derece doğaldır." diyen Oğuz, dünyada artış gösteren bazı suç türlerinin ülkede de aile, okul, eğitim, toplumsal davranışlar ve toplum kültürüyle bağlantılı biçimde görüldüğünü ifade etti.
Vatandaşların zaman zaman eleştirilerde bulunduğunu ancak suç olaylarının bazen kendilerini ya da ailelerini de etkilediğini belirten Oğuz, sorunla baş edemediklerinde ilgili kurumlara başvurduklarını söyledi.
Bu suçların önlenebilmesi için ilgili tüm kurumların istişare içerisinde daha etkin çalışması gerektiğini vurgulayan Oğuz, "Bu ülkeyi korumamız ve ülkemize sahip çıkmamız gerekiyor. Belki yapılan çalışmalar çok görünmüyor ya da olaylar yaşandığında yeterince konuşulmuyor. Ancak bu ülkede emniyet güçleri var, Polis Genel Müdürlüğümüz var ve güvenliğin sağlanması için görevlerini sürdürüyorlar." dedi.





























Yorum Yap
Tüm Yorumlar