
TAM Parti'de Genel Başkan Serdar Denktaş
25 Ocak 2026
Güncelleme: 25 Ocak 2026
Birinci olağan kurultayını gerçekleştiren TAM Parti'de Serdar Denktaş, Divan tarafından tek aday olması nedeniyle genel başkan ilan edildi.
Toplumsal Adalet ve Mücadele (TAM) Partisi'nin birinci olağan büyük kurultayı bugün yapıldı.
Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen kurultay, saat 12.00’de başladı.
TAM Parti’nin, 3 Eylül 2025’te Aslanköy’deki lansmanının ardından kuruluş sürecini tamamlayarak gerçekleştirdiği Kurultay, divanın seçilmesi ve ardından tüzük değişiklik önerilerinin sunulması ve oylanmasıyla başladı.
İlk olarak faaliyet raporu okunup, ardından mali faaliyet raporu paylaşılarak oylamaya sunulan kurultay, ilçe koordinatörlerinin Parti Meclisi (PM) adaylarının takdimiyle devam etti.
Ardından tüm adaylar için açık oylama yapıldı. Adayların tamamı oy birliğiyle PM üyesi olarak seçildi.
PM adaylarının tanıtımının ardından Genel Başkan adayı Serdar Denktaş bir konuşma yaptı.
Divan, tek aday olan Serdar Denktaş'ı genel başkan ilan etti.

TAM Parti Birinci Olağan Büyük Kongresi'nde açılış konuşmasını partinin kurucusu Serdar Denktaş yaptı.
Konuşmasına, kongreye gelenlere hitaben, "Hoş geldiniz, güç verdiniz, ülke insanımıza umut verdiniz." diyerek başlayan Denktaş, bugün yeni bir başlangıcın, daha iyi günlere umutla bakmanın ve yeni bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne ilerlemenin ilk adımını attıklarını kaydetti.

Ülkenin içinde bulunduğu koşulların bir gereği olarak tarihi bir sorumluluk üstlendiklerine değinen Denktaş, "Bu sorumluluk; yurdunu, ailesini, sevdiklerini geride bırakmak zorunda kalan gençlerimiz; eşit olmayan koşullarda mücadele etmek zorunda kalan kadınlarımız; bir taraftan kuraklıkla bir taraftan ilgisizlikle mücadele ederek bu topraklarda üretim yapmaya çalışan tarımcımız, her geçen gün haksız rekabetle, res'en vergilerle, gereksiz yükler altında ezilen esnafımız, yatırım yapmaya korkar olmuş girişimcimizin ve bu toprakları vatan bilmiş her bir insanımız için aldığımız büyük ancak o derecede de kutsal bir sorumluluktur." ifadelerini kullandı.
Denktaş, adlarının bu nedenle "Toplumsal Adalet ve Mücadele Partisi, TAM Parti" olduğunu belirterek, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
"Toplumsal adalet sadece Güney Kıbrıs ile Kuzey Kıbrıs arasında dünyanın uyguladığı adaletsizliğe karşı bir mücadelenin sloganı değildir.
Bu mücadele hep birlikte vermeye, yeniden akılcıl yollarla başlayacağımız bir mücadele olacaktır. Ancak bu konuda başarılı olmanın yolu artık çok toplumlu bir devlet haline getirildiğimiz veya geldiğimiz gerçeğinden hareketle, önce kendi içimizde toplumsal adaleti sağlamaktan geçer. İşte o zaman, bu ülkede vatandaş olsun veya olmasın, hep birlikte hepimize karşı dünyanın uygulamakta olduğu adaletsizliğe karşı başarılı bir mücadele ortaya koyabiliriz.
TAM Parti, fikirsel, dinsel, cinsel, renk ve ırk ayırımını reddeden bir anlayışla, her türlü istismarın karşısına dikilecek güçlü bir yapı oluşturacak ve bu ülkenin vazgeçilmez siyasi oluşumu olarak yoluna devam edecektir.
Geçmişimizi bileceğiz; İngiliz'in sonrasında Rum'un baskısı altında geçirdiğimiz günleri unutmayacağız. O günlerde birbirimize duyduğumuz sevgi, saygı ve dayanışmayı hiçbir zaman unutmayacağız. Kimliğimize, kültürümüze sarılacağız. Ancak ne nostaljide boğulacağız, ne de geçmiş günlerin kötü hatıralarına kendimizi hapsederek düşmanlık ve nefret duygularımızı besleyeceğiz.
Dün dündü, bugün bugündür demiyorum. Partimizi bu ülkenin gelecek vizyonuna hazırlamaya çalışıyorum. Bugün, geçmişte yapılan hataları tartışmak bizi ancak bugünkü koşullara taşıyabildi. Ama hepimiz kabul etmeliyiz ki; geçmişte Türklük adına verilen o mücadele bizi 'Kıbrıs Adası Türk Azınlıklar Kurumu' üyeliğinden 20'nci yüzyılda bir mücadele sonrası devlet kuran 2'nci Türk devleti konumuna yükseltmiştir. Bununla gurur duymalıyız. Bu gururla kurduğumuz devlete, çalışmak için gelen ve sonradan vatandaşlık verilen, bizi çok toplumlu bir devlet haline getirenlere kızmak yerine, bu toprakları, bu devleti benimseyen, günü geldiğinde bu topraklarla bedenini buluşturmak isteyen her ferdi kendi kültürümüzle, alışkanlıklarımızla, adetlerimizle aşina hale getirerek kucaklaşabilmeyi başarmalıyız.

Gelinen noktadan dönüş olamayacağına göre, bu ada üstünde 1878'den 1974'e kadar kimliğini, ada üstündeki sahiplilik haklarını korumayı başarabilen, 1974'te Mehmetçik ile kol kola can veren, kan döken mücahitlerimize, bu yolda o günkü koşullarda küçük küçük köylerde mahsur edilen vatandaşlarımızla hiç bağların kopmamasını sağlayan Türk Mukavemet Teşkilatına, 1950'li yıllardan beridir kimi zaman mücahit, kimi zaman diplomat, yazar, ama her zaman hep en önde hem içimizde hem dışımızda bizi savunan ve sonuçta son nefesinde bile söylediği gibi adanın kuzeyinde bağımsız bir devlet kuran liderimiz, Kurucu Cumhurbaşkanımız, benim değil, hepimizin babası Rauf Raif Denktaş'ı sadece bu topraklarda değil, Türkiye'de yeni nesillere de anlatmak, tanıtmak hepimizin kutsal görevi haline geldiği gün, işte o zaman Kıbrıslı Türk Kimliği öne çıkacaktır.
Yol arkadaşlarım;
Bugün maalesef bu ana kadar söylediklerimin dışında, siyasetin her kademesinde bizden farklı ama kendi içinde benzeşen bir dil üslubu görüyoruz. Çoğunu kendilerinin vatandaş yaptıkları, vatandaş olmasa da ülkede yaşamalarına, çalışmalarına izin verdikleri insanlara olduğu kadar, kendi vatandaşlarımıza yönelik de, korkutan, kutuplaştıran, ötekileştiren bir dil kullanarak oy devşirmeye, devşiremediklerini sindirmeye çalışan bir yaklaşımdır bu. Biz bu yaklaşımı, bu söylemi, bu tür siyaseti reddediyoruz.
TAM Parti bugün burada sadece bir kongre gerçekleştirmiyor. Aynı zamanda yeni bir siyasi kültürün inşasına ilk harcı atıyor. Şimdi bu harcı atma noktasında açıkça ifade etmeliyim ki, bu kültürü oluşturduğum vizyon üç bileşimden oluşan bir vizyondur. Katılımcı demokrasi anlayışımın gereği olarak da sizlerin onayına sunacağım bir yeni siyaset kültürünün vizyonudur.
- Birincisi: Ağabeyim Raif Denktaş'ın 'ricayla yaşama düzenine son' sloganından hareketle, ülkemizde oluşturacağımız bir sistem çerçevesinde hakkı olanın hakkını aldığı, olmayanın talep bile etmeyeceği, dayı kültürüne son veren bir siyaset kültürü.
- İkincisi: Babam Rauf Denktaş'ın sabrı, zorluklara karşı dik durma öğretisi, Anadolu'ya yönelik aşk ötesi bağlılığı, Kıbrıslı Türk'ün dayanma azmine inancı, insan sevgisi, hayvan sevgisi, yurt sevgisi, bayrak sevgisi. Bizlere bıraktığı 'pırıl pırıl devleti' yeniden ve gerçekten pırıl pırıl gelecek nesillere bırakma isteği.
- Üçüncüsü: Benim bu iki öğretmenimden elde ederek yürüttüğüm ve gelecek nesillere devretmeye hazırlandığım yeni bir yol, yeni bir yaklaşım yeni bir heyecan.
Elbette benim de ağabeyim ve babam gibi geçmişimde doğrularım ve yanlışlarım olabilir. Her dönem içinde bulunduğunuz konjonktüre göre değerlendirilmelidir. Geçmiş dönemlerde yaptığım hatalar mutlaka olmuştur. Ancak bu iki değerli insanın ve benim kendi birikimlerimden hareketle çocuklarımıza yaşanabilir, geleceğe umutla bakılabilir, belirsizliklerden, doğduğumdan beri peşimi bırakmayan 'Kıbrıs Sorunu' diye betimlenen illetten kurtulmuş; yepyeni, pırıl pırıl bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yol haritasını çizmiş olarak gözlerimi kapamak en büyük temennimdir.
Siyasette yaptıklarımın ve yapamadıklarımın hesabını halkımıza her zaman vermeye hazırım elbette, hayatımın hesabını ise ancak Yaradan'a veririm; kullara değil.
Bu inançla başım dik, alnım ak, vicdanım temiz bir şekilde; siyasete girdiğim günden daha az varlıkla ayrıldığımın bilinci ve gönül rahatlığı ile beni olduğumdan farklı tanıyanlarla değil, beni olduğumdan farklı tanıtanlara bile hoşgörü ile bakabilecek karakterimle bugün sizin başkanınız değil, bu kutsal yolda önderiniz olmaya talibim.
Atatürkçüyüm, sosyal devletin güçlü bir şekilde mağdurun yanında olması gereğine inanırım.
Milliyetçiyim ama kafatasçı değilim.
Diğer Türk devletlerinden daha Türk bir devlete sahip olduğuma inanırım.
Bir Kıbrıslı Türk olarak kimliğime ve kültürüme sonuna kadar sahip çıkarım. Dinimi nasıl icra edeceğime dair kimseye hesap vermem, kimseye de hesap sormam.
Laik düzenin, her dini inanca eşit davranması gerektiğine inanır ve bu yüzden Kıbrıs Türk Milli Eğitim Sistemi içinde her inanca özel seçmeli ders hakkı tanınmasına inanırım.
Adaletin hızlı olması ve hakkaniyet dağıtması en önemli önceliğimdir. Çünkü adaletin bağımsızlığına inanmazsak, devletin adilliği sorgulanmaya başlar.
Geçmişimizi bilmezsek geleceği doğru kurgulayamayız. Geçmişi bilerek geleceği teminat altına alacak güçlü bir devlet yapısı kurmak zorundayız.
Bugün yaşamakta olduğumuz gerçekleri ters yüz edemeyeceğimiz bilinci ile çok toplumlu bir devlet haline dönüştüğümüzü kabullenerek, ayrımcılığa, ötekileştirmeye son vererek kucaklaşmayı başarmalıyız.
Ve evet yeni vatandaşlık verme imkanlarına, aile birleştirmeleri dışında artık son vermeliyiz.
Önce bir olmalıyız. Zaman alacak farkındayım ama şunu bileceğiz, bir olma yolunda çaba sarf etmezsek tam olamayacağız. Tam olmazsak, yok olacağız.
Yol arkadaşlarım, şimdi size soruyorum.
Evlatlarımız var. Yurt dışında iyi tahsil görüp ülkeye dönmeyen. Neden?
Çünkü geldiklerinde dayı bulamazlarsa iş yok. Kendi işlerini kuracak olsalar önce res'en vergi baskısından kurtulmaları gerekir. O da dayı bulurlarsa. Örnekleri çoğaltmak mümkün.
Bir düzen düşünün.
Yeni iş kurmaya karar veren gencin 5 yıl süre ile vergi muafiyetine girebileceği. 5 yıl içinde başarılı olup en az iki vatandaşa iş verebilmişse 5 yıl daha vergi muafiyetine ulaşabileceği.
Üretimin kaynağında sübvanse edildiği.
Kamu veya özel fark etmeksizin gerçekten emeği ile çalışanın oldukça tatmin edici bir maaş alabildiği.
Kamuda en alttan başlayarak en üst düzeydeki bakana kadar her kesimin denetlenebildiği.
Milletvekilinin kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığa sahip olmadığı.
Bakan olarak atanan kişinin bir yanlışı olması halinde bakanlıktan alınınca evine döneceği, yeniden görevine vekil olarak devam edemeyeceği bir sistemin hayata geçtiğini ve her ferdin bu sistem içinde yürüyebileceğini.
Ben bu geleceğe doğru bir yürüyüş başlatmak istiyorum. Bu yürüyüşte arkamda mısınız diye sormuyorum. Yanımda yürüyecek misiniz diye soruyorum. Tamam mısınız?
O zaman... Hade galkın yürüyelim. Hade galkın memleketi düzeltelim. Hade galkın hep birlikte yürüyelim. Hade iktidara!"
Genel Başkan adayı Serdar Denktaş’ın konuşmasının ardından, Serdar Denktaş genel başkan olarak oy birliğiyle kabul edildi. Ardından Denktaş, ilçe koordinatörleriyle birlikte yeniden sahneye çıkarak teşekkür etti.
TAM PARTİ PARTİ MECLİSİ ÜYELERİ LİSTESİ İÇİN TIKLAYIN
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Bizi Facebook'ta takip edin!
mykibris.com'u Facebook üzerinden takip edin, son paylaşımlardan haberdar olun.






























Yorum Yap
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.
Tüm Yorumlar