
Ramazan özel: Ramazan ve şefkat
13 Mart 2026
KKTC'nin din görevlileri tarafından hazırlanan özel yazılar, Ramazan ayı boyunca her gün bu sayfada yayımlanıyor.
Emine Aygün
Siz hiç bir duyguyu yaşamayı unuttunuz mu? Ya da bir duyguyu bir zamana hapsettiniz mi mesela? Mutluluğu kazandığımız zamana; üzüntüyü kaybettiğimiz zamana hapsettik. Oysa kalplerimizin her duyguya her anımızda ihtiyacı vardır. Tıpkı bedenimizin sağlıklı olmak için her vitamine ihtiyaç duyması gibi.
"Şefkat" dediğimiz o yumuşak duyguyu da çok unutuyoruz. Hatta belki kaybediyoruz. Ve her yıl Ramazan ayı bizlere bunu hatırlatmak için evlerimize misafir olur. Fakat bu bile bizim Ramazan ayına yüklediğimiz anlamla doğru orantılıdır. Bizim için Ramazan; bir takvim yaprağı ya da açlık ve susuzluktan ibaret geçici bir dönem olmamalı. Bizim için Ramazan kaskatı kesilen kalplerimizi yumuşatmak için bir vesile, içimizde başlayan bir değişim, özlediğimiz o yumuşaklığa kavuşmak için bir niyet kapısı olmalı.
Bütün bir gün boyunca olan açlığımız Ramazanın sadece görünen yüzüdür. Halbuki aslolan açlıkla kazandıklarımızdır. Bir yoksulun halini, bir lokma ekmeğin, bir yudum suyun değerini, mazlumun ve unutulmuşun halini daha iyi anlarız. Şefkat duygusuyla bezenir yani yüreklerimiz. Peki neydi "şefkat"? Başkasının acısını kalpte hissedebilme yeteneği mi? Olmayanın halinden anlamak mı? Yoksa kalplerimizin yumuşaması mı?
Hepimiz iyiliği, güzelliği, merhameti, şefkati özlüyoruz. Bir tebessüm, bir gönül alma, kırgınlıkları tamir etme, sessizce ve habersizce yapılan bir yardım, birinin halinden anlama… Bunlardır şefkat duygusunu kalplerimize tattıran, yerleştiren.
Peki şefkat sadece başkalarına karşı hissettiğimiz bir duygu mudur? Başkasına karşı takındığımız merhametli tavır mıdır ya da her zamankinden daha affedici olmak mıdır? Halbuki bizim kalbimiz de şefkate muhtaç değil miydi? Kendimize de her zamankinden daha anlayışlı olamaz mıyız? Hatalarımızdan dolayı kendimizi acımasızca yargılamak yerine; Allah’ın her hatamızdan daha büyük ve o affedici oluşuna sığınıp, pişmanlığımızı güzel bir tövbeyle dile getirip o teslimiyetin tadına varabiliriz. Kendimize de şefkatle yaklaşıp o ümitsizlik kuyusundan kurtulabiliriz.
Bugün dünyanın dört bir yanından duyduğumuz acı haberler bizleri karamsarlığa, korkuya ve ümitsizliğe hapsetmesin. Tüm mazlumları kurtaramayız; hepsine şefkat elimizi uzatamayız ve her birine bir umut ışığı olamayız belki; ama bu bizi iyilikten merhametten şefkatten uzaklaştırmamalı. Bir yüreğe dokunabilmek olsun en büyük gayemiz. Bir yüzü güldürebilmek…
Ramazan geldi gidecek. Bizlere iyi ve güzel olan her şeyiyle gelecek ve getirecek. Fakat bu kez giderken bize getirdiği o güzellikler bizimle kalsın. Çünkü o sadece Ramazan için değil insanlığımız için olması gereken bir duygu. İnsan olmanın bir gereği. Şefkat kalplerimizde yer edinsin. Hayatımızın her anında kalplerimizi yumuşacık tutacak şefkati bu kez ramazana hapsedip onunla göndermeyelim.
Hayırlı Ramazanlar…
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Bizi Facebook'ta takip edin!
mykibris.com'u Facebook üzerinden takip edin, son paylaşımlardan haberdar olun.






























Yorum Yap
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.
Tüm Yorumlar