
Ramazan özel: Dua ve adabı
9 Mart 2026
KKTC'nin din görevlileri tarafından hazırlanan özel yazılar, Ramazan ayı boyunca her gün bu sayfada yayımlanıyor.
Osman Aslan – Polatpaşa Camisi Din Görevlisi
Allah Resûlü (sav), dua edeceğinde bazen kıbleye yönelir, bazen koltuk altı görünecek kadar ellerini kaldırır, bazen avuçlarını açarak, bazen de avuçlarını birleştirerek içtenlikle dua ederdi. Zira Allah, Yüce Kelâmı’nda kullarından, kendisine içten dua etmelerini istemişti:
"Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez."
Bu yüzden olsa gerek Allah Resûlü (sav), yüksek sesle dua etmekten hoşlanmazdı. Dua ettikten sonra da ellerini mutlaka yüzüne sürer ve ashâbına da bunu tavsiye ederdi.
"Resûlullah (sav) özlü ve kapsamlı duaları tercih ederdi." Dua ederken kararlı davranırdı. Sevgili Peygamberimiz (sav), zaman zaman (sav) ashâbına şu tavsiyede bulunurdu:
"Sizden biri dua ettiğinde, 'Allah'ım! Dilersen beni affet!' demesin. Kararlı, azimli bir şekilde ısrarla dua edip istesin. Zira hiçbir şeyi vermek Allah'a güç gelmez.".
Bununla birlikte Peygamber efendimiz (sav) yaptığı duaya karşılık hemen sonuç beklemez, ama Rabbinin kendisini boş çevirmeyeceğini bilirdi. Bir keresinde, "Sizden biriniz, 'Dua ettim de duam karşılık görmedi.' deyip acele etmediği müddetçe duası karşılık bulur." buyurmuştu.
Dua eden kişinin, her şeye kadir olan Rabbine el açtığının farkında olması ve dilinden dökülen ya da gönlünden geçen cümleleri seçerek Rabbine yakışır bir biçimde dua etmesi gerekir. Bu bağlamda Allah Resûlü’nün (sav) bir diğer tavsiyesi, "Allah'a, kabul edileceğine gerçekten inanarak dua edin. Bilin ki Allah, ciddiyetten uzak ve umursamaz bir kalp ile yapılan duaları kabul etmez." şeklindedir.
Allah (cc), "Kullarım sana beni sorarlarsa, bilsinler ki ben, şüphesiz onlara yakınım. Benden isteyenin, dua ettiğinde duasını kabul ederim. …" âyetiyle kendisine yönelen kulun duasını kabul edeceğini vaat eder. Bu konuda Peygamberimiz (sav) ise, "Şüphesiz Rabbiniz son derece hayâ ve kerem sahibidir. Kulu O'na elini kaldırdığı zaman, o elleri boş çevirmekten hayâ eder." buyurmuştur.
Hz. Peygamber (sav), Allah'a O'nun güzel isimleri ile dua etmekten hoşlanırdı. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de de, "En güzel isimler Allah'ındır. O hâlde O'na, o güzel isimlerle dua edin." buyrulmuştur.
Peygamberimiz (sav) hem bu dünya için, hem de âhiret için dua ederdi. En çok yaptığı dualardan biri de şuydu:
"Allah'ım! Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru!"
Peygamberimiz (sav), duada istenecek şeylerin meşru, olumlu ve anlamlı olmasına da özen gösterirdi. Bu nedenle Hz. Peygamber, Allah’ın duaları kabul edeceğini belirtirken, günah işlemeyi hedefleyen veya akrabalık ilişkilerinin kesilmesini isteyen duaları istisna etmişti.
Sevgili Peygamberimiz (sav), duayı "âmîn" diyerek bitirmeye önem verir ve bu sözün mühür mesabesinde olduğunu ifade ederdi.
İnsanın kendisi için dua etmesi kadar, başkaları için de dua etmesi ve başkalarından da dua alması oldukça önemlidir. Bir defasında Allah Resûlü (sav), Hz. Ömer’e (ra) şu tavsiyede bulunmuştur:
"Bir hastanın ziyaretine gittiğinde ondan senin için dua etmesini iste. Zira hastanın duası meleklerin duası gibidir."
Müslüman’ın din kardeşi için yaptığı dua hakkında ise Peygamberimiz (sav) şunları söyler:
"Kişinin (din) kardeşi için gıyabında (onun olmadığı yerde) ettiği dua makbuldür. O kişinin başucunda, duasına âmîn diyen bir melek bulunur. O kişi (din) kardeşine hayır dua ettikçe (görevli) melek; 'Âmîn, (din kardeşin için istediğin) hayrın misli senin için de olsun.' der."
Bunun gibi; anne babanın çocuklarına yaptığı dua ile misafirin ve yolcunun duaları da kabul olunacak dualar arasında zikredilmiştir.
Diğer taraftan haksızlığa uğrayan insanların da bedduasından sakınmak gerekir. Allah Resûlü (sav), Muâz b. Cebel'i (ra) Yemen’e gönderirken, mazlumların duasından sakınmasını tavsiye eder ve şöyle buyurur:
"Mazlum ile Allah arasında (duanın kabulüne mâni olacak) hiçbir perde yoktur."
İnsan, hayatını duayla anlamlandırmalı, duasız bir hayatın Allah katında değeri olmadığını bilerek varlığına değer katmak, hayatını anlamlı kılmak ve Allah katında bir hoşnutluk bulmak için dua etmelidir. Yaptığı dua ise içten ve samimi olmalıdır. Gerçekleşeceğine inanarak, ısrarla Allah’a isteklerini arz etmeli, ama duasının bir an önce gerçekleşmesi için acele etmemelidir.
Kur’an ve hadislerde yer alan dua ifadeleriyle Rabbimize niyazda bulunmak mümkün olduğu gibi, içinden geldiğince, kendi diliyle ve kendi hislerini ortaya koyarak dua etmek de mümkündür. En güzeli ise, her işte olduğu gibi dua ederken de Peygamber Efendimizi (sav) örnek almak, onun öğrettiği dua âdâbına uyarak, onun dilinden dökülen cümlelerle Allah’a yalvarmaktır. Allah’ın son Resûlü’nün (sav) bir duasında Rabbine şöyle yalvardığı anlatılır:
"Allah'ım! Günahımı, bilgisizliğimi(n sonucu olarak yaptıklarımı), haddimi aşarak işlediklerimi ve benden daha iyi bildiğin bütün kusurlarımı bağışla! Allah'ım! Ciddi ve şaka yollu yaptıklarımı, yanlışlıkla ve bilerek işlediğim günahlarımı affeyle! Bütün bu kusurların bende bulunduğunu itiraf ederim. Allah'ım! Şimdiye kadar yaptığım ve bundan sonra yapacağım, gizlediğim ve açığa vurduğum, benden daha iyi bildiğin günahlarımı affeyle! Öne geçiren de sensin, geride bırakan da sensin. Ve senin gücün her şeye yeter."
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Bizi Facebook'ta takip edin!
mykibris.com'u Facebook üzerinden takip edin, son paylaşımlardan haberdar olun.






























Yorum Yap
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.
Tüm Yorumlar