Ramazan özel: Aç kalmak değil arınmak

26 Şubat 2026

A
A

KKTC'nin din görevlileri tarafından hazırlanan özel yazılar, Ramazan ayı boyunca her gün bu sayfada yayımlanıyor.

ZgotmplZ

Demet Güner                                       

Ramazan her yıl aynı takvim yaprağında karşımıza çıkıyor. Aynı imsakiye, aynı iftar saati, aynı sorular… “Kaç saat oruç tutacağız?”, “Ne pişirelim?”, “İftarda nereye davetliyiz?” Oysa Ramazan, bu soruların çok ötesinde bir anlam taşıyor. Çünkü oruç, yalnızca aç kalmak değil; insanın kendini arındırma çabasıdır.

Aç kalmayı başarmak, belki de işin en kolay tarafı. Gün boyu yememek, içmemek, sabretmek… Bunların hepsi alışkanlık meselesi. Zor olan ise, açken kırmamayı öğrenmek. Sinirliyken susabilmek. Güçlüyken incitmemek. Oruç, mideyle birlikte dili, gözü, kalbi de terbiye edebildiğinde anlam kazanıyor.

Ramazan, bize “daha az” ile yaşamayı öğretir. Daha az tüketmek, daha az konuşmak, daha az yargılamak… Ama ne garip ki, bu ayda sofralar daha da büyür, alışveriş poşetleri daha da ağırlaşır. İsraf artar, gösteriş çoğalır. Arınma ayı, bazen farkında olmadan bir tüketim yarışına dönüşür. İşte tam da bu noktada kendimize şu soruyu sormamız gerekir: Biz gerçekten oruç mu tutuyoruz, yoksa sadece aç mı kalıyoruz?

Arınmak; fazlalıklardan kurtulmaktır. Sadece dolaplarımızdaki gereksiz eşyaları değil, kalbimizde biriken yükleri de ayıklamaktır. Kırgınlıkları, öfkeleri, kibri… Ramazan, insanın kendine ayna tuttuğu bir zamandır. Gün içinde susuzluğumuzu hissederken, başkasının susuzluğunu fark edebiliyor muyuz? Açlığımızı hissederken, bir başkasının yoksunluğunu anlayabiliyor muyuz?

Oruç, empatiyi öğretir. Ama bu empati, sadece bir ay sürmemelidir. Ramazan boyunca hassaslaşıp, bayramdan sonra eski hoyratlığımıza dönüyorsak, bir yerde eksik bırakıyoruz demektir. Arınma, geçici bir hal değil; kalıcı bir dönüşüm olmalıdır.

Bir de işin görünmeyen tarafı var. Kimsenin bilmediği, kimsenin alkışlamadığı ibadetler… Sessizce edilen dualar, içten yapılan tövbeler… Ramazan, gösterişten uzak kalabildiğimiz ölçüde ruhumuza dokunur. Aç kalmak herkesin görebildiği bir şeydir; ama arınmak sessizdir, derindir ve samimidir.

Belki de Ramazan’ın bize sorduğu en zor soru şudur: “Bu ay bittiğinde sen kim olacaksın?” Daha sabırlı mı, daha anlayışlı mı, daha merhametli mi? Yoksa sadece birkaç kilo almış, birkaç gün aç kalmış biri mi?

Ramazan, takvimdeki bir ay olmaktan çıkıp hayatımıza dokunduğunda anlam kazanır. Sofradan kalkarken sadece doymuş değil, hafiflemişsek… Kalbimiz biraz daha yumuşamışsa… Dilimiz biraz daha temizlenmişse… İşte o zaman oruç, amacına ulaşmış demektir.

Çünkü Ramazan, aç kalmayı değil; arınmayı öğretir. Ve belki de insanın en çok ihtiyacı olan şey, tam olarak budur.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR


Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.

Tüm Yorumlar