
Kutlu Adalı için "adalet" çağrısı yinelendi: Cinayetin ortaya çıkarılabilmesi mümkün olmadı
6 Temmuz 2026
Güncelleme: 6 Temmuz 2026
Evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden gazeteci ve yazar Kutlu Adalı, ölümünün 30'uncu yıl dönümünde kabri başında düzenlenen törenle anıldı.
TAK
6 Temmuz 1996'da evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren gazeteci ve yazar Kutlu Adalı için düzenlenen anma töreni, Kutlu Adalı Vakfı ve Yenidüzen Gazetesi tarafından gerçekleştirildi.
Anma törenine Adalı ailesinin yanı sıra 2'nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, CTP milletvekilleri, örgüt temsilcileri ve sevenleri katıldı.
Anma töreninde sırasıyla Kutlu Adalı'nın kızı İl Adalı, Yenidüzen Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ertuğrul Senova, Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği (KTGB) Başkanı Ayşemden Akın, Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen) Örgütlenme Sekreteri Tümay Tuğyan, CTP Genel Başkanı İncirli ve 2'nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat konuştu.
Tören, katılımcıların Kutlu Adalı'nın mezarına çiçek bırakmasıyla son buldu.

TALAT: CİNAYETİN ORTAYA ÇIKARILABİLMESİ MÜMKÜN OLMADI
2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat törende yaptığı konuşmada, Kutlu Adalı’nın öldürüldüğü geceyi hiç unutmadığını, ölüm haberini aldıktan sonra cinayetin gerçekleştiği yere giderek, durumu gözlemlediğini belirterek, "Korkunç bir geceydi, inanılacak gibi değildi." dedi.
O dönemde CTP başkanı olduğunu anımsatan Talat, cinayetin ortaya çıkarılabilmesi için çaba gösterdiklerini ancak cinayetin planlanma şekli nedeniyle bunun mümkün olmadığını söyledi. Talat, söz konusu olaydan sonra bu konuda ciddi herhangi bir adım atılmadığını da belirterek, benzer birçok vakada da aynı durumun yaşandığını ifade etti.
Kutlu Adalı cinayetinin basını korkutmak ve susturmak amacıyla yapıldığını da dile getiren Talat, fakat bunun başarılamadığını kaydetti. Basın ve fikrini söyleyen insanlar olarak geri durmayacaklarını belirten Talat, "Barış için, demokrasi için, şeffaflık için, bu tür cinayetlerin bir daha yaşanmaması için yaşananların faillerinin ortaya çıkarılabilmesi için kararlılığımızı tekrarlıyoruz." dedi.

İNCİRLİ: HEM KUTLU ADALI HEM DE YAZDIĞI YAZILARI HATIRLIYORUZ
CTP Genel Başkanı İncirli de 30 yıl önce yaşanan o geceyi hatırladığını ifade ederek, birçoğunun da hem o geceyi hem de Kutlu Adalı’nın yazdığı yazıları hatırladığını dile getirdi.
İncirli, Kutlu Adalı’nın üzeri örtülen suçların ortaya çıkarılabilmesi için yazdığını ve sorular sorduğunu belirterek, 6 Temmuz 1996 tarihinde de o sorular nedeniyle öldürüldüğünü söyledi.
"O soruların cevaplarında korkunç bir karanlık gizliydi." diyen İncirli, o karanlıkların ortaya çıkarılmaması için sorular soran Adalı'nın katledildiğini söyledi.
İncirli, Kutlu Adalı’nın kızı İl Adalı’nın ve gazetecilerin “bu dosya kapatılmamalıdır” yönündeki açıklamalarının önemine işaret ederek, “Bu dosya kapalı kaldığı sürece, bu olayın failleri ortaya çıkmadığı sürece tam olarak bir adaletten söz etmek mümkün değil.” dedi.

SENOVA: KUTLU ADALI BİR YAS FİGÜRÜ DEĞİLDİR, GAZETECİDİR
Yenidüzen Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Senova ise Adalı'nın bir yas figürü değil, bir gazeteci olduğunu söyleyerek, "Gazeteciler arkasından ağlansın istemez, gerçeğin peşinden gidilsin ister." dedi.
Adalı’nın ölümünden bu yana otuz yıllık sürede birçok hükümet, cumhurbaşkanı, başsavcı, polis genel müdürü değiştiğini kaydeden Senova, dosyanın bu süreçte aydınlatılamamasını eleştirdi.

AKIN: HİÇ GELMEYEN ADALET TOPLUM VİCDANINI ÇÜRÜTÜR
KTGB Başkanı Akın da 30 yıl önce 6 Temmuz akşamında yaşananları işaret ederek, “Kutlu Adalı'nın kanı yerde, ailesinin acısı yüreğinde, bizim utancımız alnımızda kaldı.” dedi.
Adalı'nın yazdığı, sorduğu, araştırdığı için hedef alındığını söyleyen Akın, tehdit edildiğini herkesin bildiğini ancak korunamadığını söyledi.
Akın, 30 yıldır tanıklar çıktığını, itirafların yapıldığını, isimler konuşulduğunu belirterek olayın aydınlatılmamasını eleştirdi. Geç gelen adaletin, adalet olmadığını da kaydeden Akın, hiç gelmeyen adaletin ise toplumu vicdanını çürüttüğünü dile getirdi.
Akın konuşmasını, "Bugün Kutlu Adalı’nın mezarı başında bir kez daha söylüyoruz. Bu dosya kapanmadı, bu toplum unutmadı, adalet gelene kadar da bu utanç hepimizin alnında duracak." sözleriyle tamamladı.

TUĞYAN: ADALI, BEDELİ NE OLURSA OLSUN SUSMAYI DEĞİL, YAZMAYI SEÇEN BİR YURTSEVER
Basın-Sen Örgütlenme Sekreteri Tuğyan ise, gazeteciler olarak toprağa dört beden teslim ettiklerini söyleyerek, bunların Fazıl Önder, Ayhan Hikmet, Muzaffer Gürkan ve Kutlu Adalı olduğunu anımsattı.
Tuğyan, Adalı’nın katledilmesinin 30’uncu yıl dönümünde onu özlemle anmak yanında adaleti aramaktan bir an bile geri durmadıklarını ifade etti.
Kutlu Adalı’nın sadece bir gazeteci olmadığını aktaran Tuğyan, onun bedeli ne olursa olsun, gerçeğin peşinden gitmekten vazgeçmeyen, susmayı değil, yazmayı seçen bir yurtsever olduğunu vurguladı.
Tuğyan, unutmayacaklarını ve adaleti istemekten vazgeçmeyeceklerini söyleyerek, Kutlu Adalı’nın adını yaşatmaya, gerçeğin peşinden yürümeye devam edeceklerini kaydetti.

İL ADALI: ZAMAN AŞIMI, HUKUKUN DEĞİL, SUÇUN ORTAĞIDIR
Kutlu Adalı’nın kızı İl Adalı da babasının 30'uncu ölüm yıl dönümünde yanlarında olanlara teşekkür ederek, "Yanımızda olmanız bizler için büyük anlam taşıyor. Bu dayanışma bize güç veriyor.” dedi.
Burada olmalarının nedeninin “unutmamak ve unutturmamak” olduğunu ifade eden İl Adalı, “Babamın anısı, bize doğruluğun ve özgürlüğün bedelini hatırlatıyor. Bizler, onun kaleminden dökülen cesareti yaşatmak için buradayız.” diye konuştu.
Adalı, adalet arayışlarının anlamsız ve boş görünebildiğini de belirterek, adalet yerini bulana dek mücadelelerinin süreceğini söyledi.
Konuşmasında yetkili mercilere bir kez daha seslenen Adalı, “Zaman aşımı, hukukun değil, suçun ortağıdır.” dedi.
Adalı, zaman aşımının, hukukun bir kuralı olduğunu ancak vicdanın zaman aşımı olmadığını ifade etti.
“Burada bir ölü değil, bir toplumun belleği gömülü.” diyen Adalı, bu belleği zaman aşımıyla silmeye, yok etmeye kimsenin gücünün yetmeyeceğini kaydetti.
Adalı, mezarın bir yas yeri değil, bir adalet mevziisi olduğunu da işaret ederek, “Bu adalet mevziisinde, hiçbir zaman boş teselliler değil; her koşulda umudu yeşertecek sarsılmaz irademiz ve onurlu kararlılığımız kalacak.” dedi.
İl Adalı, konuşmasının sonunda annesinin babası için kaleme aldığı bir şiiri okudu.
KUTLU ADALI CİNAYETİ VE ST. BARNABAS BASKINI
15 Mart 1996'da, Gazimağusa yakınlarındaki tarihi St. Barnabas Manastırı ve İkona Müzesi'ne maskeli ve silahlı bir grup tarafından baskın düzenlenmişti. Nöbetçiler etkisiz hale getirilmiş ancak baskının amacı ve olay sırasında neyin alındığı kesin olarak ortaya çıkarılamamıştı. Olay, Kuzey Kıbrıs'ta uzun yıllar tartışma konusu olmuştu.
Gazeteci Kutlu Adalı, baskının ardından olayla ilgili araştırmalar yapmış ve çeşitli yazılar yayımlamıştı. Adalı, baskında kullanılan bazı araçların Sivil Savunma Teşkilatı mensupları üzerine kayıtlı olduğunu öne sürmüştü. Ayrıca"olayın sıradan bir soygun olmayabileceğine ve geçmişte saklandığı iddia edilen değerli eşyalarla bağlantılı olabileceğine dair iddiaları kamuoyuna taşımıştı. Adalı, bu yayınlarından sonra tehdit edildiğini açıklamıştı.
6 Temmuz 1996 gecesi Kutlu Adalı, evinin önünde silahlı saldırı sonucu öldürülmüştü. Cinayetin failleri tespit edilememiş ve yürütülen soruşturma sonuçsuz kalmıştı. Eşi İlkay Adalı tarafından açılan dava sonucunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2005 yılında cinayetin etkili biçimde soruşturulmadığı gerekçesiyle Türkiye'yi mahkum etmişti.
2021 yılında Sedat Peker, yayımladığı videolarda Adalı cinayetiyle ilgili çeşitli iddialarda bulunmuştu. Peker, cinayetin işlenmesi görevinin önce kendisine teklif edildiğini ve bazı devlet görevlilerinin olayla bağlantılı olduğunu öne sürmüştü. Ardından kardeşi Atilla Peker de açıklamalar yaparak, 1996 yılında Kıbrıs'a gönderildiğini, Kutlu Adalı'nın evinin çevresinde keşif yaptığını ve kendisine Adalı'nın farklı şekilde tanıtıldığını iddia etmişti. Ancak bu beyanlar yargı kararıyla doğrulanmış bilgiler değil, soruşturma kapsamında gündeme gelen iddialar olarak kalmıştı.
Bu açıklamalar sonrasında Türkiye'de yeniden soruşturma yürütülmüştü. Ancak 21 Şubat 2024 tarihli, Savcı Soner Şahin imzalı kararla dosyada kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti. Kararda, resmi kayıtlara göre Atilla Peker'in iddia edilen dönemde cezaevinde bulunduğu, adı geçen Korkut Eken hakkında da suçlamaları destekleyecek yeterli delil bulunmadığı belirtilmişti. Ayrıca olayın üzerinden geçen süre nedeniyle zamanaşımı hükümleri de gerekçe gösterilmişti. Böylece kamu adına dava açılmaması yönünde karar verilmiş ve dosya kapatılmıştı.
2024 yılında verilen takipsizlik kararıyla birlikte Türkiye'deki son soruşturma da sonuçsuz kalmış ve cinayet resmi olarak faili meçhul niteliğini korumuştur.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Bizi Facebook'ta takip edin!
mykibris.com'u Facebook üzerinden takip edin, son paylaşımlardan haberdar olun.





























Yorum Yap
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.
Tüm Yorumlar