Gezici davasında savcıdan sert çıkış: Çocuk yapması gerekeni yaptı, ya sanık ne yaptı?

2 Temmuz 2026

Güncelleme: 3 Temmuz 2026

A
A

Gezici davasında karar öncesi son duruşma pazartesi günü gerçekleştirildi. Mahkemeye hitap eden savcı, "Çocuk yapması gerekeni yaptı, ya sanık ne yaptı? Sanıkta bir uğraş, bir çaba ne vardı? 'Görmedim, duymadım'; baksaydı görecekti, duyacaktı." dedi.

ZgotmplZ MYK Haber

Temmuz 2024'te ölümlü trafik kazalarına ilişkin hapis cezalarının üst sınırının 7 yıldan 14 yıla çıkarılmasının ardından yaşanan ilk ölümlü trafik kazasında Rifat Gezici'nin yaşamını yitirmesine neden olan kazaya ilişkin davada, 16 Nisan'dan bu yana tutuklu yargılanan sanık İ.T. (E), karar öncesi son kez Girne Ağır Ceza Mahkemesi huzuruna çıkarıldı.

29 Haziran'da gerçekleştirilen hitap duruşması, Girne Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Melek Esendağlı huzurunda görüldü. Duruşmada savcı Attila Enver Etkin ile sanık avukatı Mustafa Atakara hazır bulundu.

DAVA SÜRECİ...

14 Ocak'ta ilk kez Girne Ağır Ceza Mahkemesi'ne çıkarılan sanığın avukatı Mustafa Ergin, müvekkilinin sağlık sorunları bulunduğunu belirterek rapor alınabilmesi için süre talep etmiş, mahkeme ise duruşmayı 3 Şubat'a ertelemişti.

3 Şubat'taki duruşmada avukat, verilen süre içerisinde bir uzmanla iletişime geçtiklerini ve müvekkilinin sağlık durumuna ilişkin bilgileri mahkemeyle paylaştıklarını belirtmişti. Yurt dışında bulunan uzmanın ek belgeler talep etmesi üzerine mahkemeden ek süre isteyen avukatın talebi değerlendirilmiş, dava 4 Mart'a ertelenmişti.

4 Mart'taki duruşmada mahkeme, elde edilen bilirkişi raporunun incelenmesi ve sanığın sağlık durumunun kötü olması (kalp hastası olması ve mahkemeye gidip gelmekte zorlanması) nedeniyle davayı itham amacıyla 27 Mart'a ertelemişti.

27 Mart'taki duruşmada sanığın avukatı, müvekkilinin aleyhine açılan davayı kabul edeceklerini belirtmişti. Esendağlı ise mahkeme ajandasının yoğunluğu nedeniyle duruşmayı, tanıkların dinlenmesi ve sanığın itham edilmesi amacıyla 9 Nisan'a ertelemişti.

9 Nisan'daki duruşmada, sanığın avukatı Mustafa Ergin'in yerine Mustafa Atakara göreve gelmişti. Atakara, eski avukatla gerekli bilgi alışverişini tamamlayabilmeleri ve savcılıkla görüşme yapabilmeleri için kısa bir süreye ihtiyaç duyduklarını belirtmiş, mahkeme de sanığın itham edilmesi amacıyla duruşmayı 16 Nisan'a ertelemişti.

16 Nisan'daki ilk itham duruşmasında tutuklanan sanığın itham duruşmaları; 20, 24 ve 30 Nisan, 5, 7, 15 ve 21 Mayıs ile 4, 5, 11, 16 ve 18 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilmişti.

Sanığın yargılandığı dava kapsamında toplam 13 itham duruşması yapılmış, bu duruşmalarda savcılık tarafından 13, müdafaa tarafından ise 6 olmak üzere toplam 19 tanık dinlenmişti.

İtham duruşmalarında savcılık tarafından; kazanın yaşandığı bölgede ikamet eden ve Balistik Şube'de görev yapan polis çavuşu A.A. (E), Girne Adli Şube'de polis fotoğrafçısı olarak görev yapan polis memuru B.E. (E), kaza günü Girne Polis Müdürlüğü'nde tahkikat memuru İ.K. (E), Girne Polis Müdürlüğü Trafik Şubesi'nde görevli tahkikat memuru H.K. (E), motosiklet satışı ve tamiri yapan Bikers Club Direktörü T.T.E. (E), kaza günü olay yerine sevk edilen 112 Acil Servis çalışanları F.Ö.S. (K) ve H.K. (K), Girne Polis Müdürlüğü Trafik Araç Muayene Müfettişi M.S.S. (E), film yönetmeni E.M. (E), Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'nde adli tıp uzmanı olarak görev yapan Dr. O.Ş. (E), Girne Polis Müdürlüğü'nde görevli polis çavuşu N.T. (E), Girne Ağır Ceza Mahkemesi sorumlu memuru U.O. (E) ile Etkin Şoför Okulu'nun sahibi, motosiklet eğitmeni ve Gezici'nin ehliyet almasına yönelik eğitim sürecinde görev alan Ö.E. (E) tanık olarak dinlenmişti.

Müdafaa tarafından ise sanık İ.T. (E), Girne Kaza Mahkemesi memuru S.O. (K), sanığın dönüş yapacağı evde yaşayan akrabası O.B. (E), Bayrak Radyo Televizyon Kurumu'nda (BRTK) uydu sorumlusu olarak görev yapan sanığın akrabası A.B. (E) ile müdafaa tarafından Türkiye'den ücret karşılığında getirilen Olgu Trafik Kaza Uzmanlığı Ofisi'nden trafik kazası kusur tespit uzmanları Z.C.M. (E) ve S.K. (E) dinlenmişti.

18 HAZİRAN TARİHLİ DURUŞMA: BİZE KİM PARAMIZI ÖDERSE, BİZ ONUN LEHİNE DELİLLER VE SAVUNMA DÜZENLERİZ

Sanığın 18 Haziran tarihli itham duruşmasında, müdafaa tarafının Türkiye'den ücret karşılığında mahkemede tanık olarak dinlettiği Olgu Trafik Kaza Uzmanlığı Ofisi'nden trafik kazası kusur tespit uzmanları ve emekli polis Z.C.M. (E) ile S.K. (E) dinlenmişti.

İlk dinlenen Z.C.M., bölgedeki fotoğraf çekimlerini Google Earth üzerinden olay yerinden uydu görüntüsü alarak yaptıklarını ve ülkeye geldikleri son gün, mahkemeye gelmeden bir gün önce olay yerinde inceleme yaptıklarını, Google çalışması ile sahadaki çalışmalarının uyuştuğunu iddia etmişti.

Tanık, Gezici'nin videoda görüldüğü sırada gaz kestiğini de mahkemeye söylemişti. Savcının sorusu üzerine çalışmasına 10 üzerinden 9 verdiğini söyleyen tanık, "1 puanı da olay yerinde çalışmadığım için kırdım." demişti.

Savcının, Z.C.M.'nin çalışmasında sürücü özellikleri dahil birçok detayı atlayarak sadece bir çalışma hazırladığı yönündeki beyanı üzerine tanık, buna gerek duymadığını dile getirmişti.

Savcı daha sonra, uydu görüntüleriyle bölgede yapılan ölçümlerin ve mahkeme oturumundan bir gün önce yapılan ölçümlerin uyuşmadığını, ancak sanığın raporunu "savunmak" zorunda kaldığını iddia etmişti.

Daha sonra dinlenen S.K. ise mahkemede, "Bize kim paramızı öderse, biz onun lehine deliller ve savunma düzenleriz, paramızı da alırız." ifadelerini kullanmıştı.

29 HAZİRAN TARİHLİ HİTAP DURUŞMASI…

Karar öncesindeki son duruşmada savcı Attila Enver Etkin ile sanık avukatı Mustafa Atakara mahkemeye hitap etti. İlk olarak avukat, ardından savcı söz aldı.

AVUKAT ATAKARA: KAZA ÖNLENEMEZDİ

"Kazanın önlenemez olduğunu" savunan avukat, davada ihtilaflı bazı noktaların bulunduğunu belirterek, "Her iki sürücünün hızlarının ne olduğu", "müvekkilinin Gezici'nin önüne son anda geçip geçmediği" ve "Gezici'nin kazadan bir saniye önce korna çalıp çalmadığının da ihtilaflı hususlar arasında yer aldığını" öne sürdü.

"EKSİK EVRAK YÜZÜNDEN MÜVEKKİLİM ZORA SOKULDU"

Soruşturmanın eksik yürütüldüğünü iddia eden avukat, "Eksik tahkikat tabii ki sanığın beraatine sebep olmaz ama müvekkilim de bu durum nedeniyle zora sokuldu. Mahkemeye de eksik evrak sunulmuştur." dedi.

"Bölgedeki kamera görüntülerinin yeterince incelenmediğini" ileri süren avukat, ayrıca her iki araç üzerinde de deformasyon ve kinetik testlerin yapılması gerektiğini ancak bunların gerçekleştirilmediğini kaydetti.

"MOTOR İBRESİNİN POLİSTE EMAREYKEN KIRILMADIĞINI NEREDEN BİLECEĞİM?"

"Motosiklet sürücüsüne ait hız göstergesi ibresindeki kırığın bilimsel olarak mahkemede açıklanmadığını" iddia eden avukatın, olayla ilgili hitabının bir bölümü şöyle:

"Bir yıl oldu, ibrenin kırıklığının bilimsel olarak açıklanması gerekirdi. Motor ibresinin poliste emareyken kırılmadığını nereden bileceğim? Bu çok ciddi bir eksikliktir. Kask bize emare olarak getirilmedi. Kaskın darbe alma oranının ne olduğunu öğrenmek isterdim.

Tahkikat polis çavuşu N.T., mahkemede 'gerek görmedim, duymadım' şeklinde beyanlarda bulundu. Benim kanaatimce bazı şeylerin üstü örtüldü.

Meteoroloji'den kaza gününe ilişkin hava raporu alınmadı. Hava ne kadar sıcaktı, rüzgarın durumu neydi? Motosiklet geçerken poşet havaya uçtu; bu, motosikletin hızıyla mı alakalıydı? Tahkikat eksik değil; ya hiç yapılmadı ya da bilinçli olarak yapılmadı. Yürütülen soruşturmada iyi niyet aramıyorum.

Tapu görevlisinden bölgede lazerle ölçüm yapılması 'gereksiz' görüldü. Kamera görüntülerinin alındığı evde, kameraların yerden yüksekliğinin ölçülmemesiyle müdafaa hakkında girildi. Kaza yerini göstermese de bölgedeki marketten veya farklı bir noktadan da kamera görüntüleri alınabilirdi.

Sanığın hangi açıyla dönüş yaptığı tespit edilmedi. Motosikletin ibresi, inceleme yapılması için Makine Mühendisleri Odası'na (MMO) gönderilmedi. Sanığın dönüş yapacağı evin sahibinden ifade alınmadı.

Sanığa yasal ihtar yapılmadı, verdiği beyanın teyit ve tekzibi yapılmadı. Sanık hakları açısından bu soruşturma tam bir katliamdı. Ciddiyetten uzak bir soruşturma oldu. Sanığın ifadesi yeniden alınıp, dosyaya eklenebilirdi.

İddia makamının tanıkları arasında çelişkili beyanlar vardı. İddia makamının hemşire olan tanığı, polise verdiği ifadenin yanı sıra mahkemedeki beyanında, 'Evin önünde fotoğraflanan beyaz cipin, kaza noktasına gittiklerinde orada olmadığını' söyledi. Ancak polise verdiği ilk ifadede bu detaya değinmemişti.

Otopsi uzmanı, sürücülerin çarpışma hızına ilişkin bilgi sahibi olmamasına rağmen, otopsi sonucuna göre mahkemede motosiklet sürücüsünün aldığı darbelere bağlı olarak belli bir hız aralığı tespiti yaptı, bu da bir ilk oldu. Tanık taraflıydı."

"ARABAYI GÖREN İNSAN NEDEN MANEVRA YAPMAZ? TEHLİKEYİ GÖREN UZUN KORNA ÇALAR; BURADA BİR KEZ BASILDI, BEN OLSAM UZUN BASARDIM"

"Motosiklet sürücüsünün kaza öncesinde korna çaldığını videoda duymadığını" savunan avukat, "Çarpışma anına ait duyulan ses, poliste ses inceleme uzmanı bulunmasına rağmen neden incelenmedi? Gezici, araç sürücüsünü gördüğünde aracın arkasından dolaşabilirdi veya fren yapmalıydı. Arabayı gören insan neden manevra yapmaz? Tehlikeyi gören uzun korna çalar; burada bir kez basıldı, ben olsam uzun basardım. Sanık dönüşe geçtikten sonra motor sürücüsünü görse de görmese de bir şey yapamazdı. Sürücülerin reaksiyon süreleri hesaplanmadı, dosyada göremedim. Bu olay önlenemez bir kazadır." diye konuştu.

SAVCI: MAHKEMEDE DİNLENENLER YÖNÜNÜ BİLMEYEN YA DA ÜCRET KARŞILIĞI GELEN KİŞİLER DEĞİL, İŞİNDE UZMAN VE OLANI OLDUĞU GİBİ AKTARAN KİŞİLERDİ

Savcı Attila Enver Etkin ise, konuşmasına herkese teşekkür ederek başladı ve sürecin maddi ve manevi bir yükü olduğunu vurguladı.

"Ses ve olaya doğru bakıyor muyuz? Olaya ilişkin mahkemede dinlenen tanıkları eşleştiyse doğrudur. Ses uzmanı ve motor satıcısının söyledikleri arasında bir farklılık yok. Ses paradoks değildir, esasa ilişkin nokta tam da buradadır. (Avukatın) 'İyi niyet aranamaz' şeklindeki ifadesi mesnetsizdir." diyen savcı Etkin, "Mahkemede dinlenen ne yönünü bilmeyenler ne de ücret karşılığı gelen kişilerdi; buraya gelenler işinde uzman ve olanı olduğu gibi aktaran kişilerdi ve olanı olduğu gibi anlattı. Tahkikat memuru N.T.'nin de söylediği gibi 'kameralar ses kaydı aldığı için şanslıyız' ve video sayesinde Gezici'nin gaz kestiğini ve aracın motorun önüne kırınca korna çaldığını ve kaza sesini duyabildik." dedi.

"DOSYAM APAÇIK ORTADADIR" ... "KAZANIN KİMİN ŞERİDİNDE OLDUĞU ÜSTÜNKÖRÜ GEÇİLİYOR, TIPKI VİRAJ KONUSUNDAKİ GİBİ UNUTULMAMALIDIR"

Savcı Etkin, hitabına şöyle devam etti:

"Burada neyi tartışıyoruz ki, sürücüler 165 metreden birbirini gördü de fren sıkmaya süreleri yetmedi? Mesafeler ortadadır. Neyle çamur banyosu yapıyorsunuz? Dosyam apaçık ortadadır. Türkiye'den ücret karşılığı gelen Z.C.M., neden video çalışmasında sürücü özellikleri, motosikletçinin kornaya bastığı sesi, kaza noktasından gerideki viraj üzerinde neden çalışmadı da, çalışmasında bize dron şovu yaptı, bir hologram yapmadığı kaldı. Mahkemeye geldiğinde sorularımıza cevap vermek zorundaydı, veremedi. Ne olursa olsun motosikletçinin sesi duyulmalıydı ve o kazanın kimin şeridinde olduğu üstünkörü geçiliyor, tıpkı viraj konusundaki gibi unutulmamalıdır. Soruların cevaplarını işimize geldiğinde bileceğiz, işimize gelmediğinde bilmeyeceğiz.

Türkiye'den gelen Z.C.M.'nin kafası o kadar bir karışıktı ki, cipin orada bulunması (sanığın dönüş yapacağı yerde bulunan başka bir beyaz araç) özel bir anlam taşıyor, başlarda dikkat etmedik ama önemi sonradan ortaya çıktı. Cip dosyaya konulmazken, getirdiği çalışmada cip aracı da çalışmasına ekleyerek, hazırladı. 'Bilimsellik' bu mu? Uzman olarak bu kişiyi mi getirdiniz? Mahkemede söz konusu kişi bize lise çocuğu gibi çizim yaptı. Olay yerinde inceleme yapmadan, Google'dan yol çalışmaları hazırladılar. Bu çalışmada iyi niyet sorgulanır, hatta çalışma ile Gezici suçlandı.

Fiziken sanığın kullandığı araçla, cipin yan tarafına girmesi mümkün değil, biz oradaydık, gördük. cipin ve evin sahibi O.B. ortalık gürültüden yangın yeriyken sonradan olay yerine aracıyla geldi. Bağımsız, tarafsız bir hemşire istintak duruşmasında kaza yerine ihbarı aldıktan sonra gittiklerinde arabanın orada olmadığını söyledi. Hemşire neden taraf olsun ki, gördüğünü anlattı."

"EĞER HER ŞÜPHEYİ EKSİKLİK SAYARSAK, O ZAMAN GEZİCİ'NİN GÖNYELİ NOKTASINDAN GEÇTİĞİ GÜZERGAHIN GÖRÜNTÜSÜNÜ DE ALALIM"

Tahkikat memuru N.T.'nin soruşturmada elinden geleni yaptığını dile getiren savcı, "Ancak kaza noktasında yapılan canlandırma videosu sırasında da ölçüm yapılıp mahkemeye aktarılmalıydı. Burada çuvaldızı kendimize batırmalıyız. Ancak polis sözlü olarak her şeyi aktardı, mahkemenin bunu dikkate alması gerekir. Her şüphe eksik anlamına gelmez. Eğer her şüpheyi eksiklik sayarsak, o zaman Gezici'nin Gönyeli noktasından geçtiği güzergahın görüntüsünü de alalım." dedi.

Kazanın yokuşun ne başında ne de ortasında yaşandığını, eğimin sonunda yani karşı tarafın da görüş açısının olduğu bir noktada gerçekleştiğini belirten savcı, eğimin sonunda Gezici'nin zirvede olduğunu ve karşıdan net bir şekilde görülebildiğini kaydetti.

"SES, IŞIK VE KORNA NEDEN İNCELENMEDİ?"

Türkiye'den gelen müdafaa tarafının tanığı Z.C.M.'nin sadece araçların açıları, yol mesafesi ve Google'dan alınan ölçüler üzerinden çalıştığını ifade eden savcı, "Neden sesi de incelemedi? Gazı kesilen motosikletin sesi, ışığı yanan motosiklet ve kazadan bir saniye önce çalınan korna neden incelenmedi de sadece açılar üzerine odaklanıldı?" diye sordu.

Savcı, Gezici'nin kaza noktasına ulaşmadan 165 metre gerideki hızının uzman raporuyla 142 km/h olduğunu, ancak kameradan geçerken gaz kestiğini ve gazı kesilen bir motosikletin 200 km/h'den 150 km/h’ye düştüğünü belirtti. Ancak Türkiye'den gelen Z.C.M.'nin tüm hesaplamalarında ibrenin 180'de takılı kalmasından dolayı direkt bunun üzerinden çalıştığını ifade eden savcı, uzman raporuyla söz konusu kişinin çalışmalarının farklı olduğunu da kaydetti.

Otopsi uzmanının, Gezici'nin aldığı darbelere bağlı olarak yaptığı hız yorumuyla ilgili de konuşan savcı, Gezici'nin aldığı darbeler ile hızının aynı orantıda olduğunu, daha süratli olması halinde ise hasarın daha fazla olması gerektiğini kaydetti.

"BU ÇOCUK YAPMASI GEREKENİ YAPTI, YA SANIK NE YAPTIN?"

Savcı, konuşmasının devamında ise şunları söyledi:

"Bu yoldan bisiklet de geçseydi, yine naylon poşet uçacaktı. Gezici batıya doğru ilerliyordu ve motoru parlama yapmıyordu. Mahkemede dinlenen, Gezici'ye eğitim vererek motor ehliyeti almasını sağlayan Ö.E. de, Gezici'nin kaza noktasından 165 metre geride hızını kestiğini, gaz kestiğini söyledi. Bu çocuk yapması gerekeni yaptı, ya sanık ne yaptı? Sanıkta bir uğraş, bir çaba ne vardı? 'Görmedim, duymadım'; baksaydın görecektin, duyacaktın."

"YOLDAKİ KANI GÖRÜNCE 'MOTORCU HIZLIYDI' DİYEMEZSİN; BU SONUCA NASIL VARDIN?"

Türkiye'den gelen müdafaa tarafının tanığı Z.C.M.'nin, motosiklet sürücüsünün kaskını, modelini, otopsi raporunu dahi incelemediğine dikkat çeken savcı, "Gezici'nin boyunu, kilosunu da bilmeden çalışma hazırlayıp, yoldaki kanı görünce 'hızlıydı' demesi olmaz. Sen otopsi uzmanı mısın da bu sonuca vardın? Z.C.M., Gezici'nin motoru olan Hayabusa'yı inceledi mi? Hayır. Araçları sadece simülasyona koydu, sanığın aracının aynı modeliyle değil de bir üst modeliyle çalıştı." ifadelerini kullandı.

"KAZA KİMİN ŞERİDİNDE OLDU?"

Önceki itham duruşmasında sanığın da yolda çalınan kornanın bir "uyarı" niteliği taşıdığını ifade ettiğini anımsatan savcı, "Sanık da söyledi; bir sürücünün yolda neden korna çaldığını; ama bunu kimse konuşmuyor. Videoda korna sesi duyuluyor. Kaza kimin şeridinde oldu? Z.C.M. talihsiz açıklamalar yaptı. 2024 model bir Hayabusa ile mobiletlerin fren sistemini bir tuttu." dedi.

Sanığın kaza sonrası polise verdiği beyan ile mahkemedeki beyanı arasında farklılık ve eklemeler olduğunu kaydeden savcı, "Sanık ilk ifadesinde 'dönüşümü tamamladığımda kaza meydana geldi' dedi. Bu kaza sanığın dönüşü tamamladığında değil, Gezici'nin şeridi içerisinde yaşandı. Sen (sanık) duyduğun sesin ne olduğunu bilmeden nasıl diğer şeride geçersin? Sanık dikkatsiz davrandı." ifadesini kullandı.

Z.C.M.'nin 25 yaşındaki bir sürücü ile 63 yaşındaki sürücünün refleks ve algı sürelerini karşılaştırmadığına da değinen savcı, "Sadece bilgisayardan çalışma yaptı? Sanık ilk beyanında 'durup döndüm' demedi. Sanık, 'görüş mesafesi 77 metre de olsa' yolda duracaktı, kontrollerini yapıp dönmesi gerekirdi. Müdafaa tarafının tanığı Z.C.M. de sanığın 'durup dönmediğini' söyledi. Sanık seyir halindeyken camının tam kapalı olmadığını, aralık olduğunu söylemişti. Farları açık gelen bir motorlu var. Sürücü dursaydı, Gezici manevra yapabilirdi." dedi.

Savcı, Z.C.M.'nin mahkemeye sunduğu çalışmayla ilgili ise şunları söyledi:

"Simülasyonda Z.C.M. aracı bir programda değişik açılara yerleştirdi ve hareket ettirdi. İki kez mahkemede gösterdiği aynı hıza sahip araçlar ilkinde çarpıştı, diğerinde ise çarpışmadı. Ne de olsa bir bilgisayar oyunu… Z.C.M., Google Earth programında kaza bölgesini içeren fotoğraflara baktığında, avukatın da sorduğu hava durumuna da bakabilirdi, çok isteseydi."

Yargıçlara seslenen savcı, "Simülasyonun sizi tatmin etmesi için verilerin doğru girilmesi gerekirdi. Yolun ölçüsü, banketler arası ölçüler yanlış eklendiği için çıkan sonuçlar da hatalı oldu." dedi.

"YANIT VEREMEDİ ÇÜNKÜ İŞLERİNE ÖYLE GELMEDİ"

Savcı, Z.C.M.'nin ihtilafsız oldukları soruya yanıt vermediğini belirterek, Gezici'nin kaza noktasından 165 metre geride kameranın önünden geçtiği tahmin edilen 142 km/h hızda gaz kesmesine rağmen çarpışma hızının nasıl 180 olduğu yönündeki sorusunun da cevaplanamadığını kaydederek, "Doğal akışa ve mantığa aykırıdır. Yanıt veremedi çünkü işlerine öyle gelmedi." diye konuştu.

"MAHKEME BİLİMSEL VE KANITLANMIŞ ÇALIŞMALARA, VERİLERE BAKMALIDIR"

Savcı Etkin son olarak, "Mahkeme bilimsel ve kanıtlanmış çalışmalara, verilere bakmalıdır. Kırılan ibreyi mahkemede gören müdafaa tarafının tanığı Z.C.M., ibre kırılınca dişliler de mekanik olarak 180'de kaldı ve tanık dişlilerin oynadığını görünce şaşırıp 'A oynuyor' dedi. Savcılığın tanığı motosiklet satışı ve tamiri yapan T.T.E.'yi de dinledik. Z.C.M.'nin şehadeti kabul edilebilir değil. Bu kazayı başlatan hareket korna sesinden de anlaşılacağı üzere, yolu etüt etmeyip şerit ihlali yapan sanıktır ve bu olay bu kadar basit; sonucu basit olmasa da olay net ve basittir." dedi.

KARAR 30 TEMMUZ'DA AÇIKLANACAK

Hem avukatın hem de savcının hitaplarını dinleyen mahkeme heyeti, kararın 30 Temmuz tarihinde açıklanmasını kararlaştırdı.


NE OLMUŞTU?

Kazanın olduğu gün polisten yapılan açıklamaya göre, Girne'ye bağlı Pınarbaşı'nda, 17 Mayıs 2025 tarihinde saat 18.00'de, 15 Kasım Caddesi üzerinde meydana gelen kazada, 63 yaşındaki İ.T. (E) yönetimindeki RA 728 plakalı salon araçla dikkatsiz şekilde seyrederken, karşıdan gelen araçlara öncelik hakkı vermeden yolun sağındaki bir akrabasına ait ikametgaha dönüş yapmak istediği sırada, karşı istikametten aşırı süratli ve dikkatsiz şekilde gelen Rifat Gezici yönetimindeki ZJ 128 plakalı motosikletle çarpışmıştı. Çarpışmanın etkisiyle RA 728 plakalı araç savrulurken, motosiklet yolun sağ kısmından çıkarak boş bir tarlaya savrulmuştu.

Kazada ağır yaralanan motosiklet sürücüsü Gezici ile araç sürücüsü, Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'ne kaldırılmış; Gezici, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiş, araç sürücüsü ise tedavisinin ardından aynı gün taburcu edilmişti.

Kaza günü tutuklanan sürücü, 6 gün sonra, 23 Mayıs 2025 tarihinde mahkeme tarafından 50 bin TL nakit teminat ve iki kefilin 500'er bin TL'lik kefalet senedi imzalaması şartıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.

SANIK İLK İTHAM DURUŞMASINDA TUTUKLANMIŞTI

Sanık, 14 Ocak'ta ilk kez Girne Ağır Ceza Mahkemesi'ne çıkarılmış, 16 Nisan'daki ilk itham duruşmasında ise tutuklanmıştı. Sanığın yargılandığı dava kapsamında toplam 13 itham duruşması yapılmış, bu duruşmalarda savcılık tarafından 13, müdafaa tarafından ise 6 olmak üzere toplam 19 tanık dinlenmişti.

TEMMUZ 2024'TE ÖLÜMLÜ KAZALARDA ÜST SINIR 14 YILA ÇIKARILMIŞTI

Ölümlü trafik kazalarında verilecek hapis cezalarının üst sınırı, Temmuz 2024 tarihinden itibaren 7 yıldan 14 yıla çıkarılmıştı. Yasada yapılan değişiklikle, "Tedbirsizlik ve Dikkatsizlik Yüzünden Ölüme Neden Olma" başlığı altında düzenlenen, ölümle sonuçlanan kazalar dahil trafikte işlenen suçların tamamı için uygulanan 7 yıllık hapis cezası 14 yıla çıkarılmıştı.

Yasa ile brüt asgari ücretin 50 katına kadar uygulanan para cezası da 75 kata yükseltilmişti.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

İLGİLİ HABERLER


Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.

Tüm Yorumlar