
Dışişleri'nden Güney Kıbrıs'ın AB dönem başkanlığına tepki
9 Ocak 2026
Güncelleme: 9 Ocak 2026
Dışişleri Bakanlığı, Güney Kıbrıs’ın AB Konseyi Dönem Başkanlığını devralmasının, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs meselesindeki taraflı tutumunun yeni bir örneği olduğunu belirtti.
Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Konseyi Dönem Başkanlığını Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin devralmasına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, Güney Kıbrıs’ın bu konumunun, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs meselesinde uzun yıllardır sürdürdüğü “çarpık ve taraflı yaklaşımın” yeni bir tezahürü olduğu vurgulandı. Kıbrıs Türk halkının sistematik biçimde yok sayılmasının yalnızca siyasi bir adaletsizlik değil, aynı zamanda AB’nin savunduğunu iddia ettiği temel değerlerle açık bir çelişki oluşturduğu ifade edildi.
Dışişleri Bakanlığı, 1960 yılında Kıbrıs Türkleri ile Kıbrıs Rumlarının eşit ortaklığı temelinde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, Aralık 1963’te Rumların silahlı saldırılarıyla anayasal düzenini ve meşruiyetini yitirdiğini hatırlattı. Bu tarihten sonra “Kıbrıs Cumhuriyeti” adı altında muamele gören yapının fiilen bir Rum devleti olduğu belirtildi. Buna rağmen Avrupa Birliği’nin, 2004 yılında Güney Kıbrıs’ı Birliğe üye kabul ederek Kıbrıs meselesinde taraf haline geldiği kaydedildi.
Açıklamada, AB’nin bu hatayı düzeltmek yerine Güney Kıbrıs’ın Birlik içindeki konumunu daha da güçlendirdiği, altı aylık AB Konseyi Dönem Başkanlığının da bunun bir sonucu olduğu ifade edildi. Birliğin, Rum tarafının dar siyasi çıkarlarını koruyan bir refleksle hareket etmeyi sürdürmesinin, uzlaşmaz tutuma katkı sağladığı vurgulandı.
Kıbrıs Türk tarafının geçmişte defalarca iyi niyetini ve çözüm iradesini ortaya koyduğu belirtilen açıklamada, gelinen aşamada Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün müzakereye açık bir talep değil, çözümün vazgeçilmez temeli olduğu kaydedildi.
Dışişleri Bakanlığı, Ada’da ve Doğu Akdeniz’de kalıcı barış ve istikrarın sağlanabilmesi için Avrupa Birliği’nin 20 yıl önce yaptığı hatanın sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini belirtti. Açıklamada, mevcut gerçekler ışığında Kıbrıs Türk halkının özgür iradesinin kabul edilmesinin ve özden gelen egemen eşitlik ile eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesinin kaçınılmaz olduğu ifade edildi.
Son olarak, Avrupa Birliği yetkililerinin tarihi ve güncel gerçeklerden uzak, Kıbrıs Türk halkını yok sayan ve maksimalist Rum tezlerini savunan söylemleri sürdürdükçe, Birliğin Kıbrıs Türk halkı nezdinde itibar kazanmasının mümkün olmayacağı belirtildi.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Bizi Facebook'ta takip edin!
mykibris.com'u Facebook üzerinden takip edin, son paylaşımlardan haberdar olun.






























Yorum Yap
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.
Tüm Yorumlar