CTP'ye "son 5 ayda tek bir yasayı dahi engelleyemedi" tepkisi: Meclis'ten istifa edin

2 Nisan 2026

Güncelleme: 2 Nisan 2026

A
A

Bağımsızlık Yolu, "Meclis içi muhalefetin son beş ayda tek bir yasayı dahi engelleyemediğini" belirterek, "en anlamlı adımın istifa etmek olduğunu" savundu.

ZgotmplZ Bağımsızlık Yolu

Bağımsızlık Yolu (BY), Meclis'teki muhalefete istifa etme ve aylardır mücadele eden toplumsal muhalefetle sokakta buluşması çağrısında bulundu.

Partiden yapılan yazılı açıklamada, "Meclis içi muhalefet son beş aydır tek bir yasayı bile engelleyebilmiş değildir." denilerek, muhalefetin etkisiz kaldığı savunuldu. Açıklamada, "bu süreçte atılabilecek en anlamlı adımın Meclis'ten istifa etmek olduğu" ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, hükümetin kamuoyu desteğini tamamen yitirdiği ileri sürülerek, "başta UBP olmak üzere hükümet partilerinin hem tabanda hem de yönetim düzeyinde bölünmüş, istikrarsızlaşmış ve erozyona uğramış durumda olduğu" belirtildi.

Partinin açıklamasının tamamı şöyle:

"Gelinen noktada Meclis içi rejim muhalefetinin atabileceği en anlamlı adım, Meclis'ten istifa etmektir! Bugün hükümet kamuoyu desteğini tamamen yitirmiş, başta UBP olmak üzere tüm hükümet partileri kendi içlerinde hem tabanda hem tavanda bölünmüş, istikrarsızlaşmış ve erozyona uğramış durumdadır. 2023 Ara Seçimlerinden başlayarak, Yerel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hükümet partileri ardı ardına ve giderek ağırlaşan hezimetler yaşamışlardır.

Gerçekleşecek ilk seçimlerde DP’nin baraj sorunu yaşayacağı, UBP’nin ise yarı yarıya oy kaybedeceği açıktır. Zaten DP’nin genel sekreteri dahi yeniden aday olmayı düşünmezken, UBP Meclis Grubu içerisinde de çatlakların mevcudiyeti bilinmektedir. Bunun en bariz ve yakın göstergesi meclis başkanlığı seçimlerinde yaşananlar ve son Hayat Pahalılığı Yasası’na oy vermeyeceğini açıklayan hükümet partilerine mensup milletvekilleridir. UBP-DP-YDP hükümeti hem toplumsal meşruluğunu yitirmiş, hem parti yöneticileri düzeyinde birbirine düşmüş, hem de tabanları erimiş durumdadır.

Tüm bunlar ortadayken 'hükümet istifa' sloganının hiçbir anlamı, karşılığı veya gerçekleşme olasılığı yoktur. Çünkü hükümet herhangi bir seçimden ecelden korkar gibi korkmaktadır. Bu hükümetten istifa beklemek 'ölü gözünden yaş beklemek'ten farksızdır. Başbakanlık makamını işgal eden zat, genel seçimlerin normal takvimi olan Ocak 2027’de yapılacağını açıklamakta, bunun Aralık 2026’da yapılması gereken yerel seçimlerle iç içe geçmesinin yaratacağı sıkıntıları zerre kadar umursamamakta ve bu arada da toplum aleyhine tüm yasaları teker teker geçirmektedir.

Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası, hiçbir toplumsal temsiliyeti kalmadığı netleştiği halde; hükümet Meclis mesaisini arttırmıştır. Mağusa’ya yeni bir ilahiyat koleji açılması ile ilgili protokol, telekomünikasyon altyapımızı Türk Telekom’a devreden Fiber Optik Protokolü, 3600 dönüm alçak orman arazisini İTÜ’ye peşkeş çeken protokol ve patronların iş cinayetlerindeki sorumluluğunu ortadan kaldıran İSG Yasası Değişikliği ardı ardına ve halkın tüm tepkisine rağmen Meclis’ten geçirilmiştir.

Şimdi hükümet, hayat pahalılığı düzenlemesini dokuz aylığına donduracak yasal düzenlemeyle halkı yoksullaştırmaya çalışmaktadır. Bunun hemen ardından Ceza ve Bilişim Suçları Yasalarında değişiklik yaparak ifade özgürlüğüne faşist bir darbe vurulacağı, sosyal güvenlik yasası değişikliği ile emekçilerin haklarının geriletileceği bilinmektedir. Başta sağlık, eğitim ve maliye bakanları olmak üzere hükümetin tüm bakanları öğretmenlerle, doktorlarla, velilerle ve hastalarla her gün kavga etmekte, öfke nöbetleri geçirerek açıklamalar yapmaktadırlar. Hükümet yarınlar yokmuş gibi davranmaktadır çünkü onlar için gerçekten de yarınlar yoktur!

Bu koşullar altında hükümetin son güne kadar seçime gitmeyeceği, bir fırsat bulur veya yaratırsa da seçimleri ertelemeye çalışacağı açıktır. Bu gerçek artık ayan beyan ortadadır. Hükümetin ikna olacağı bir erken seçim veya istifa beklentisinin hiçbir karşılığı yoktur. Normal seçim takvimine dokuz ay kalmışken ve hükümet bu süreyi halk düşmanı düzenlemeleri geçirmek üzere kullanmaya odaklanmışken, parlamento içi muhalefetin bu seçimi yakına çekmek ve/veya hükümeti halk önünde tamamen yalnız bırakmak için yapabileceği en anlamlı şey Meclis’ten istifa etmektir!

Bağımsızlık Yolu olarak, 'seçim boykotu' veya 'istifa' gibi siyasal stratejilere, özellikle de ülkemizde büründüğü biçimleri nedeni ile, olumlu yaklaşmadığımız biliniyor. Nitekim Ocak 2022 seçimlerinin hemen akabinde gerçekleşen hükümet darbesinden sonra, çeşitli çevrelerin yükselttiği 'sine-i millet' çağrısını da desteklemedik. Haziran 2022’de genel seçimler gerçekleşeli henüz beş ay olmuştu. Yaşanan hükümet darbesi ne halkın genelinde ne de UBP-DP-YDP tabanlarında hatırı sayılır bir tepki toplamamıştı. Özellikle o konjonktürde CTP’nin Meclis’ten çekilmesi, gerçekleşecek bir ara seçim ile UBP'nin milletvekili sayısını arttırmaktan öte bir anlama sahip olmayacaktı. Siyasal tavırlar, siyasal sonuçları ile birlikte değerlendirilmelidir. O tarihte istifa etmek, UBP’ye koltuk hediye atmak anlamına gelecekti.

Oysa şimdi içinde bulunduğumuz koşullar tamamen farklıdır. Hükümet partileri hem kendi tabanları hem halk nezdinde yıpranmış, parti yönetimleri kendi içlerinde parçalanmış durumdadır. Dahası genel seçimlere dokuz ay vardır ve ara seçim yapılması pratik olarak da kamu maliyesi anlamında da mümkün değildir. Böyle bir istifa durumunda hükümet ya erken seçime gitmek ya da %40’ı boşalmış bir Meclis’te dokuz ay boyunca halk karşıtı yasaları geçirmeye devam etmek seçenekleri ile karşı karşıya kalacaktır.

Meclis içi muhalefet son beş aydır tek bir yasayı bile engelleyebilmiş değildir. Meclis’te kalarak hükümete bir rahatsızlık veremedikleri gibi, toplumsal muhalefetin sokak eylemlerine anlamlı bir hedef ve koordinasyon sunmayı da başaramamaktadırlar. Meclis içi rejim muhalefetinin, sokak ve Meclis’teki mücadelelerin birbirini besleyeceği bir siyasal stratejisi yoktur. Bu da sokağın Meclis’i, Meclis’in sokağı büyüteceği bir sarmaşık etkisi yaratmaktan uzak, birbirinden kopuk parlamalar ve sönmeler anlamına gelmektedir. Bu nedenlerle muhalefetin Meclis’te kalmaya devam etmesinin, işi bitmiş bir hükümete ortada bir Meclis varmış yanılsaması hediye etmek dışında bir anlamı yoktur. Muhalefetin istifa etmesi durumunda erken seçime gitmemek, hükümetin Ocak 2027’de dibe vuruşunu kat kat arttıracak ve toplum gözündeki meşruiyetlerinin son kırıntılarını da tüketecek bir hamle olacaktır.

Kısacası partimiz bugün gelinen noktada, bu ana özgü bir taktik olarak; Meclis içi muhalefetin derhal istifa etmesi ve aylardır mücadele eden toplumsal muhalefetle sokakta buluşması çağrısı yapmaktadır. Bu yapılmadığı takdirde, durduramayacağı yasaları geçiren, gözü dönmüş bir hükümete Meclis yanılsaması sunarak; miadı dolmuş UBP-DP-YDP hükümetinin bu tarihten sonra geçireceği tüm yasalardan ve protokollerden Meclis içi muhalefet de sorumlu olacaktır.

2022’de istifa etmek, UBP’ye Meclis’te koltuk hediye etmek anlamına geliyordu. Bugün istifa etmemek, UBP-DP-YDP’nin o koltuklarda dokuz ay daha oturmasına onay vermek anlamına geliyor. Tüm bu nedenlerle bugünün sloganı 'hükümet istifa' değil, 'CTP İstifa, Hükümet Tumba'dır!"

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR


Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.

Tüm Yorumlar