"Basın özgürlüğünü cezai baskı altına alamazsınız"

25 Mayıs 2026

Güncelleme: 25 Mayıs 2026

A
A

Basın örgütleri, bazı siyasi parti, sendika ve STÖ'ler, Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası'ndaki 23B düzenlemesinin basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve halkın haber alma hakkını tehdit ettiğini savunarak, geri çekilmesini istedi.

ZgotmplZ MYK Haber

Basın örgütleri, bazı siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri, Cumhuriyet Meclisi önünde ortak basın açıklaması yaparak, Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’nda yer alan 23B düzenlemesine tepki gösterdi.

Açıklamada, söz konusu düzenlemenin halkın haber alma hakkını daraltacağı, gazeteciliği cezai baskı altına alacağı ve demokratik toplumun temel unsurlarından biri olan basın özgürlüğünü siyasi müdahaleyle sınırlandıracağı ileri sürüldü.

Haftalardır kamuoyunda tartışılan düzenlemenin, yükselen toplumsal itirazlara rağmen herhangi bir değişiklik yapılmadan yeniden Meclis gündemine taşındığı belirtilen açıklamada, basın örgütlerinin, insan hakları çevrelerinin, siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin uyarılarının yanı sıra Cumhurbaşkanı’nın geri gönderme gerekçelerinde yer alan hukuki çekincelerin de dikkate alınmadığı savunuldu.

Açıklamada, düzenlemenin “masumiyet karinesini koruma” gerekçesiyle savunulduğu, ancak bunun yerine görünürlüğü ve kamusal tartışmayı cezalandıran bir yaklaşım ortaya koyduğu öne sürüldü. 

Gazetecilik faaliyetinin ve ifade özgürlüğünün hapis tehdidiyle karşı karşıya bırakılmasının etik sorumluluk değil, korku ve otosansür üreteceği ifade edildi.

Düzenlemenin yalnızca gazetecilere değil, mahkemelerle ilgili kamusal konuşma alanına da müdahale niteliği taşıdığı belirtilerek, toplumun yargı süreçleri hakkında neyi konuşabileceği ve neyi görünür kılabileceğinin cezai tehditle belirlenmek istendiği iddia edildi.

Ortak açıklamada, baskı altına alınmak istenenin bilgiye erişim hakkı, ifade özgürlüğü ve kamusal denetim olduğu savunularak, denetimin zayıfladığı yerde keyfilik, ayrıcalık ve hesap vermezliğin büyüyeceği görüşü dile getirildi.

Temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenlemelerin demokratik toplumlarda katılımcı süreçlerle şekillenmesi gerektiği vurgulanan açıklamada, yaşanan sürecin istişare değil, önceden alınmış siyasi kararların hayata geçirilmesi olduğu ileri sürüldü.

Açıklamada ayrıca, düzenlemenin hukuki değil siyasi bir tercih olduğu savunularak, bu yönde oy kullanacakların siyasi ve toplumsal sorumluluğu da taşıyacağı ifade edildi.

Basın örgütleri, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri, basın özgürlüğü ile halkın haber alma hakkını savunmayı sürdüreceklerini belirterek, Meclis oturumunu takip edeceklerini ve alınan kararları kamuoyu adına kayıt altına alacaklarını açıkladı. 

Açıklama, “Bu mesele bugün bitmeyecek” ve “Özgürlükleri daraltanlar da, özgürlüklere sahip çıkanlar da toplumun hafızasında yerini alacaktır.” ifadeleriyle son buldu.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR


Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.

Tüm Yorumlar