
"Ahsen Nur Kilitçioğlu soruşturmasındaki gecikme kaygı yaratıyor"
1 Haziran 2026
Silver Beach sahilinde kayalıklar arasında cansız bedeni bulunan Kilitçioğlu'nun ailesinin avukatı Sandallı, toksikoloji raporunun aylar önce gelmiş olmasına rağmen sürecin ilerlememesinin soruşturmanın etkinliği konusunda kaygı yarattığını söyledi.
Gazimağusa'da geçen yıl Silver Beach sahilinde kayalıklar arasında ölü bulunan 26 yaşındaki Ahsen Nur Kilitçioğlu'nun ailesinin avukatı Ayşe Sandallı, Kilitçioğlu'nun şüpheli şekilde hayatını kaybetmesinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen soruşturmanın ilerlememesini eleştirdi.
Yazılı açıklama yapan avukat Ayşe Sandallı, soruşturma dosyasının daha fazla gecikmeye mahal verilmeden Başsavcılığa sevk edilmesi gerektiğini söyledi.
Avukat Ayşe Sandallı, bayram süresince Kilitçioğlu'nun kardeşi Dolunay Yıldırım ve Toplumsal Mücadele Platformu'ndan Ece Balcı ile bir araya gelerek bundan sonraki hukuki sürece ilişkin görüş alışverişinde bulunduklarını belirtti.
Sandallı, açıklamasının devamında şunları söyledi:
"Aradan geçen yaklaşık bir yıllık süreye rağmen adli ölüm tahkikatı dosyasının halen Başsavcılığa gönderilmemiş olması kabul edilebilir değildir. Türkiye'den beklenen toksikoloji raporu aylar önce gelmiş olmasına rağmen sürecin ilerlememesi, soruşturmanın etkinliği ve şeffaflığı konusunda ciddi kaygılar yaratmaktadır."
Sandallı, Kilitçioğlu'nun şüpheli ölümü öncesinde eski sevgilisi olduğu ileri sürülen kişi hakkında geçmişte darp şikayetinde bulunduğuna ilişkin iddiaların kamuoyuna yansıdığını hatırlattı.
"AİLESİ, AHSEN'İN DAHA ÖNCE AYNI KİŞİ TARAFINDAN BİR GECE YARISI GÖLET CİVARINDA BIRAKILDIĞINI İLERİ SÜRÜYOR"
Aile bireyleri ve bazı arkadaşlarının iddialarına göre Kilitçioğlu'nun hayattayken şüpheli olduğu iddia edilen kişiyle Silver Beach'te buluştuğunu kaydeden Sandallı, "Ailesi, Ahsen'in bir keresinde aynı kişi tarafından Mağusa'daki Çanakkale Göleti civarında, üzerinde yalnızca geceliği varken, arabasının anahtarı ve telefonuna el konularak gece yarısı tek başına bırakıldığını öne sürüyor." diye konuştu.
"DEVLETİN ETKİN, BAĞIMSIZ, HIZLI VE ŞEFFAF SORUŞTURMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ VAR"
Sandallı açıklamasının devamında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin yaşam hakkını düzenleyen 2'nci maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına işaret ederek, devletin şüpheli ölümlerde etkin, bağımsız, hızlı ve şeffaf soruşturma yürütme yükümlülüğü bulunduğunu ifade etti.
Sandallı ayrıca, Kilitçioğlu'nun yanı sıra son yıllarda kamuoyuna yansıyan diğer şüpheli kadın ölümlerine ilişkin dosyaların da ilerletilmesi için çağrıda bulundu. Sandallı, "Kilitçioğlu'nun yanı sıra, yine Silver Beach bölgesinde 14 Temmuz 2024'te 'künt kafa travması, beyin kanaması, suda boğulma, asfiksi' bulgularıyla ölü bulunan Güldeniz Özel, Mağusa'da yaşamını yitiren Buğra Nil Kaptan ve milliyetinden bağımsız olarak kamuoyunda tartışma yaratan diğer şüpheli kadın ölümlerine ilişkin adli ölüm tahkikatı dosyalarının da bir an önce ilerletilmesi gerekmektedir. Toplum vicdanını yaralayan bu dosyalarda gecikme yaşanması kabul edilemez." dedi.
NE OLMUŞTU?
Ahsen Nur Kilitçioğlu, 30 Mayıs 2025 tarihinde Gazimağusa Silver Beach sahilinde ölü bulunmuştu.
Aile, kızlarının "öldürüldüğünü" iddia etmiş; cinayet şüphelisinin ise polis memuru ve Ahsen'in erkek arkadaşı H.A. olduğunu öne sürmüştü. Aile, o dönemde yaptığı açıklamada, polis memuru H.A.'nın daha önce Ahsen'e "şiddet uyguladığını" da iddia etmişti.
Kilitçioğlu'nun ailesi, yakınları, arkadaşları ve ailenin avukatları, 10 Haziran tarihinde Lefkoşa Polis Genel Müdürlüğü önünde toplanarak soruşturmanın etkin ve tarafsız yürütülmesi talebiyle önce basın açıklaması yapmış, ardından da taleplerini içeren dilekçeyi avukatları eşliğinde Denetim Kurulu'na sunmuştu. Dilekçede, soruşturma için bağımsız bir tahkikat memuru atanması talep edilmişti.
Söz konusu iddialar üzerine Polis Genel Müdürlüğü (PGM) tarafından 11 Haziran tarihinde yapılan açıklamada, "kamuoyuna yansıyan bazı bilgilerin gerçeği yansıtmadığı ve tahkikatın seyrine zarar verdiği" belirtilmişti.
Yürütülen incelemelerde, "olayın cinayet olduğuna ya da herhangi bir kişi tarafından gerçekleştirildiğine dair bulguya rastlanmadığı, tahkikatın titizlikle yürütüldüğü ve hiçbir olgunun göz ardı edilmediği" de ifade edilmişti.
KİLİTÇİOĞLU'NUN ÖLÜM NEDENİ "BEYİN KANAMASI" VE "SUDA BOĞULMA"
Açıklamada, "Kilitçioğlu'na 31 Mayıs'ta Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'nde yapılan otopside; vücutta kesici-delici alet yarası, boğma izi veya kişinin kontrol altında tutulduğunu gösterecek herhangi bir bulguya rastlanmadığı; alın, burun, elmacık kemikleri ve çenede taş veya kayalara çarpma sonucu oluşabilecek sıyrıklar bulunduğu; diz kapaklarında düşme veya sert cisimlere çarpma izleri belirlendiği; beyin yüzeyinde az miktarda kanama tespit edildiği; akciğerler, soluk borusu ve burun çevresinde canlıyken suda boğulmayı gösteren köpükler saptandığı; olay yerinde ise kaygan kaya plakalarının bulunduğunun kayda geçirildiği" belirtilmişti. Ayrıca, bu bulgular birlikte değerlendirildiğinde, Kilitçioğlu’nun ölüm nedeninin "beyin kanaması" ve "suda boğulma" olduğu ifade edilmişti.
"KİLİTÇİOĞLU OLAY MAHALLİNE YALNIZ GELDİ"
Açıklamanın devamında, olay günü ve sonrasında yapılan incelemelerde, Kilitçioğlu'nun cansız bedeninin bulunduğu noktadan 147 metre uzaklıkta kendisine ait bir kamp sandalyesi, örtü ve kıyafetlerin bulunduğu; aracının ise eşyaların bulunduğu yerin yaklaşık 1 kilometre güneyindeki toprak park alanında kilitli halde tespit edildiği belirtilmişti.
İncelenen kamera görüntüleriyle ilgili de bilgi verilen açıklamada, "kamera kayıtlarında Kilitçioğlu'nun olay mahalline yalnız geldiğinin görüldüğü" ifade edilmişti.
Farklı tarihlerde denizde ve karada yapılan aramalarda, Kilitçioğlu'nun cep telefonu, araç kontak anahtarı ve elektronik sigarasının bulunamadığı bildirilen açıklamada, olay yerinde yalnızca Kilitçioğlu'na ait çıplak ayak izlerinin tespit edildiği, başka bir şüpheliye dair herhangi bir ize rastlanmadığı da kaydedilmişti.
Açıklamanın devamında, olaya ilişkin "410 sayfalık telefon görüşmesinin incelendiği, H.A. da dahil olmak üzere 19 kişiden yazılı ifade alındığı ve 50'den fazla kişinin bilgisine başvurulduğu; ayrıca 120 kameradan elde edilen 1.800 saatlik görüntünün yaklaşık 600 saatinin incelendiği" belirtilmişti.
AHSEN'İN ÖLÜMÜYLE İLGİLİ SUÇLANAN POLİS TERFİ ALMIŞTI
19 Haziran'da ise Kilitçioğlu, cansız bedeninin bulunduğu noktada ailesi ve sevenlerinin katılımıyla anılmıştı.
Aynı gün polis memuru H.A., müfettiş muavinliğine terfi ettirilmişti.
Soruşturmanın "etkin" şekilde sürdürülebilmesi taleplerini duyurmaya devam eden aile, 7 Temmuz'da bu kez Gazimağusa'da bir eylem düzenlemişti. "Adalet" talebiyle bir araya gelen kalabalık, Gazimağusa Polis Müdürlüğü'ne yürüyerek polisin sürece dair tutumunu eleştirmişti.
Aileyi temsil eden avukatlar Cansu Nazlı ve Tacan Reynar, soruşturma sürecinde karşılaştıkları zorluklara ilişkin yaptıkları ortak açıklamada; tahkikat memurunun kim olduğunun açıklanmadığını, bağımsız tahkikat memuru atanması taleplerine yanıt verilmediğini, Bilgi Edinme Yasası kapsamında yaptıkları başvuruların reddedildiğini, avukatlara soruşturmaya dair hukuki bilgi verilmediğini, aile ve yakınlarının ifadelerinin avukat eşliğinde alınmadığını ve etkin bir soruşturma yürütülmediğini dile getirmişti.
"POLİSİN AİLESİ TARAFINDAN BİZE MESAJLAR GÖNDERİLİYOR, KORKUTULMAYA ÇALIŞILIYORUZ"
Süreci yakından takip eden isimlerden biri olan Ece Balcı ise, 25 Temmuz tarihinde Radyo Mayıs TV'de Meltem Sakin'in sunduğu "Mayıs Manşet" programında, Kilitçioğlu dosyasında eksiklikler ve soru işaretleri bulunduğunu söylemişti.
Kilitçioğlu'nun ölümünün ardından bazı arkadaşlarının ifadelerinin alındığını, ancak ifadelerde adı geçen ve Ahsen'İn ailesi ile yakınlarının ölümünden sorumlu tuttuğu polis memuru ve erkek arkadaşı H.A.'nın ifade tutanaklarına geçirilmediğini öne süren Balcı, "Kafamızda büyük soru işaretleri oluştu. Sonrasında avukat Tacan Reynar ailenin yanında durdu ancak ifade alınırken bu kez polis, avukatın içeri girmesine izin vermedi. Orada bir sıkıntı yaşandı, tartışma çıktı. 'Neden bu ifadeler doğru yazılmıyor?' diye sorduk." demişti.
Bunun üzerine Lefkoşa Polis Müdürlüğü'ne bir dilekçe verdiklerini ifade eden Balcı, olayın zanlısı olarak görülen polis memurunun Gazimağusa'da görev yapmasından ötürü, soruşturmanın tarafsızlığı açısından dosyanın bölge dışındaki bir polis birimine devredilmesini talep ettiklerini; ancak bu başvurularına herhangi bir yanıt alamadıklarını belirtmişti.
Balcı ayrıca, Kilitçioğlu'nun ölü bulunmadan önce bir arkadaşına, erkek arkadaşı olan polis memuruyla görüşeceğini söylediğini belirterek, "Arkadaşı aynı bilgiyi bana da verdi. Ancak bizler dinlenmiyoruz. Polisin ailesi tarafından bize mesajlar gönderiliyor, korkutulmaya çalışılıyoruz. Ama biz korkmuyoruz, yürümeye devam edeceğiz." ifadelerini kullanmıştı.
Kilitçioğlu’nun annesi Sıdıka Öztürk ile babası Haluk Yıldırım, Ağustos 2025'te kızlarının mezarı başında MYK Haber'e konuşmuştu.
BABA YILDIRIM: POLİS, AHSEN'E DEFALARCA ŞİDDET UYGULADI… ŞİKAYETİ ALINMADI
Baba Haluk Yıldırım, kızının bir trafik polisiyle yaklaşık 3 yıllık bir ilişki yaşadığını bildiklerini söylemişti.
Yıldırım, Ahsen'in hayatını kaybetmesinin ardından polis olan erkek arkadaşının kızına fiziksel şiddet uyguladığını öğrendiklerini iddia etmişti. "Polisin Ahsen'e defalarca şiddet uyguladıktan sonra kendisini Çanakkale Gölü'ne bıraktığını ve Ahsen'in darp raporu olmasına rağmen polis müdürlüğünde şikayetinin alınmadığını" savunan Yıldırım, kızının şikayette bulunmasının da engellendiğini öne sürmüştü.
Baba Yıldırım, darp olayının yaşandığı dönemde Ahsen ve bir arkadaşının Lefkoşa Polis Müdürlüğü'ne başvurduğunu, ancak erkek arkadaşı olan polis ve müdürlükteki diğer polislerin müdahaleleri sonucu şikayetten vazgeçmek zorunda kaldıklarını iddia etmişti.
"KIZIMIN ARDINDAN NE ERKEK ARKADAŞI NE DE AİLESİ BAŞSAĞLIĞI DİLEDİ"
Yıldırım, kızının vefatının ardından ne erkek arkadaşının ne de polis ailesinin kendilerine başsağlığı dilemediğini de söylemişti.
"POLİS, AHSEN'DEN ÖNCEKİ SEVGİLİSİNİ DÖVÜP SİLAHLA TEHDİT ETTİ"
Ayrıca Yıldırım, "bahsi geçen polisin Ahsen'den önceki sevgilisine de fiziksel şiddet uyguladığını, hatta kafasına tabanca dayayarak tehdit ettiğini" de iddia etmişti.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
İLGİLİ HABERLER
Bizi Facebook'ta takip edin!
mykibris.com'u Facebook üzerinden takip edin, son paylaşımlardan haberdar olun.
































Yorum Yap
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.
Tüm Yorumlar