"7 çocuğa cinsel istismar" suçlamasıyla yargılanan zanlı, karar sonrası gözyaşlarına boğuldu

17 Temmuz 2026

Güncelleme: 18 Temmuz 2026

A
A

"7 çocuğa yönelik cinsel istismar" iddiasıyla yargılanan zanlı, teminat talebiyle çıkarıldığı mahkemede 3 ay süreyle cezaevine gönderildi. Kararın açıklanmasıyla zanlı gözyaşlarına boğulurken, müşteki tarafı kararı memnuniyetle karşıladı.

ZgotmplZ
Zanlının 13 Temmuz Pazartesi günü mahkeme salonuna götürüldüğü sırada, eski eşinden olan öz kızı, MYK Haber muhabirinin görüntü almasını engellemeye çalışmıştı.
MYK Haber

Girne'deki bir at çiftliğinde "7 çocuğa yönelik cinsel istismar" iddiasıyla yargılanan 64 yaşındaki N.B. (E), teminat talebiyle çıkarıldığı Girne Kaza Mahkemesi tarafından, yargılama sürecine kadar 3 ay süreyle cezaevine gönderildi.

Kapalı oturumda gerçekleştirilen mahkeme oturumunun ardından açıklanan karar üzerine zanlı ve yakınları gözyaşlarına boğulurken, müşteki tarafı ise kararı memnuniyetle karşıladı.

Öğle saatlerinde başlayan mahkeme oturumu kapalı olarak gerçekleştirildi.

Davayı, mahkeme avlusunda hem müşteki hem de zanlının yakınları takip ederken, Kadından Yaşama Destek Derneği (KAYAD) aktivisti ve avukat Mine Atlı da müşteki ailenin yanında bulundu.

Mahkeme, zanlının 3 ay süreyle cezaevine gönderilmesine emir verdi.

ZANLI KARAR SONRASI AĞLADI

Kararın ardından tutuklanan zanlı ile aile yakınları ağlarken, müşteki yakınları ise karara sevindi.

Kararın ardından avukat Mine Atlı ile iki mağdur çocuğun annesi Jordan Kelly, MYK Haber'e konuştu.

ATLI: MHK HABER'E ÇOK BÜYÜK BİR TEŞEKKÜR BORCUM VAR

Çocuk istismarı davasında çıkan tutukluluk kararının ardından açıklama yapan avukat Mine Atlı, zanlının tutuklu yargılanmasına karar verilmesinin hem mevcut mağdurlar hem de henüz şikayette bulunmayan çocuklar açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

Konuşmasına MHK Haber'e teşekkür ederek başlayan avukat Mine Atlı, "Öncelikle sürece başlamadan önce MHK Haber'e çok büyük bir teşekkür borcum var. Biz teminat duruşmasını sizlerden öğrendik. Ne yazık ki bu bilgiyi bize ne polis verdi ne de savcılık verdi. Bu sırf bir merak değildi. Teminat duruşması iki ihtimali barındıran bir süreçti. Tutuklu da yargılanabilirdi, tutuksuz da yargılanabilirdi. Eğer tutuksuz yargılama kararı verilseydi aile ve çocuklar için koruma emri almamız gerekecekti. Bu bilgiyi sizlerin sayesinde öğrendik ve hazırlığımızı yaptık. Bugün de mahkemeye koruma talebimizle geldik. O yüzden bir kez daha size teşekkür etmek isterim." dedi.

Ülkedeki kurumlar arasındaki iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini de belirten Mine Atlı, "Bu süreç gerçekten çok gergin bir süreç. Bir şeylerin ülkede mevzuat bağlamında daha iyi olması gerekir ki hepimizin sağladığı hizmet bir tık daha iyi olsun, aradaki iletişim çok daha iyi olsun." ifadelerini kullandı.

"BUGÜNKÜ KARAR ÇOK ÖNEMLİ"

Mahkemenin verdiği 3 aylık tutukluluk kararının kendilerini mutlu ettiğini belirten Atlı, bunun yalnızca mevcut mağdurlar için değil, şikayette bulunmayı bekleyen çocuklar açısından da kritik bir karar olduğunu söyledi.

Atlı, konuşmasına şöyle devam etti:

"Aksini hayal etmek istemiyordum ama ne yazık ki hayal etmek zorundaydım. Çocukların bana bu ihtimali sorduğunda yaşadığım çaresizliği umarım hiç kimse yaşamaz. Mahkemenin bugün verdiği karar sadece bugüne kadar şikayette bulunan çocuklar için değil, henüz şikayet vermek için süreci bekleyen çocuklar ve belki başka çocuklar için de çok önemli bir sonuçtur. Çocuklar bana, 'Ben şikayette bulunursam yarın sokakta karşılaşabilir miyim?' diye soruyordu. Artık bu soruya çok net bir yanıt verebileceğiz. Üç aylık bir tutukluluk kararı verildi."

"POLİS AT ÇİFTLİĞİNDEKİ TÜM ÇOCUKLARA ULAŞMALI"

Soruşturmanın etkin şekilde yürütülmesini beklediklerini belirten Atlı, olayların büyük bölümünün aynı at çiftliğinde yaşandığını hatırlatarak, şu çağrıyı yaptı:

"Bugünden sonraki beklentimiz, polisin çok etkin bir tahkikat yürütmesi. O at çiftliğinde daha önce öğrenci olan bütün çocuklara fiilen ulaşmasını ve tek tek ifadelerini almasını bekliyoruz."

Hakikatin ortaya çıkmasına katkı sağlayabilecek bilgiye sahip kişilere de seslenen Atlı, "Bu konuyla ilgili hakikate faydalı olabilecek herhangi bir bilgiye sahip olanlar bize ulaşabilir. Bize ulaşmak istemiyorlarsa doğrudan Lapta Polisine ulaşmalarını istiyoruz." dedi.

"KAMUOYUNUN DESTEĞİ SÜRMELİ"

Davanın kamuoyu tarafından takip edilmesinin önemine vurgu yapan Atlı, çocukların korunması amacıyla duruşmaların kapalı yapılmasını doğru bulduklarını belirtti. Atlı, "Çocukların kimliklerinin saklı kalması onların menfaatleri açısından olumlu bir şeydir. Ancak sürecin kamuoyu tarafından takip edilmesi de çok önemlidir." ifadelerini kullandı.

"ÇOCUK MAĞDURLAR İÇİN MEVZUAT YETERSİZ"

Mevcut mevzuatın çocuk mağdurlar açısından ciddi eksiklikler barındırdığını söyleyen Atlı, çocukların saatler süren yazılı ifade süreçlerinden geçtiğini belirtti. Güney Kıbrıs'ta çocukların ifadelerinin sesli ve görüntülü olarak kayıt altına alındığını belirten Atlı, "Böylece ihtiyaç duyulduğunda aynı kayıt tekrar izlenebiliyor ve çocuklar tekrar tekrar aynı olayı anlatmak zorunda kalmıyor. Bizim ülkemizde de teknolojik imkanlarla çocukların daha az yıpranacağı bir yargı süreci oluşturulmalı." dedi.

"YASA TASLAKLARI YENİDEN ELE ALINMALI"

KAYAD'ın yıllardır Ev İçi Şiddet Yasası üzerinde çalıştığını hatırlatan Atlı, mevcut taslakların yaşanan süreçten çıkarılan derslerle yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Atlı, "Bu konuya duyarlı bütün örgütlere çağrımdır; KAYAD'a ulaşsınlar, taslağa yeniden bakalım, bu sürecin bize öğrettiklerini değerlendirelim ve mağdurların daha etkin korunacağı bir sistemi birlikte oluşturalım." ifadelerini kullandı.

"ÇOCUKLARA YÖNELİK EĞİTİM MÜFREDATI YENİDEN GÜNDEME GELMELİ"

Atlı, KAYAD olarak yıllarca çocukların cinsel istismardan korunmasına yönelik bir eğitim müfredatı hazırladıklarını ancak pilot uygulama aşamasına gelindiğinde dönemin Milli Eğitim Bakanı Olgun Amcaoğlu tarafından protokolün tek taraflı feshedildiğini söyledi.

Atlı, konuşmasının devamında ise şunları söyledi:

"Çocuklara küçük yaştan itibaren tacizin ne olduğu, rızanın ne olduğu, istemedikleri bir cinsel dokunuş olduğunda hangi adımları atmaları gerektiği ve nasıl şikayet edebilecekleri öğretilmelidir. Bunun yeniden gündeme gelmesi çok önemlidir."

KELLY: BUGÜN ÇIKAN KARAR DOĞRUYDU

Mahkemenin verdiği kararın yalnızca kendi ailesi açısından değil, tüm toplum adına önemli olduğunu belirten mağdur çocuklardan iki tanesinin annesi Jordan Kelly ise, "Bugün çıkan karar doğru karardı. Sadece kendim için değil, tüm toplum için. Bu adamın artık aralarında olmadığından dolayı çocuklar güvende hissedebilirler. Bu, öne çıkma cesaretlerinin ödülüdür. Başka bir karar olsaydı kabul edilemezdi." ifadelerini kullandı.

"ÇOCUKLARIM ARTIK HUZUR İÇİNDE UYUYABİLECEK"

Yaşadıkları süreç boyunca büyük bir korku ve belirsizlik içinde olduklarını söyleyen Kelly, "Sana neler yaşadığımı anlatamam. Bunu kimseye dilemiyorum. Bu topluluktaki hiç kimse, bizim yaşadıklarımızı asla yaşamak zorunda kalmamalı. Ben uyuyamadım, çocuklarım uyuyamadı. Bu günden itibaren en azından biraz hayatlarına devam edebilecekler. Bu, bugün kazandığımız en büyük ödüldür. Onun ait olduğu yerde olduğunu ve aramızda bulunmadığını bilerek huzur içinde uyuyabilecekler." diye konuştu.

"HALKIN DESTEĞİ OLMASAYDI DEVAM EDEMEZDİM"

Süreç boyunca kendisine destek veren avukat Mine Atlı'ya ve kamuoyuna teşekkür eden Kelly, "Bu kadın olmadan yapamazdım. Onun yaşadıkları da, başından beri bir trajedi. Ama onsuz hiçbir şekilde devam edemezdim. Halkın desteği olmadan yalnız hissedecektim. Topluluk sayesinde tüm süreç boyunca kendimi yalnız hissetmedim. Bana mesaj atıp, arayarak her türlü desteklerini sundular. Onlar olmasaydı, burada duracak gücü bulabileceğimi sanmıyorum. Bazen burada tek başıma duruyordum, ama halkın da benimle birlikte durduğunu biliyordum. Burada olmasalar bile benimle duruyorlardı." dedi.

"BAŞKA MAĞDURLAR VARSA ARTIK KORKMADAN ÖNE ÇIKABİLİRLER"

Konuşmasının sonunda mağdurlara seslenen Kelly, "Eğer bu kişinin kurbanı olan başka biri varsa lütfen şimdi öne çıkabilirsin. Desteğe sahip olduğunuzu ve onun aramızda olmadığını bilerek rahatlayın. Sana bir daha asla zarar veremez. Lütfen başka biri varsa, şimdi öne çıkmakta özgürsün. Senin için yolu açtım ve korkmadan gelebilirsin." çağrısında bulundu.


OLAY NASIL ORTAYA ÇIKTI?

12 yaşındaki kız çocuğunun, 13 Haziran tarihinde ablasına "uzun süredir zanlının cinsel istismarına maruz kaldığını" anlatmasıyla ortaya çıkan olayın ardından zanlı aynı gün Güney Kıbrıs'a kaçmıştı. Rum polisinin kaldığı eve operasyon düzenlemesi üzerine buradan da kaçan zanlı, 9 Temmuz Perşembe günü Kuzey Kıbrıs'a geçerek polise teslim olmuştu.

10 Temmuz'da mahkemeye çıkarılan zanlı hakkında ilk etapta 3 gün tutukluluk emri verilmişti. 13 Temmuz'da yeniden mahkemeye çıkarılan zanlı hakkında ise bir kez daha 3 gün tutukluluk emri alınmıştı. Zanlı mahkeme salonuna götürülürken, eski eşinden olan öz kızı, MYK Haber muhabirinin görüntü almasını engellemeye çalışmıştı. 16 Temmuz'da teminat talebiyle yeniden mahkemeye çıkarılan zanlının mahkeme oturumunda tahkikat memuru dinlenmiş, mahkeme ise kararını bugün açıklamak üzere oturumu ertelemişti.

"OLAYIN ORTAYA ÇIKMASININ ARDINDAN BAŞKA MAĞDURLAR DA ORTAYA ÇIKTI"

Kadından Yaşama Destek Derneği (KAYAD) aracılığıyla 11 Temmuz'da yayımlanan videoda mağdur çocukların annesi Jordan Kelly, "8 yıldır birlikte olduğu partnerinin iki kızına cinsel istismarda bulunduğunu" iddia etmişti.

Olayın ortaya çıkmasının ardından başka mağdurların da kendilerine ulaştığını belirten Jordan Kelly, bu kişilerin de istismara uğradıkları dönemde henüz reşit olmayan çocuklar olduklarını söylemişti.

"POLİSE GİDECEĞİMİ VE HER ŞEYİ YETKİLİLERE BİLDİRECEĞİMİ SÖYLEMİŞTİM"

Yaşananların ortaya çıkmasının ardından zanlıyla yüzleşmek için karşısına çıktığını ancak zanlının kendisine tek kelime etmediğini anlatan Kelly, "Ona polise gideceğimi ve her şeyi yetkililere bildireceğimi söylemiştim. Bunun üzerine silahını da yanına alarak Metehan Sınır Kapısı'ndan kaçtı." demişti.

"LAPTA POLİS KARAKOLU'NDA SAATLERCE BEKLETİLDİK"

Kelly, "Şikayette bulunmak için gittiğimiz Lapta Polis Karakolu'nda çocuklarımla birlikte saatlerce bekletildik." iddiasında bulunmuştu.

"KARŞIMA ÇIKAN HER KAPI YÜZÜME KAPANIYORDU"

Günlerce yetkililerden bir gelişme beklediğini ancak hiçbir telefon almadığını söyleyen Kelly, "Ama hiçbir şey olmadı. Karşıma çıkan her kapı yüzüme kapanıyordu." ifadelerini kullanmıştı.

Daha sonra kendisine KAYAD'ın tavsiye edildiğini belirten Kelly, derneğin kendisine yeniden mücadele edecek gücü verdiğini söylemişti.

KAYAD'ın Teknik Komite aracılığıyla yaptığı girişimler sonucunda bir ihmalin ortaya çıktığını aktaran Kelly, Lapta Polis Karakolu'nun aradan yaklaşık 9-10 gün geçmesine rağmen şüphelinin sınır kapılarında durdurulmasını sağlayacak herhangi bir rapor ya da talebi ilgili makamlara iletmediğinin tespit edildiğini ifade etmişti.

MAĞDUR ÇOCUK SAYISI 7'YE YÜKSELDİ

KAYAD tarafından 13 Temmuz'da yapılan açıklamada, Jordan Kelly ile gerçekleştirilen röportajın ardından iki kız çocuğunun daha aynı zanlı tarafından "cinsel tacize" uğradıkları iddiasıyla başvuruda bulunduğu; çocuklardan birinin KAYAD'a, diğerinin ise polise başvurduğu belirtilmişti.

MAĞDURLARA HUKUKİ VE PSİKOSOSYAL DESTEK

KAYAD, yaşanan olayın ardından 12 Temmuz'da, "cinsel taciz", "cinsel saldırı" ve "cinsel istismar" mağdurlarının yaşadıklarını güvenli bir ortamda paylaşabilmeleri ve hukuki süreçlere erişebilmelerini desteklemek amacıyla "Sana İnanıyorum" kampanyasını başlatmıştı.

Dernek tarafından yapılan açıklamada, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere tüm cinsel şiddet mağdurlarına, "Konuşmak cesarettir. Sessizlik failleri korur. Dayanışma ise adaletin en güçlü başlangıcıdır." mesajıyla çağrıda bulunulmuştu.

Başvuruda bulunan mağdurlara hukuki ve psikososyal destek sağlanacağı, şikayet sürecinin birlikte yürütülebileceği belirtilen açıklamada, mağdurların 0533 824 14 14 numaralı telefondan KAYAD'a ulaşabilecekleri ifade edilmişti.

Açıklamada ayrıca, "Polis soruşturmalarının çocuk haklarına ve toplumsal cinsiyete duyarlı bir anlayışla yürütülmesi, delillerin titizlikle toplanması, mağdurların güvenliğinin sağlanması ve soruşturma süreçlerinin eksiksiz yürütülmesi." çağrısında bulunulmuştu.

İki kız kardeşin, annelerinin partneri tarafından cinsel istismara uğradıklarını açıklamalarının ardından üç kişinin daha aynı kişi tarafından cinsel tacize uğradıkları yönünde şikayette bulunduğu hatırlatılan açıklamada, "Sana İnanıyorum" kampanyasının bu olayın ardından geçmişte mağdur edilmiş olabilecek kadınlara ve çocuklara ulaşmayı amaçladığı vurgulanmıştı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

İLGİLİ HABERLER


Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.

Tüm Yorumlar