"İki devletli çözüm veya örtülü konfederasyon müzakere konusu değil"

Güncelleme:

A
A

Hristodulidis, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamlılığının "aşılması mümkün olmayan kırmızı çizgi" olduğunu belirterek, iki devletli çözüm veya örtülü konfederasyonun müzakere konusu olmadığını ve bölünmenin cumhurbaşkanı olmayacağını söyledi.

ZgotmplZ

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, 15 Temmuz 1974 Yunan darbesi ile 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'nın yıl dönümleri dolayısıyla Rum Başkanlık Sarayı'nda düzenlenen anma etkinliğinde yaptığı konuşmada, Kıbrıs sorununun çözümünün “hayatının en asil hedefi” ve “hayatının adanmışlığı” olduğunu söyledi.

"AB-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDEKİ İLERLEME, KIBRIS KONUSUNDAKİ İLERLEMEYLE BAĞLANTILI"

Philenews'in Kıbrıs Rum Haber Ajansı'na (KIPE) dayandırdığı haberine göre, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin çabalarını yoğunlaştırmasının ve Avrupa Birliği'nin sürece öncü düzeyde dahil olmasının temkinli bir iyimserliğe imkân tanıdığını ifade eden Hristodulidis; ayrıca, BM Genel Sekreteri'nin 27-29 Temmuz tarihlerinde Kıbrıs'a gerçekleştireceği ziyarete ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Raffaele Fitto'nun Kıbrıs sorunu için Özel Temsilci olarak atanmasına değindi; “AB-Türkiye ilişkilerindeki ilerlemenin, Kıbrıs sorununda kaydedilecek somut ilerlemeyle doğrudan bağlantılı olduğunu” söyledi.

"1974'TEKİ MÜDAHALE HALA DEVAM EDEN BİR SUÇ"

Konuşmasının başında meşruiyet, özgürlük ve demokrasi için mücadele edenleri anan Hristodulidis, Türkiye'nin 1974'teki müdahalesinin Kıbrıs ve halkına karşı işlenmiş ve hâlen devam eden bir suç olduğunu öne sürdü. Özgürlük uğruna hayatını kaybedenlerin, adalet mücadelesine yol gösterdiğini belirten Hristodulidis, bunun ancak “işgalin sona ermesi, ülkenin özgürlüğüne kavuşması ve yeniden birleşmesiyle” mümkün olacağını savundu.

"TOPRAKLARIN YÜZDE 37'Sİ 52 YILDIR YASA DIŞI İŞGAL ALTINDA"

1974 yazından bu yana 52 yıl geçtiğini belirten Hristodulidis, bunun mücadeleden vazgeçmek için yeterli olmadığını söyledi. Atina'daki askeri cuntanın ve Kıbrıs'taki iş birlikçilerinin darbesinin, Türkiye'ye uzun süredir hedeflediği bölünme planlarını hayata geçirmek için gerekçe sunduğunu ve bunun sonucunda Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarının yüzde 37'sinin 52 yıldır “yasa dışı işgal altında” bulunduğunu iddia etti.

Türkiye'nin Kıbrıs'taki askeri varlığını “işgal” olarak nitelendiren Hristodulidis, Türkiye'nin kayıpların akıbetinin belirlenmesi amacıyla askeri arşivlerine erişime izin vermediğini, yasa dışı iskân politikalarını sürdürdüğünü ve Kıbrıslı Türklere yönelik ekonomik, siyasi, dini ve toplumsal etkisini artırdığını ileri sürdü. Ayrıca Rumlar, Türkler, Maronitler, Ermeniler ve Latinlerin haklarının ihlal edildiğini, mahsur kalan kişilerin baskıya maruz kaldığını ve dini-kültürel mirasın zarar gördüğünü iddia etti.

Hristodulidis, Kıbrıs halkının mevcut durumu kabul etmeyeceğini ve 1974'te ortaya çıkan fiili durumun meşrulaştırılmasına izin vermeyeceğini belirterek, "işgalden" kurtuluşun, özgürlüğün ve yeniden birleşmenin hem kişisel hem de hükümet düzeyinde en önemli öncelikleri olduğunu söyledi.

"HEDEF, MODERN, İŞLEVSEL VE AVRUPA DEĞERLERİYLE UYUMLU BİR DEVLETİN KURULMASINI SAĞLAYACAK BİR ÇÖZÜM"

Kıbrıs sorununu “varoluşsal bir sorun” olarak nitelendiren Hristodulidis, hedeflerinin mevcut hukuka aykırı durumun sona erdirilmesini ve modern, işlevsel ve Avrupa değerleriyle uyumlu bir devletin kurulmasını sağlayacak bir çözüm olduğunu ifade etti. Tüm yasal "Kıbrıs Cumhuriyeti" vatandaşlarının, diğer Avrupa Birliği vatandaşlarıyla aynı haklardan yararlanması gerektiğini söyledi.

"AB, BUNUN BİR AVRUPA SORUNU OLDUĞUNU KABUL ETTİ"

Avrupa Birliği'nin Kıbrıs sorununa öncü düzeyde dahil olması için çaba gösterdiklerini belirten Hristodulidis, AB'nin artık bunun aynı zamanda bir Avrupa sorunu olduğunu kabul ettiğini söyledi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Paris'teki görüşmesine ve Raffaele Fitto'nun Özel Temsilci olarak atanmasına değinerek, bunun Avrupa Komisyonu'nun Kıbrıs'ın yeniden birleşmesine yönelik güçlü taahhüdünü yansıttığını ifade etti.

"AB-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDEKİ İLERLEMENİN, KIBRIS SORUNUNDAKİ İLERMEYE BAĞLANTILI OLDUĞUNU HERKES GÖRÜYOR"

BM Genel Sekreteri'nin 27-29 Temmuz tarihleri arasındaki Kıbrıs ziyaretiyle birlikte AB'nin de sürece aktif biçimde katıldığını kaydeden Hristodulidis, AB-Türkiye ilişkilerindeki ilerlemenin Kıbrıs sorununda somut ilerlemeye doğrudan bağlı olduğunun artık herkes tarafından görüldüğünü savundu.

"TÜRKİYE'NİN POLİTİKASI, KIBRISLI TÜRKLERİ HAKLARINDAN MAHRUM BIRAKIYOR"

Türkiye'ye de seslenen Hristodulidis, Ankara'nın çağın gerekleriyle bağdaşmayan yaklaşımları terk etmesi halinde tüm tarafların yararına olacak bir uzlaşmanın mümkün olabileceğini söyledi. Bölünmeye dayalı politikaların yalnızca Rumların haklarına zarar vermediğini, aynı zamanda Kıbrıslı Türkleri de modern bir Avrupa devletinin sunduğu haklardan mahrum bıraktığını öne sürdü.

"KIBRIS CUMHURİYETİ, KIBRISLI TÜRKLERİ 'EŞİT' VATANDAŞ GÖRÜYOR"

Kıbrıslı Türklere yönelik niyetlerinin samimi olduğunu ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin onları eşit vatandaşlar olarak gördüğünü ifade eden Hristodulidis, tek taraflı destek tedbirlerinin ve ayrım gözetmeyen politikaların bunun göstergesi olduğunu kaydetti.

"KIBRIS, ORTAK BİR VATAN OLMALI"

Avrupa Birliği müktesebatının, demokratik, sürdürülebilir ve işlevsel bir çözüm için en güçlü güvence olduğunu belirten Hristodulidis, Kıbrıs'ın ortak bir vatan olması gerektiğini söyledi. Kendi çabalarının, halktan aldığı yetki doğrultusunda, iki toplumlu iki bölgeli federasyon temelinde ve AB ilkeleri çerçevesinde bir çözüm bulunmasına yönelik olduğunu vurguladı.

“İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM VEYA 'YAPICI MUĞLAKLIKLAR' İÇEREN HERHANGİ BİR ÖNERİYİ GÖRÜŞMEYECEĞİM”

“Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamlılığı aşılması mümkün olmayan kırmızı çizgidir” diyen Hristodulidis, uluslararası alanda tanınan meşru devletin feshedilmesini, ortadan kaldırılmasını veya zayıflatılmasını tartışmayacağını söyledi. Bu çerçevede iki devletli çözümü, örtülü konfederasyonu veya “yapıcı muğlaklıklar” içeren herhangi bir öneriyi görüşmeyeceğini ifade etti.

"KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ HAYATIMIN EN ASİL HEDEFİ VE ADANMIŞLIĞIDIR... BÖLÜNMENİN CUMHURBAŞKANI DA OLMAYACAĞIM"

Halkın önüne, kendisinin de onaylamadığı hiçbir çözüm planını getirmeyeceğini belirten Hristodulidis, temel hedefleri etkilemediği durumlarda uzlaşmaya açık olmakla birlikte, çözümün "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin" AB üyesi kimliğiyle uyumlu, işlevsel ve sürdürülebilir olması gerektiğini söyledi.

Rum lider, “Kıbrıs sorununun çözümü hayatımın en asil hedefi ve adanmışlığıdır. Ancak zaman içinde ayakta kalamayacak, işlevsel ve sürdürülebilir olmayacak bir düzenlemeye imza atan cumhurbaşkanı olmayacağım. Kesinlikle bölünmenin cumhurbaşkanı da olmayacağım” ifadelerini kullandı.

Savaşta hayatını kaybedenlerin ailelerine, kayıp yakınlarına ve "1974 direnişçilerine" seslenen Hristodulidis, onların sabrından ve adalet arayışından güç aldığını ifade etti. Savaş sonrası kuşağın ilk Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak, çocuklara devraldığından daha özgür bir vatan bırakma sorumluluğunu taşıdığını belirtti. Ayrıca Yunan halkına ve siyasi liderliğine Kıbrıs'a verdikleri sürekli destek için teşekkür etti.

Konuşmasının sonunda, önümüzdeki günlerin ciddi sınamalar barındırdığını belirten Hristodulidis, tüm siyasi güçleri ve vatandaşları birlik içinde hareket etmeye çağırdı. Ülkenin geleceği söz konusu olduğunda parti gündemlerinin ve kişisel hedeflerin ikinci planda kalması gerektiğini söyleyen Hristodulidis, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin verdikleri mücadelenin “kalkanı ve mızrağı” olmaya devam ettiğini ifade etti.

Rum lider Hristodulidis, “İddialı gerçekçilik” anlayışıyla izlenen yolun, ülkeyi “işgal zincirlerinden kurtuluşun güvenli limanına” ulaştıracağını belirterek, Kıbrıs halkının özgürlük rüzgârının esmesini sabır ve kararlılıkla beklediğini söyledi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR


Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.

Tüm Yorumlar