Terörsüz Türkiye: Türkiye'nin önünde yeni bir dönem açılıyor

A
A

Terörsüz Türkiye hedefi gerçekleşirse kazanan bir parti değil, Türkiye olacak. Yarım asırlık bir sorunun geride bırakılması, Türkiye için yalnızca güvenlik değil; ekonomik, siyasi ve toplumsal açıdan yeni bir başlangıç anlamına gelebilir.

ZgotmplZ
"Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı. Genel Kurula katılan milletvekillleri hatıra fotoğrafı çektirdi.
AA

Haber Merkezi

İki yıl önce Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin adını koyduğu “Terörsüz Türkiye” süreci, TBMM’de 467 oyla kabul edilen düzenlemeyle yeni bir aşamaya geçti.

600 sandalyeli Meclis’te 467 milletvekilinin desteğini alan düzenleme, referandumsuz anayasa değişikliği için gereken 3’te 2 çoğunluğun da üzerine çıktı. Bu tablo, Türkiye’nin yaklaşık 50 yıllık terör sorununu geride bırakma konusunda Meclis’te güçlü bir mutabakat oluştuğunu gösteriyor.

Burada altını çizmek gereken nokta şu: Türkiye, yaklaşık yarım asırdır enerjisini, kaynaklarını ve insan gücünü tüketen bir güvenlik sorununu artık başka bir yöntemle sonlandırmayı deniyor. Bu nedenle TBMM’de ortaya çıkan tablo, sıradan bir yasa değişikliğinden çok daha büyük bir anlam taşıyor.

Çünkü 467 oy yalnızca bir siyasi desteği değil, Türkiye’nin terör sorununu artık geride bırakmak istediğine ilişkin güçlü bir iradeyi ortaya koyuyor.

Üstelik bu iradenin önemli bir tarafı daha var.

Düzenleme, “ne olursa olsun birileri serbest bırakılsın” mantığıyla hazırlanmış bir düzenleme değil. Tam tersine, son derece net şartları var: PKK/KCK’nın ve bağlantılı oluşumlarının fiili varlığını sona erdirmesi, ellerindeki silah ve mühimmatı teslim etmesi, bunun güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesi gerekiyor.

Yani önce silahlar susacak, örgütsel yapı sona erecek, devlet bunu tespit edecek; ardından kanunun öngördüğü hukuki sonuçlar doğacak.

Bu açıdan bakıldığında düzenlemeyi bir “af yasası” olarak okumak yerine, terörün sona erdirilmesi karşılığında hukuki zemini tarif eden bir çerçeve olarak değerlendirmek daha doğru.

CEZALARIN ERTELENMESİ NE ANLAMA GELİYOR?

Düzenlemenin en çok tartışılacak taraflarından biri kuşkusuz cezaların ertelenmesi.

Ancak burada da önemli ayrıntılar var. PKK/KCK’yı kurma, yönetme, üyelik, yardım, propaganda ve finansman gibi suçlardan verilen mahkumiyetlerin infazı, şartların gerçekleşmesi halinde belirli sürelerle ertelenecek. 15 yılın altındaki cezalar için 5 yıl, 15 yıl ve üzerindeki cezalar için 10 yıllık erteleme öngörülüyor.

Bu süre içinde yeni bir terör suçu işlenmesi halinde erteleme ortadan kalkacak ve soruşturma ile kovuşturmalar devam edecek.

Dahası, zaman aşımı işlemeyecek; deliller ve dosyalar korunacak.

Bu ayrıntılar önemli. Çünkü burada amaç, geçmişi silmekten çok gelecekte terörün yeniden üretilmesini engelleyecek bir mekanizma kurmak.

Üstelik kasten öldürme suçu işleyenler ile kanunda belirtilen bazı ağır suçlardan hüküm giyenler kapsam dışında bırakılıyor.

ASIL KAZANIM SİLAHLARIN SUSMASI OLACAK

Bütün bu hukuki tartışmaların ötesinde, düzenlemenin asıl hedefi çok daha basit bir cümleyle ifade edilebilir:

Türkiye’de silahların susması.

Eğer süreç başarıya ulaşırsa Türkiye, enerjisini artık terörle mücadeleye değil; üretime, teknolojiye, eğitime, altyapıya ve sosyal kalkınmaya ayırabilecek.

Yıllardır güvenlik harcamalarına, terörle mücadeleye ve bunun doğrudan ve dolaylı maliyetlerine ayrılan kaynakların başka alanlara yönelmesi, ekonomik açıdan da önemli bir rahatlama sağlayabilir.

Daha önemlisi, terör tehdidinin ortadan kalkması Türkiye’nin yalnızca ekonomisini değil, toplumsal psikolojisini de değiştirebilir.

Çünkü terörün sona ermesi demek yalnızca bombaların patlamaması, silahların ateşlenmemesi demek değildir.

Aynı zamanda gençlerin geleceğe daha güvenle bakması, bölgeler arasındaki ekonomik farkların azalması, siyasetin güvenlik tartışmalarından daha fazla demokrasi ve kalkınma üzerinden yapılabilmesi demektir.

ENDİŞE YOK MU?

Elbette var.

Özellikle terör mağdurları açısından adalet duygusunun nasıl korunacağı ve silah bırakma şartlarının gerçekten ve geri dönülmez biçimde yerine getirilip getirilmediğinin nasıl denetleneceği, sürecin en hassas başlıkları olacak.

Ancak bu endişeler, sürecin kendisinden vazgeçmek için değil, sürecin daha sağlam denetlenmesi için dikkate alınması gereken başlıklar olarak görülmeli.

Çünkü Türkiye’nin önündeki seçenek artık yalnızca geçmişin hesabını tutmak değil, geleceğin hesabını da yapmak.

Terörsüz Türkiye, eğer silahların gerçekten sustuğu, örgütsel yapıların gerçekten sona erdiği ve toplumsal bütünleşmenin gerçekten sağlandığı bir sürece dönüşürse, bunun kazananı herhangi bir siyasi parti değil, doğrudan Türkiye olacaktır.

Ve belki de 467 oyla verilen mesajın en güçlü tarafı tam olarak budur:

Türkiye, yarım asırlık bir sorunu yarım asır daha taşımak yerine, artık bu sorunu geride bırakmayı deniyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

İLGİLİ HABERLER


Yorum Yap

Tüm Yorumlar