Karakaya'dan savcılık mütalaasına tepki: Dosyanın hukuki vasfı bilinçli taksir değil, olası kasttır

19 Ocak 2026

Güncelleme: 19 Ocak 2026

A
A

Karakaya, savcılığın mütalaasına tepki göstererek, bilimsel raporlar ve teknik tespitlere rağmen kamu görevlilerinin sorumluluğunun "bilinçli taksir" kapsamında değerlendirilmesinin kabul edilemez olduğunu ifade etti.

ZgotmplZ

Adıyaman'daki Grand İsias Otel’in yıkılmasında kusuru bulunan altı kamu görevlisinin yargılandığı davanın Adıyaman 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek dördüncü duruşması öncesinde, İsias Otel’de hayatını kaybeden Şampiyon Melekler ve tur rehberlerinin aileleri Adıyaman Adliyesi önünde bir araya geldi.

Duruşmayı, ailelerin yanı sıra, Başbakan Ünal Üstel, Ana Muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Cumhuriyet Meclisi Doğal Afet ve Depremle İlgili Mevzuatın Düzenlenmesine İlişkin Oluşturulan Geçici ve Özel Komite üyeleri, milletvekilleri, Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı, avukatlar ve gazeteciler izliyor.

Duruşma öncesi ellerinde depremde kaybettikleri yakınlarının fotoğrafları ve pankartlarla gelen Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği ile Rehberler İçin Adalet Platformu üyeleri depremde kaybettikleri canlarının fotoğraflarını girişe sıraladı. 

Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, KKTC saati ile 11.30'da başlayacak duruşma öncesi basın açıklaması yaptı.

"Evlatlarımızın odalarının boş kaldığı, çocuklarımızın yokluğunda yaşamaya mahkûm edildiğimiz o günden beri dinmeyen acımızla bugün bir kez daha buradayız." ifadeleriyle konuşmasına başlayan Karakaya, adalet arayışlarının, savcılık makamının kamu görevlileri için sunduğu mütalaa nedeniyle bugün kritik bir eşikten geçtiğini kaydetti. 

Karakaya, mütalaanın; dosyadaki mevcut bilimsel raporlar, teknik tespitler ve açık mevzuat ihlalleriyle bağdaşmadığını savunarak, "Kamu görevlilerinin eylem ve ihmallerinin 'bilinçli taksir' kapsamında değerlendirilmesi, yaşananların hukuki ve fiili gerçekliğini karşılamaktan uzaktır." diye konuştu.

Dosyadaki meselenin, sıradan bir kontrol eksikliği, denetim ihmali veya basit bir idari hata olmadığını kaydeden Karakaya, tespit edilmiş aykırılıkların görmezden gelindiğini, hukuka aykırı yapılaşmaya izin verildiğini ve insan hayatını doğrudan tehdit eden bir yapının kullanımının sürdürülmesine göz yumulduğunu ifade etti.

Karakaya, açıklamasının devamında şunları kaydetti:

"Bilimsel raporlar nettir: Grand İsias Otel, yıkılması gereken, iskân verilmemesi gereken ve bariz biçimde can güvenliği riski taşıyan bir yapıydı. Bu gerçekler bilinmesine rağmen gerekli işlemler yapılmamış, kamu yetkisi halkın yaşam hakkını korumak yerine etkisiz ve göstermelik yaptırımlarla sınırlandırılmıştır. 

Deprem gerçeği inkâr edilemez. Ancak bir binanın saniyeler içinde çökerken içindekilere hiçbir yaşam şansı tanımaması, doğanın değil; insan eliyle alınan ya da alınmayan kararların sonucudur. Yaşananlar kaçınılmaz değil, öngörülebilir ve önlenebilir niteliktedir.
Bu nedenle kamu görevlilerinin sorumluluğu yalnızca 'denetim yapılmaması' ile açıklanamaz. Asıl sorumluluk; açık tehlikeyi bilerek görmezden gelmek, mevzuata aykırı yapıyı bilerek sistem içinde tutmak ve doğacak sonucu öngörmesine rağmen bu sonucun gerçekleşmesini kabullenmektir.

Ceza hukuku açısından bu durum, 'sonucu istememek' ile açıklanamaz. Burada söz konusu olan, sonucu öngörüp kabul etmektir. Bu nedenle dosyanın hukuki vasfı bilinçli taksir değil, olası kasttır.

Öte yandan, bu sürecin ayrılmaz parçası olan ve hâlen yargı önüne çıkarılmamış encümen kararları da bu dosyanın dışında tutulamaz. Sorumluluğu bulunan hiçbir kişi yargı önüne çıkmadan, adaletin eksiksiz şekilde tecelli ettiğinden söz edilemez.

Şampiyon Meleklerimizin ve rehberlerimizin aileleri olarak açıkça ifade ediyoruz: Bu dava yalnızca kaybettiklerimizin ardından verilen bir mücadele değildir. Bu dava, yapı güvenliğinin gerçekten ciddiye alınması, kamu gücünün taşıdığı sorumluluğun hatırlatılması ve benzer acıların tekrar yaşanmaması için yürütülmektedir. 

Adalet, gerçeği doğru tanımlamakla mümkündür. Suçun hukuki adı gerçeğe uygun konulmadığı sürece, verilen kararlar toplum vicdanında karşılık bulmaz.

Şampiyon Meleklerimize ve rehberlerimize verilmiş bir sözümüz vardır. Bu söz; hukuki nitelendirme gerçeğe uygun yapılana, olası kast kabul edilene ve tüm sorumlular hak ettikleri cezayı alana kadar sürecek bir mücadele sözüdür.

Vicdanın, bilimin ve hukukun aynı noktada buluştuğu bir karar beklentisiyle, adalet talebimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.

Şampiyon Meleklerimiz ve rehberlerimiz adına; adalet için buradayız, son nefesimize kadar da burada olacağız."
 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR


Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.

Tüm Yorumlar