
"Güvenlik kamerası ses kaydı almasaydı, hepimiz Rifat Gezici'yi suçlayacaktık"
8 Haziran 2026
Güncelleme: 8 Haziran 2026
Gezici davasında dinlenen polis, kaza noktasındaki canlandırmada sürücünün motosikletliyi 150 m. mesafeden görebilme imkanı bulunduğunun tespit edildiğini söyledi. Çavuş ayrıca, "Kameranın ses kaydı olmasaydı, hepimiz Gezici'yi suçlayacaktık." dedi.
Nurgül Ece /MYK
Temmuz 2024'te, ölümlü trafik kazalarında hapis cezalarının üst sınırının 7 yıldan 14 yıla çıkarılmasının ardından meydana gelen ilk ölümlü trafik kazasında hayatını kaybeden 25 yaşındaki motosiklet sürücüsü Rifat Gezici'nin davasında sanık İ.T. (E), 4-5 Haziran tarihlerinde yeniden Girne Ağır Ceza Mahkemesi'ne çıkarıldı.
Savcı Attila Enver Etkin ile sanık avukatı Mustafa Atakara'nın hazır bulunduğu duruşma, Girne Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Melek Esendağlı huzurunda görüldü.
İlk itham duruşmasında 16 Nisan'da tutuklanan ve halen tutuklu yargılanan sanığın yargı süreci; 20, 24 ve 30 Nisan, 5, 7, 15, 21 Mayıs ve 4 Haziran tarihlerinde devam etti. 4 Haziran'da yarım kalan istintak duruşması, 5 Haziran'da da devam etti.
SAVCILIĞIN 11'İNCİ TANIĞI POLİS ÇAVUŞU N.T. DİNLENDİ
İki gün boyunca dinlenen Girne Polis Müdürlüğü'nde Polis Çavuşu N.T. (E) ile birlikte, duruşmada dinlenen tanık sayısı 11'e yükseldi.
Polis teşkilatında 21 yıldır görev yapan N.T., bunun 15,5 yılını adli şubede, son 5 yılını ise trafik şubesinde geçirdiğini belirtti.
Savcı Etkin'in sorusu üzerine tanık polis çavuşu, ölümlü trafik kazasının bildirilmesinin ardından olay yerine intikal eden ekiplerin yürüttüğü çalışmalar ile soruşturmanın ilerleyişi hakkında mahkemeye bilgi verdi.
15 Mayıs 2025 tarihinde izinli olduğunu, trafik kazası bilgisi gelmesi üzerine şubedeki diğer meslektaşlarının olay yerine intikal ederek inceleme başlattığını ifade eden polis çavuşu, hastaneye kaldırılan motor sürücüsü Rifat Gezici'nin hayatını kaybetmesinin ardından soruşturmanın kendisine devredildiğini ve göreve gelerek olayla ilgili emare toplamaya başladığını, gerekli girişimleri başlattığını söyledi.
Polis çavuşu, kaza günü hastaneye kaldırılan araç sürücüsü sanık İ.T.'nin taburcu edilmesi üzerine Girne Merkez Karakolu'na yerleştirildiğini, ertesi gün mahkemeye çıkarılarak ek tutukluluk alındığını, son olarak 23 Mayıs tarihinde yeniden mahkemeye çıkarıldığını; ehliyetinin de alınmasıyla birlikte kefalet ve teminat şartlarıyla serbest bırakıldığını anımsattı.
"GEZİCİ'NİN DE SÜRÜCÜNÜN DE TAHLİL SONUÇLARINDA HERHANGİ BİR MADDE VEYA BULGUYA RASTLANMADI"
Soruşturma kapsamında bölgedeki kamera görüntülerinin temin edildiğini, hem müteveffa hem de sürücüden kanlarında alkol, uyuşturucu veya uyutucu madde bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla gerekli örneklerin alındığını kaydeden polis çavuşu, Gezici'ye otopsi yapılmasını, ardından da eşyalarının babasına teslim edilmesini sağladığını söyledi. Çavuş ayrıca, hem Gezici'nin hem de sürücünün yapılan tahlil sonuçlarında herhangi bir madde veya bulguya rastlanmadığını ifade etti.
"KAZA NOKTASINA GETİRİLEN MOTOSİKLETLE CANLANDIRMA YAPILDI"
Polis çavuşu daha sonra olay yerine motosiklet getirilerek canlandırma yapıldığını, görüş mesafesinin hesaplandığını ve araçların sürüklenme mesafesinin belirlendiğini anlattı.
Meselenin ana konusunun, sanığın Gezici'yi ne kadar mesafeden görebileceğinin tespit edilmesi olduğunu ifade eden polis çavuşu, Gezici'nin kullandığı Suzuki Hayabusa'nın ileri teknolojiye sahip bir motosiklet olduğunu ve ülkede yalnızca 4-5 kişide bulunduğunu söyledi. Polis çavuşu, şampiyonlukları bulunan bir sürücünün hayatını kaybetmesinin ardından, kimsenin olayla ilişkilendirilmek istememesi nedeniyle canlandırmada aynı model motosikletin kullanılamadığını belirtti.
"CANLANDIRMADA KULLANILAN MOTOSİKLET, HAYABUSA'DAN 11,5 SANTİMETRE DAHA ALÇAKTI"
"Sadece ölenin değil, sanığın da haklarını korumak adına Suzuki Hayabusa'dan oturma çapı daha düşük olan bir Harley motosiklet getirdik." diyen çavuş, Suzuki Hayabusa'nın sele yüksekliğinin yerden 80 santimetre, canlandırmada kullanılan motosikletin sele yüksekliğinin ise 68,5 santimetre olduğunu, böylece kullanılan motosikletin Hayabusa'dan 11,50 santimetre daha alçak olduğunu belirtti. Gezici'nin 1.74 metre boyunda olduğunu ifade eden çavuş, canlandırmada aynı boydaki bir polisi motosiklete oturttuklarını söyledi.
"CANLANDIRMADA MOTOSİKLETİN 150 METREDEN GÖRÜLDÜĞÜ TESPİT EDİLDİ"
Motosikletin geliş istikametinde ilk görüldüğü andan itibaren araç sürücüsünün görüş mesafesinin canlandırmayla hesaplandığını kaydeden çavuş, Hayabusa'dan sele yüksekliği 11,50 cm daha düşük olmasına rağmen, canlandırmada kullanılan motosikletin 150 metre mesafeden görülebildiğinin tespit edildiğini belirtti. Kaza bölgesinde yaptıkları canlandırmayı görüntülü olarak kayıt altına aldıklarını ifade eden çavuş, Toyota Vitz'in yüksekliğinin 1.40 metre olduğunu ve videonun da 1.40 metrelik açı dikkate alınarak çekildiğini söyledi.
Çavuş, bölgedeki bir polise ait ev kamerası görüntülerinde Gezici'nin kaza noktasının 165 metre gerisinde görüldüğünü kaydetti.
Savcının sorusu üzerine polis çavuşu, hem Gezici'nin hem de sanığın sürüş belgeleriyle ilgili mahkemeye bilgi vererek, Gezici'nin learner (öğrenci) sürüş iznine ve "H" sınıfı ehliyete sahip olduğunu, dolayısıyla yasal olarak motosiklet kullandığını, sanığın ise sürüş belgeleri ve diğer evrakları açısından herhangi bir eksiğinin bulunmadığını söyledi.
"SANIĞI İTHAM ETTİĞİNİZ ANA UNSUR NEDİR? SANIK NE YAPTI Kİ BUGÜN YARGILANIYOR?"
Savcının, "Sanığı itham ettiğiniz ana unsur nedir? Sanık ne yaptı ki bugün yargılanıyor?" sorusunu yanıtlayan polis çavuşu, sanığın dönüş yapacağı noktadan Gezici'nin geldiği yönde 150 metrelik görüş mesafesi bulunmasına rağmen sürücünün ya karşıya bakmadığını, baktıysa da görmediğini ya da görüp geçebileceğini düşündüğünü dile getirdi.
"GEZİCİ KAZA NOKTASINA GELMEDEN ÖNCE HIZ SINIRININ ÜZERİNDE SEYREDİYORDU"
Tanık polis çavuşu, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
"Adaletli bir şekilde söylemem gerekirse, müteveffa (Gezici) kaza noktasından 165 metre gerideyken yasal sınırın üzerinde sürüyordu. Meskun mahalde olduğu için 50 km/h hızla gitmesi gerekiyordu. Kaza yerine ulaşmadan önce süratliydi ancak kaza noktasında değildi. Hızı 50 km/h değildi ama biraz yüksekti. Evine kamera takan ve kameraları ses kaydı alacak şekilde kuran meslektaşıma teşekkür ederim. Kazalar meydana geldiğinde ve kameralardan görüntü aldığımızda, görüntülerin yüzde 98'i ses almıyor ancak bu kaza anı bas bas bağırıyor ve bu görüntüde sesin duyulması bize yardımcı oldu. Bölgeye kaza sonrası 'İnek çıkabilir' tabelası yerleştirildi."
Savcının sorusu üzerine polis çavuşu, Gezici'nin kameranın önünden geçerken gaz kapatarak ilerlediğini de kaydetti. Motorlarda gaz kapatmanın ne anlama geldiğini detaylandıran polis çavuşu, "Ciklos'tan Girne'ye inerken bir motorun 90 km/h hızla gittiği sırada gaz kapatıldığında hızının 80–70 km/h'ye düştüğünü, araçlarda ise yokuş aşağı gaza basıldığında süratin arttığını" söyledi.
"SÜRÜCÜ, GEZİCİ'NİN ŞERİDİNE GİRİP ÖNÜNÜ TIKADI VE ÖLÜMÜNE SEBEP OLDU"
"Sürücü, Gezici'nin şeridine girip önünü tıkadı ve ölümüne sebep oldu." diyen polis çavuşu, sürücünün "ciddi şekilde suçlu" olduğunu belirtti.
Polis çavuşu, kaza anında motosikletlinin aracın sol ön kapısı ile sol ön tekerlek kısmına çarptığını hatırlattı.
"SANIK, GEZİCİ'NİN ÖNÜNE ANİDEN VE ÇOK YAKIN MESAFEDEN ÇIKTI"
Savcının "Gezici'nin kaza anında herhangi bir hamlesi oldu mu?" sorusuna da yanıt veren polis çavuşu, "sanığın Gezici'nin önüne aniden ve çok yakın mesafeden çıktığını" ifade ederek, "Motorcu sadece kornaya basabildi, bir saniye sonra da çarpışma sesi duyuldu." dedi.
Gezici'nin söz konusu güzergahı defalarca kullandığını, ilk kez kullanmadığını ve yolu bilen bir sürücü olduğunu belirten polis çavuşu, kamera görüntülerinde de görüldüğü üzere fren lambasının yandığını, gaz kestiğini ve viraja girmek için kendisine göre konumlandığının görüntülerden anlaşıldığını aktardı.
"KORUYUCU KIYAFETLER KÜNT KAFA TRAVMASINA KARŞI KORUMA SAĞLAMAZDI"
Gezici'nin motosiklete şort, siyah tişört ve beyaz spor ayakkabıyla binmesinin bir hata olduğunu söyleyen polis çavuşu, "Ancak sürücü mont, eldiven ve bot da giymiş olsaydı, bunlar asfalta düştüğünde meydana gelecek sürtünme kaynaklı yaralanmalara karşı koruma sağlayabilirdi. Ancak künt kafa travmasına karşı koruma sağlamazdı." ifadelerini kullandı.
"KAZADAN SONRA BÖLGEYE, OLAY YERİNE GELEN ARAÇLARIN BENİM TAHKİKATIM İÇİN ÖNEMİ YOK"
Savcının sorularını tamamlamasının ardından avukat, tanığa sorular yöneltti.
Avukat, polis çavuşuna Gezici'nin evin önünden geçtiği ana ait görüntülerden yalnızca 6-10 saniyelik bölümün alındığını, daha uzun bir kaydın neden temin edilmediğini ve bölgeye başka bir aracın gelip gelmediğine ilişkin ellerinde herhangi bir belge bulunup bulunmadığını sordu.
Polis çavuşu ise, "Bizim için kaza anı önemlidir. Kazadan sonra bölgeye, olay yerine gelen araçların benim tahkikatım için önemi yoktur; tahkikatımı etkilemez." dedi.
Avukatın sorusu üzerine polis çavuşu, Gezici'nin 1000 cc kategorisinde teknik beceri ve manevra parkuru motosiklet şampiyonu olduğunu ve iyi bir sürücü olduğunu söyledi.
Motorun 20 Şubat 2025 tarihinde satın alındığını belirten polis çavuşu, söz konusu motosikletin son teknolojilere sahip bir model olduğunu ifade etti.
AVUKAT, "GEZİCİ'NİN BAŞKA BİR MOTOSİKLETLE YARIŞTIĞINI" ÖNE SÜRDÜ
Daha sonra "Gezici'nin başka bir motosikletle yarıştığını" iddia eden avukata yanıt veren polis çavuşu, videoda başka bir motorlu aracın ve yarışın söz konusu olmadığını belirtti.
"SORUŞTURMADA SES KAYITLARI BELİRLEYİCİ OLDU"
Çavuş, bu ölümlü kazayı diğer ölümlü trafik kazalarından ayıran unsurun, kamera görüntülerinde ses kaydının da bulunması olduğunu dile getirdi.
Avukatın, "DVR kayıt cihazını neden almadınız?" yönündeki sorusunu yanıtlayan polis çavuşu, soruşturma için gerekli olan görüntüleri aldıklarını söyledi. Kayıt cihazlarının alınmama nedenini açıklayan polis çavuşu, "Kişinin evine kameralar için yatırım yapılmış, bir riske karşı veya güvenlik amacıyla. Kayıt cihazı bizde olduğu sırada bir şey olma riski nedeniyle kamerayı almayız. Amacımız insanlara yardımcı olmak, mağdur etmemektir." diye konuştu.
Bu olayda olduğu gibi diğer ölümlü kazalarda da kamera görüntülerinin taşınabilir bellek (USB) aracılığıyla alındığını ifade eden polis çavuşu, "Hep böyle yapıyoruz ve sorun yaşamadık. Görüntüler kaliteli ve soruşturma için yeterli oluyor." dedi.
Avukatın, "Gezici'nin hızının 196 km/h olduğu" yönündeki iddiasına yanıt veren polis çavuşu, bu hızın söz konusu noktada imkansız olduğunu vurguladı. Güzergahın bir noktadan sonra sola meyilli bir viraja dönüştüğünü belirten polis çavuşu, "Gezici bu hızla seyretseydi, ileride değil, virajı döner dönmez kaza yapması gerekirdi." dedi.
"GÖRÜŞ MESAFESİ 150 METREYDİ, SİZ KAHVENİZİ İÇİYORDUNUZ"
Avukat ile tanık polis çavuşu arasında geçen soru-cevap diyaloğunun bir bölümü şöyle:
- "Avukat: Gezici'nin hatası neydi?
- Tanık: Sadece süratliydi.
- Avukat: Motorcu aceleci miydi?
- Tanık: Hayır, böyle kazada müvekkiliniz suçlu.
- Avukat: Gezici hayatta olsaydı hangi suçlamayı getirirdiniz?
- Tanık: Sadece sürat suçlaması getirirdim.
- Avukat: Gezici motorunu ihtiyatsızca mı sürüyordu?
- Tanık: Hayır.
- Avukat: Meskun mahalde 50 km/h olan hız sınırını aşan sürücünün motorunu kullanması dikkatsizlik değil midir?
- Tanık: Evet, dikkatsizlik olur. Çocuğun sürati vardı ama kaza noktasına 165 metre kala süratliydi. Sonrasında hızını düşürdüğü, kameraya yansıyan sesten belli oluyor.
- Avukat: Motorcunun sürati kaza anında 200 km/h olabilir mi?
- Tanık: Hayır, olamaz. Hiçbir motorlu, şampiyon dahi olsa o hızda o virajı geçemez. Sürati 200 km/h değildi. Yüksek hızda o virajı geçebilene aşk olsun.
- Avukat: Motorcu, arabayı manevra yaparak arka tarafından geçemez miydi?
- Tanık: Müvekkiliniz, motorlunun 2.90 metrelik şeridinin içerisine girdi. Sürücü, motorluya zaman verseydi geçebilirdi. 25 metrelik mesafe dahi olsaydı yine manevra yaparak geçebilirdi ama zaman verilmedi.
- Avukat: Doğruları söylemiyorsunuz.
- Tanık: Sürücünün motoru ne kadar uzaktan görebileceğini tespit ettik.
- Avukat: Siz gerçekleri söylemiyorsunuz.
- Tanık: Mahkeme heyetinin de yer aldığı inceleme sırasında görüş mesafesinin 150 metre olduğu ölçüldü ancak siz o sırada kahvenizi içiyordunuz diye göremediniz."
Avukat daha sonra "araç sürücüsünün motorluyu görme mesafesinin 77 metre olduğunu" iddia etti. Tanık ise "görüş mesafesinin 150 metre olduğunu" yineledi.
Soru üzerine polis çavuşu, yaptıkları çalışmada en önemli unsurun araç sürücüsünün görüş mesafesini belirlemek olduğunu söyledi. Görüş mesafesinin ölçüldüğü video emaresi üzerine konuşan avukat ise, "Çalışmanın ciddiyetsiz şekilde ölçüldüğünü ve kendi ölçümlerinin çok daha bilimsel olduğunu" öne sürdü.
"CANLANDIRMADA HAYABUSA'DAN DAHA ALÇAK BİR MOTOSİKLET KULLANILDI"
Motorla yapılan canlandırmayla ilgili bilgi veren polis çavuşu, şunları söyledi:
"Canlandırmada Honda Fury 2019 model kullanıldı. Bu modelin sele yüksekliği 69 cm. Gezici'nin kullandığı Suzuki Hayabusa'nın sele yüksekliği ise 80 cm. Bu motosikleti bulmak için çok uğraştık. Hayabusa'nın selesinden daha yüksek olmamasına dikkat ettik, görüş mesafesinde hata olmaması amacıyla."
Avukat ise Suzuki Hayabusa'nın alındığı yerden neden bir motor temin edilip getirilmediğini ve canlandırmanın aynı motorla yapılmadığını sordu. Polis çavuşu ise, "Sıfır yeni bir motor getirseydik ve bir kaza olsaydı kim ödeyecekti? Şu an adada bu motoru kullanan 3-4 kişi var ve bu kişiler de şampiyonluğu olan bir motorcunun davasına dahil olmak istemediler." dedi.
Avukat, "kamera görüntülerinin WhatsApp üzerinden aktarılmasından dolayı görüntü kalitesinin düştüğünü" iddia etti. Polis çavuşu ise "kalitenin düşmediğini" belirtti.
"MOTOSİKLET SÜRÜCÜSÜ HIZINI DÜŞÜRMÜŞ, BİR DAHA GAZ AÇMAMIŞ"
Tanık daha sonra evine sesli kamera takan meslektaşına teşekkür ederek, şöyle devam etti:
"Meslektaşıma evine sesli kamera taktığı için teşekkür ederim. Görüntüde kaza bağıra bağıra geliyor. Motosikletinin hızını kestiği aşikar. Motor sürücü bir daha gaz açmadı, hızını düşürdü ve öyle ilerledi."
Avukatın sorusu üzerine, kamera görüntülerinin USB şeklinde alındığını, kamera kayıt cihazlarının emare olarak alınmadığını ifade eden polis çavuşu, 23 Mart 2024 tarihinde Bedrettin Demirel Caddesi üzerinde Near Esat Bank önünde meydana gelen kazayı hatırlatarak, 3 üniversite öğrencisine çarpan Gökmen Güniken'in davasında da kamera kayıt cihazının alınmadığını, görüntülerin bankadan taşınabilir bellek (USB) ile alındığını anımsattı.
"MOTORLU KAZANIN MEYDANA GELMEDEN ÖNCEKİ SÜRATİ ÖNEMLİ DEĞİL"
Avukat daha sonra tanığa, Gezici'nin hızının ne olduğunu tahmin ettiğini sordu. Tanık, motorlunun kazadan 165 metre gerisinde yaptığı süratin önemli olmadığını ifade ederek, "Motorlu kazanın meydana gelmeden önceki sürati önemli değil. Görüş mesafesinin başladığı yerden itibaren olan virajda 160-190 km/h ile gidiyor olsaydı orada direkt kaza yapardı ve paramparça olurdu. Araç sürücüsüyle ileride kaza dahi yapamazdı." diye konuştu.
Avukatın "Gezici, araç sürücüsünü ne zaman gördü?" sorusunu yanıtlayan polis çavuşu, "Kornayı çaldığı an gördü. Korna ile kaza eş zamanlıdır." dedi.
"ARAÇ SÜRÜCÜSÜ DURMADAN MEYİL ALARAK GARAJA DÖNDÜ"
Avukatın sorusunun ardından polis çavuşu, şöyle devam etti:
"Gezici doğudan batıya doğru yasal hız sınırının üzerinde gidiyordu. Sanık yasal hız sınırının altındaydı, dönüş yapacağı için yavaştı. Araç sürücüsü kendi şeridinden sağa doğru dönüş yapacağı sırada durup dönmedi, meyil (viraj) alarak döndü. Bunu da kazanın oluş şekli ve aracın fren izine bağlıyorum. Sürücü durup dönseydi motosiklet araca yan çarpmasıyla birlikte yan tarafa savrulmayacaktı. Çarpma izi motorcunun şeridi içerisinde tespit edildi. Araç eğimliydi ve motorun savrulması da bundan kaynaklıdır. Araç sürücüsü durmadan meyil alarak garaja döndü."
Polisin yanıtı üzerine avukat, "Sürücünün neye göre durmadığını ve döndüğünü tespit ettiniz?" diye sordu. Polis çavuşu ise, "Lastik izlerine göre durmadı. Sürücü ilk beyanında da durduğunu söylemedi. Sürücü tutukluluk duruşması öncesinde gönüllü ifade vermek istemedi. İstemeyince de almadım, zorlayamayız. İlk beyanda kişiye yönlendirme yapamayız, 'Durdun mu, durmadın mı?' sorusu sorulamaz. Durmuş olsaydı beyanında söylerdi, ilk beyanda zaten olay anlatılır. 'Sinyalimi verip kaynımın evine dönüşe geçtim ve tamamladım' diyen kişi dursaydı onu da söylerdi." dedi.
Avukat, bölgede kazayı görüp görmediğine dair tanık olup olmadığını sordu. Polis çavuşu ise kazayı gören kimsenin olmadığını belirtti.
Avukatın, "Motor sürücüsünün hızını düşürmeden ilerlediğini" iddia etmesi üzerine polis çavuşu, "Motordan anlamıyorsunuz." dedi.
Avukatın, "Polisin soruşturmayı şeffaf yürütmediğini" iddia etmesi üzerine polis çavuşu, şunları söyledi:
"Müvekkilinin başına gelen herkesin başına gelebilir. Yarın o sanık kürsüsünde herkes oturabilir. Biz davaya şeffaf bakıyoruz. Kamera görüntülerinde çocuğun süratini düşürerek ilerlediği, kaza yerine ulaşmadan 165 metre gerisinde süratli gitmesi sanık lehinedir. Kimsenin aleyhine bir şey yapmıyoruz."
"GEZİCİ'NİN ÖNÜNE SON SANİYEDE DÖNDÜ"
Avukat ile tanık arasında geçen soru-cevap diyaloğunun bir bölümü şöyle:
"Avukat: Müvekkilimin kulakları iyi duyuyor ve göz sağlığı iyi durumda. Araçtayken yanında kimse yoktu, ne telefonla konuşuyordu ne de müzik dinliyordu. Tam konsantreydi.
Tanık: Müvekkilinizin aracında kimsenin olmaması, müzik dinlememesi tam konsantre olduğu anlamına gelmez. Motorun sesi görüntülerde 4 saniye önce geldi. Motor sesini duymaması dikkatsiz sürücü olduğu anlamına gelir, duyması gerekirdi.
Avukat: Müvekkilim usta bir şofördür.
Tanık: Usta şoför de olsa, Gezici’nin önüne son saniyede döndü. Ardından motorun korna sesi duyuldu ve kaza yaşandı. Araç sürücüsü sağ tarafa son saniyede değil de 25 metre kala dönmüş olsaydı, motorlu da geçişini yapabilecekti."
"BU MESELEDE KAZANIN 'ÖNLENEMEZ' OLDUĞU BİR SENARYODUR"
Polis çavuşu, konuşmasının devamında son olarak şunları söyledi:
"Şanslıyız ki kameralar sesi çeken kameralardan, yoksa hepimiz Gezici'yi suçlayacaktık. Bu meselede kazanın 'önlenemez' olduğu bir senaryodur. Araç sürücüsünün 150 metre görüş mesafesi vardı, motorluyu görmesi gerekirdi. Araç sürücüsünün motorluyu görmek için görüş mesafesi 20 metre olsaydı ve Gezici süratli gelseydi, evet, 'önlenemez' kaza olurdu ancak bu kaza önlenebilirdi. Bu meselede şanslıyız ki kameralar bağıra bağıra olayı anlatıyor; motorlunun sürati, gaz sıkması, korna sesi ve çarpışma sesi... Ne mutlu bize ki..."
Avukatın sorularını tamamlamasının hemen sonrasında söz alan savcı, emare sayısının incelenmesi ve iddia makamının tanıklarının dinlenmesi amacıyla süre talebinde bulundu.
Avukat ise Türkiye'den gelecek uzman nedeniyle rota oluşturulmasını talep etti.
Tarafların taleplerini değerlendiren mahkeme heyeti, duruşmayı 11 Haziran Perşembe gününe erteledi.
NE OLMUŞTU?
Kazanın olduğu gün polisten yapılan açıklamaya göre, Girne'ye bağlı Pınarbaşı'nda, 17 Mayıs 2025 tarihinde saat 18.00'de, 15 Kasım Caddesi üzerinde meydana gelen kazada, 63 yaşındaki İ.T. yönetimindeki RA 728 plakalı salon araç, dikkatsiz şekilde seyrederken karşıdan gelen araçlara öncelik hakkı vermeden, yolun sağındaki bir akrabasına ait ikametgaha dönüş yapmak istediği sırada, karşı istikametten aşırı süratli ve dikkatsiz şekilde gelen Rifat Gezici yönetimindeki ZJ 128 plakalı motosikletle çarpışmıştı.
Çarpışmanın etkisiyle RA 728 plakalı araç savrulurken, motosiklet yolun sağ kısmından çıkarak boş bir tarlaya savrulmuştu.
Kazada ağır yaralanan motosiklet sürücüsü Gezici ile araç sürücüsü, Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'ne kaldırılmış; Gezici, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiş, araç sürücüsü ise tedavisinin ardından aynı gün taburcu edilmişti.
Kaza günü tutuklanan sürücü, 6 gün sonra, 23 Mayıs 2025 tarihinde mahkeme tarafından 50 bin TL nakit teminat ve iki kefilin 500'er bin TL'lik kefalet senedi imzalaması şartıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.
SANIK İLK İTHAM DURUŞMASINDA TUTUKLANMIŞTI
Sanık, 14 Ocak'ta ilk kez Ağır Ceza Mahkemesi'ne çıkarılmış, 16 Nisan'daki ilk itham duruşmasında ise tutuklanmıştı.
TEMMUZ 2024'TE ÖLÜMLÜ KAZALARDA ÜST SINIR 14 YILA ÇIKARILMIŞTI
Ölümlü trafik kazalarında verilecek hapis cezalarının üst sınırı, Temmuz 2024 tarihinden itibaren 7 yıldan 14 yıla çıkarılmıştı.
Yasada yapılan değişiklikle, "Tedbirsizlik ve Dikkatsizlik Yüzünden Ölüme Neden Olma" başlığı altında düzenlenen, ölümle sonuçlanan kazalar dahil trafikte işlenen suçların tamamı için uygulanan 7 yıllık hapis cezası 14 yıla çıkarılmıştı.
Yasa ile brüt asgari ücretin 50 katına kadar uygulanan para cezası da 75 kata yükseltilmişti.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Bizi Facebook'ta takip edin!
mykibris.com'u Facebook üzerinden takip edin, son paylaşımlardan haberdar olun.






























Yorum Yap
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.
Tüm Yorumlar