Atıktı, ürüne dönüştü: Kıbrıslı gençler sürdürülebilir ürünleriyle dünyaya açılıyor

26 Nisan 2026

Güncelleme: 26 Nisan 2026

A
A

Zeytin hasadı sonrası ortaya çıkan çekirdek ve posayı değerlendiren Kıbrıslı gençler, geliştirdikleri "Pit-board" ile hem çevreye bırakılan atıkları azaltıyor hem de sürdürülebilir malzemeyi dünya pazarına taşıyor.

ZgotmplZ Arın Gümüş /MYK Haber

Kıbrıs'ın temel tarımsal ürünlerinden biri olan zeytini sürdürülebilir mobilyalara dönüştüren Kıbrıslı Türk gençler; iç mimar Mustafa Afşaroğlu, danışman Yağmur Fellahoğlu ve mühendis Buğra Ebeler, hasat döneminin ardından sıkım için fabrikalara götürülen zeytinlerden geriye kalan çekirdek ve posayı değerlendirerek, mobilya, dolap ve iç mekan yüzeylerinde kullanılmak üzere biyolojik paneller üretmeyi hedefleyen Pit-To-Table'ı kurdu.

Pit-To-Table fikrini hayata geçiren ekibin çalışmalarıyla birlikte, adanın dört bir yanında çevreye atılan veya yakılan zeytin posası artık evlerde ve mekanlarda yeniden değerlendirilmeye başlandı.

Adanın hem Kuzey'inde hem de Güney'inde bulunan çiftçilerden satın aldıkları zeytin çekirdekleriyle ürettikleri malzemeleri dünyanın dört bir yanında tanıtma çalışmalarını sürdüren Pit-To-Table ekibi, "geri dönüşümü öncelikli hedef" haline getirirken, yürüttükleri çalışmalar sayesinde Mayıs 2025'ten bu yana 6 bin kilogram zeytin posasının yakılmasını veya çevreye atılmasını da önledi.

Yumuşak, doğal ve kömür renklerinde, zeytin çekirdeklerinden oluşan panellere "Pit-board" ismini veren ekip, şu anda mimarlar, iç mimarlar ve mobilya üreticileriyle çalışmalarını sürdürürken, özel talepler doğrultusunda müşterilere de hizmet veriyor.

Pit-To-Table'ın İngiltere'de anlaşma sağladığı bir mobilya şirketi Pit-board'u kendi ürünleri arasında satışa sunarken, yine İngiltere'deki başka bir firma ise Pit-board'u laptop masaları, yemek masaları ve raflar için kullanıma sundu.

Pit-To-Table'ın kurucu ortaklarından Mustafa Afşaroğlu ve Buğra Ebeler hikayelerini Güzelyurt'taki zeytin bahçelerinde MYK Haber'e anlatırken, İngiltere'de yaşayan Yağmur Fellahoğlu ise röportajını çevrim içi olarak verdi.

AFŞAROĞLU, PİT-TO-TABLE'IN HİKAYESİNİ ANLATTI

Projenin temel fikrinin kendisine ait olduğunu belirten Mustafa Afşaroğlu, Pit-To-Table projesinin 3-4 yıl öncesine dayandığını, ancak yoğunluğu nedeniyle fikrini ileriye taşıyamadığını ifade etti.

Ekim 2023'te Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından düzenlenen eğitime katılmak için projesi üzerine yoğunlaştığını ve bu süreçte projesini arkadaşı, şu an markanın kurucu ortağı olan Yağmur Fellahoğlu'na anlattığını ifade eden Mustafa Afşaroğlu, Yağmur Fellahoğlu'nun da projeyi arkadaşı Buğra Ebeler'e aktardığını ve böylece bir araya gelerek projeyi detaylı şekilde konuştuklarını, programa katılmak için projeleri üzerine yoğunlaştıklarını söyledi.

Programa kabul edilmelerinin ardından, 3 ay boyunca farklı modüllerden oluşan eğitim sürecinde çeşitli fikirler edindiklerini ve bunları geliştirerek ilk prototiplerini (bir ürünün, sistemin veya fikrin seri üretim ya da nihai yayım öncesi geliştirilen ilk, deneme veya ön sürüm modeli) hazırladıklarını, böylece çalışmayı ortaya çıkardıklarını belirten Mustafa Afşaroğlu, yılın sonunda hazırladıkları projeyi jüriye sunduklarını ve kazandıklarını kaydetti.

"KAZANDIĞIMIZ FONLAR İLE ÜRÜNÜMÜZÜ YURT DIŞINDA TANITTIK"

Projeyi kazanmalarının ardından üretim sürecine yoğunlaştıklarını ve zeytin çekirdeklerinden oluşan panellere "Pit-board" ismini verdiklerini belirten Mustafa Afşaroğlu, 2024'ün başından itibaren kazandıkları birkaç fon ile üretimlerini geliştirdiklerini, Mayıs 2025'te ürünlerini ilk kez Londra'da, Eylül ayında yeniden Londra'da ve Kasım ayında ise Paris'te tanıttıklarını söyledi. İlerleyen dönemlerde de farklı bölgelerde tanıtım yapacaklarını kaydeden Mustafa Afşaroğlu, ürünün Amerika ve Singapur'da da tanıtılmasının hedeflendiğini açıkladı.

"PROJEMİZİN TEMEL TAŞI İKİ TOPLUMLU OLMASI"

Projenin temel taşının iki toplumlu yapı olduğunu vurgulayan Mustafa Afşaroğlu, UNDP'nin katkıları sayesinde projenin iki toplumlu bir yaklaşım üzerine şekillendiğini kaydetti.

EBELER: ZEYTİN ÇEKİRDEKLERİNİ ANLAŞTIĞIMIZ ÇİFTÇİLERDEN ÜCRET KARŞILIĞINDA SATIN ALIYORUZ

Buğra Ebeler ise, yurt dışından adaya yeni döndüğü sırada arkadaşı Yağmur Fellahoğlu'nun kendisine projeden bahsetmesi üzerine Mustafa Afşaroğlu ile tanıştığını ve projeye dahil olduğunu söyledi.

ÜRETİM SÜRECİ... "PİT-BOARD, YÜZDE 60 ZEYTİN ATIĞI VE YÜZDE 40 BİYOREÇİNEDEN OLUŞMAKTA"

Her hasat döneminde toplanan zeytinler sıkım için fabrikaya götürülüp gerekli işlemler yapıldıktan sonra geriye kalan zeytin çekirdeklerini, anlaştıkları Kuzey ve Güney'deki çiftçilerden ücret karşılığında satın aldıklarını belirten Buğra Ebeler, çekirdeklerin atölyelerinde dönüşüm sürecinin burada başladığını söyledi. Çekirdeklerin kendilerine tamamen temiz gelmediğini, üzerinde toz, toprak ve zeytin parçaları bulunduğunu ifade eden Buğra Ebeler, ilk olarak çekirdekleri makineden geçirerek sadece zeytin çekirdeği haline getirdiklerini ve ardından üretim sürecine başladıklarını kaydetti.

Buğra Ebeler, sonraki süreci şöyle açıkladı:

"Daha sonra çekirdekler kırılarak boyutlarına göre ayrılır. Kendi formülasyonumuzda çekirdekleri belirli oran ve ölçülerde kullanıyoruz. Bu oranlara göre biyoreçineyi de ekleyip karışımı hazırladıktan sonra soğuk pres tekniğiyle üretimi gerçekleştiriyoruz. Birkaç gün içinde reçine sertleşiyor ve yaklaşık bir hafta sonra materyal kesilebilir hale geliyor. Pit-board, yüzde 60 zeytin atığı ve yüzde 40 biyoreçineden oluşmaktadır."

"YURT DIŞINDA İYİ PARA KAZANIYORSUN AMA İNSAN BAZI ŞEYLERİN EKSİKLİĞİNİ HİSSETMEYE BAŞLIYOR"

10 yılı aşkın süre yurt dışında yaşamını sürdüren Buğra Ebeler, "yurt dışında hayatın güzel olduğunu ancak aidiyet duygusundan dolayı adaya dönmeye karar verdiğini" söyledi.

Buğra Ebeler, adaya dönme kararıyla ilgili ise şunları söyledi:

"Yurt dışında hayat güzel. Belli bir yere geldikten sonra güzel de para kazanılıyor ama bazı şeylerin eksikliğini hissetmeye başlamıştım; aile, arkadaş... Ait olduğum yere dönme hissiyatı geldi. 'Ya döneceğim ya da kalacağım' dedim. Her şeyi bırakıp, plan yapmadan döndüm. Bir yerden sonra insan ait olduğu yerde bir şeyler yapmak istiyor."

Zeytin ve zeytinyağının Kıbrıs'ın bir parçası olduğuna vurgu yapan Buğra Ebeler, "Ülkemizden de bir şeyler yapılarak bu adaya duygusal bir şekilde bağlanma açısından değişik bir proje oldu." dedi.

"SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ ÖN PLANDA TUTMAYI HEDEF OLARAK BELİRLEDİM"

Mustafa Afşaroğlu ise üniversite eğitimi için gittiği Londra'da 16 yıl yaşadığını, eğitimi sonrasında orada kalarak çalıştığını ve çeşitli projelerde yer aldığını, söz konusu projelerde sürdürülebilirliği ön planda tutmayı hedef olarak belirlediğini kaydetti.

16 yılın ardından adaya dönmesiyle ilgili konuşan Mustafa Afşaroğlu, adaya her geldiğinde bir önceki gelişine göre daha uzun kaldığını ve artan kalış süresinin ardından adaya geri dönmeye karar verdiğini dile getirdi.

"ADADAN BİR ŞEY ÜRETİP DÜNYAYA TAŞIMAK İÇİMDE BİRİKTİRDİĞİM BİR FİKİRDİ"

Bir iç mimar olan Mustafa Afşaroğlu, projesini hayata geçirmesiyle ilgili duyduğu memnuniyeti şu sözlerle dile getirdi:

"Geri dönüşüm hedefimi kendi endüstrime sunmak ve bunu adadan bir şey üretip dünyaya taşımak, içimde biriktirdiğim bir fikirdi. Kıbrıs'a olan bağım ve bunu dünyaya hellim, zeytinyağı dışında farklı ve yenilikçi bir ürünle sunmak, özellikle kendi sektörümüzde önemliydi. Bunu şu an hayata geçirip dünyada yer alan müşterilerimden gelen yanıtları görmek gerçekten gurur verici ve bunu gerçekten yapabildik."

PANELLERİN RENKLERİ...

Zeytin çekirdeklerinin makinelerde boyutlarına göre dört şekilde ayrıldığını ifade eden Mustafa Afşaroğlu, ayrılan çekirdeklerin çeşitli işlemlerden geçtiğini belirtti.

Panellerin üç rengi olduğunu söyleyen Mustafa Afşaroğlu, bu renklerin yumuşak, doğal ve kömür tonları olduğunu ifade etti. Söz konusu renklerle herkese hitap edebildiklerini dile getiren Mustafa Afşaroğlu, örneğin kafe gibi ortamlarda açık renklerin, bar gibi işletmelerde ise koyu renklerin tercih edildiğini dile getirdi.

PİT-BOARD İLE MDF ARASINDAKİ FARK?

Pit-board'ın MDF panelden farkıyla ilgili de konuşan Mustafa Afşaroğlu, MDF'nin üzerine plastik laminant ya da doğal ahşap kaplama yapıldığını, kenarlarına ise kenar bandı uygulandığını kaydederken; Pit-board'da ise panel kesildiğinde hem çekirdeğin göründüğünü hem de ekstra bir işlem yapılmadığını belirtti. Mustafa Afşaroğlu, panelin kesim işleminden sonra sadece cam kağıdı ile zımparaladıklarını ve yağladıklarını, böylece sürecin tamamlandığını söyledi.

Panelde zeytin çekirdeklerinin tasarımda tamamen görünmesinin ürünlerinin beğenisini artırdığını dile getiren Mustafa Afşaroğlu, bunun kendilerini öne çıkardığını da ifade etti. Zeytin çekirdeklerinin panel üzerinde dört farklı boyutta ürünlerde görüldüğüne dikkat çeken Mustafa Afşaroğlu, bunun hem sürdürülebilir hem de estetik açıdan eşi benzeri olmayan bir çalışma olduğunun altını çizdi.

"DOĞAL GÖRÜNTÜYE SAHİP OLAN PİT-BOARD'IN EŞİ BENZERİ YOK"

"Paneller fotoğraflarda mantar hissi veriyor ancak panele temas edildiğinde mantarla benzerliğin olmadığı hissediliyor." diyen Mustafa Afşaroğlu, mantarın suyu ve nemi çeken bir malzeme olduğunu, ancak Pit-board'ın suya ve lekeye dayanıklı olduğunu belirtti. Hatta verdiği örnekte, doğrudan ürünün üzerine şarap dökülmesi halinde suyu çekmediğini ve silinmesinin ardından malzemenin zarar görmediğini ifade eden Mustafa Afşaroğlu, MDF'nin ise aynı durumda dökülen içeceği emdiğini söyledi. Mustafa Afşaroğlu, MDF ile Pit-board arasındaki en büyük farkın bu olduğunu belirterek, "Doğal görüntüye sahip olan Pit-board'ın eşi benzeri yok." dedi. Buğra Ebeler ise Pit-board gibi bir ürünün ilk kez üretildiğini ve bu tarz ürünlerin daha önce üretilmediğine vurgu yaptı.

MÜŞTERİ PROFİLİ...

Müşteri kitlelerinden de bahseden Mustafa Afşaroğlu, mimarlar, iç mimarlar ve mobilya üreticilerinin müşteri profilini oluşturduğunu belirtti.

Mimarlar ve iç mimarların projelerinde Pit-board'ın; evlerde dolap kapakları ve tezgah üstlerinde, kahve masası, sehpa gibi ürünlerin üretiminde kullanılan bir malzeme olduğunu kaydeden Mustafa Afşaroğlu, mobilya üreticilerinin ise müşterilerine yeni bir ürün sunmak ve farklı masa-sehpa seçenekleri oluşturmak için Pit-board'ı kendi ürün portföylerine eklediğini söyledi.

"İNGİLTERE'DE BİR MOBİLYA ŞİRKETİ PİT-BOARD'I KENDİ ÜRÜNLERİ ARASINDA SATIŞA SUNDU"

Mustafa Afşaroğlu ayrıca, İngiltere'de anlaşma sağladıkları bir mobilya şirketinin Pit-board'ı kendi ürünleri arasında satışa sunduğunu belirtti. 10 farklı şirketle daha görüşmeler yaptıklarını ifade eden Mustafa Afşaroğlu, Pit-board'ın söz konusu şirketlerin de ürün yelpazesine dahil edilmesi amacıyla çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.

Son birkaç aydır müşterilerden gelen talepler doğrultusunda yeni bir çalışma yürüttüklerini de belirten Mustafa Afşaroğlu, neredeyse herkesin evinde bulunan IKEA'ya ait Gladom masaların üzerinde yer alan metal sehpa tablasının çıkarılarak yerine kendi ürünleri olan Pit-board'ın takılması yönündeki çalışmalarının ilgi gördüğünü kaydetti.

"PİT-BOARD'U DÜNYAYA TANITMAYI HEDEFLİYORUZ"

Buğra Ebeler ise masa üretmediklerini, masa üretiminde kullanılan malzeme olan Pit-board'ı ürettiklerini belirterek, "Şu anki amacımız ürünün müşteriye ulaşması ve geri dönüşlerin alınmasıdır. Asıl hedefimiz panel üretmektir. Satın alan uygulamacı ve tasarımcı ürünü istediği gibi uygulayabilir." dedi.

Kendilerini ileride Pit-board'u üreten firma olarak gördüklerini ve ürünün isim hakkını da aldıklarını belirten Buğra Ebeler, "Pit-board'u dünyaya tanıtmayı hedefliyoruz." diye konuştu.

Renk konusu üzerinde çalıştıklarını da açıklayan Buğra Ebeler, mevcut ürünlerde kullanılan biyoreçine yerine, doğada daha kolay çözünebilen ve ürünü tamamen doğa dostu hale getirecek farklı bir çalışma yürüttüklerini ifade etti.

"KIBRIS'I BU ENDÜSTRİDE HARİTAYA TAŞIMAK İSTİYORUZ"

Zeytinin bir sembol olduğunu ve politik bir anlam taşıdığını söyleyen Mustafa Afşaroğlu, "Zeytin ağacı her şeyiyle semboliktir ve politiktir. Dalından, dalının yakılmasına ve nazarı çıkarmasına, barış sembolü olmasına kadar birçok anlam taşır. Biz de bunu modern bir barış sembolü olarak değerlendirdik. İşletme kurarak bunu dünyaya ulaştırmak ve Kıbrıs'ı bu alanda ve endüstride haritaya taşımak istiyoruz." dedi.

"FONLAR VE DESTEKLER SAYESİNDE MASRAFLARIMIZ KARŞILANDI"

Bugüne kadar başvurdukları ve aldıkları fonlar sayesinde mevcut noktaya geldiklerini vurgulayan Mustafa Afşaroğlu, şunları söyledi:

"UNDP programını kazanıp fonunu aldıktan sonra birçok fona başvuru yaparak destek aldık. Avrupa Birliği'nden, New European Bauhaus'tan, Eunite'dan ve YAGA'dan aldığımız fonlar bizi bu aşamaya getirdi."

Bahse konu fonlarla ilgili konuşan Buğra Ebeler ise, yurt dışında düzenlenen fuarların kendi ölçeklerindeki markalar için pahalı olduğunu belirterek, "Fonlar ve destekler sayesinde masraflarımız karşılandı." dedi.

Katıldıkları fuarlarda ürünlerini görenlerin kendileriyle iletişime geçtiğini, fiyat ve detaylı bilgi aldıklarını söyleyen Buğra Ebeler, "Kendimizi göstermemiz için bu gibi organizasyonlara katılmamız gerekiyor. Aldığımız fonlar bu açıdan çok faydalı oldu. Fonlar olmasaydı fuarlara katılamayacaktık." diye konuştu.

Bundan sonraki hedefleriyle ilgili de konuşan Mustafa Afşaroğlu, ürün yelpazesini artırmak istediklerini belirterek, "Akustik paneller, tavan, duvar ve zemin malzemeleri üzerinde çalışacağız. Sadece yüzeylerde değil, tavanda, zeminde ve duvarda kullanılabilecek ürünler geliştirmeye odaklandık." ifadelerini kullandı.

"GELEN ÖZEL TALEPLERLE DE İLGİLENİYORUZ"

Geçen dönem Polonya'dan gelen bir talep üzerine satranç tahtası hazırladıklarını söyleyen Mustafa Afşaroğlu, özel talepler doğrultusunda farklı ürünler de ürettiklerini kaydetti.

Panellerin gelen talepler doğrultusunda istenilen ölçülerde kesilebildiğini belirten Buğra Ebeler, İngiltere'de bir tasarım firmasının isteği üzerine panelleri keserek gönderdiklerini söyledi. Buğra Ebeler, aynı firmanın şu anda Pit-board'u laptop masaları, yemek masaları ve raflar için kullandığını ifade etti.

"CİNSİYET AYRIMI GÖZETMİYORUZ"

Mustafa Afşaroğlu, Pit-To-Table'ın kuruluş ilkelerine ilişkin yaptığı açıklamada, "Cinsiyet ayrımı gözetmiyoruz. Dünyada seksizm (bir kişinin cinsiyeti veya toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle önyargıya, ayrımcılığa veya basmakalıp yargılara maruz kalması) ve homofobi (eşcinsel bireylere karşı duyulan korku, nefret, önyargı veya ayrımcı tutum) gibi sorunlar olsa da, bizim şirketimizde temel ilkemiz herkese açık olmaktır. İleride yeni birini işe alırsak hiçbir ayrım gözetmeden yalnızca yeteneklerine bakarak seçim yapacağız." dedi. Buğra Ebeler ise bunu bir vizyon olarak belirlediklerini ve baştan itibaren paylaştıklarını söyledi.

Adada her hasat döneminde yaklaşık 24 bin ton zeytin posası atığı oluştuğunu belirten Mustafa Afşaroğlu, bu atıkların ya yakıldığını ya da çevreye bırakıldığını, bunun da kötü kokuya yol açarak yaşam alanlarını olumsuz etkilediğini ifade etti. Çevreye bırakılan posanın asidik yapısı nedeniyle toprak koşullarını da olumsuz etkilediğini belirten Mustafa Afşaroğlu, yakıldığında ise her bir kilogramın yaklaşık iki kilogram karbondioksit salımına neden olduğunu kaydetti.

"DOĞAYA SAYGILI MİMARİ VE İÇ MEKANLAR YARATMAYI AMAÇLIYORUZ"

Her yıl mobilya ve inşaat sektörü için milyarlarca ağacın kesildiğine dikkat çeken Mustafa Afşaroğlu, projeleriyle bu durumu azaltmayı hedeflediklerini söyledi. Pit-board üretiminde herhangi bir ağacın kesilmediğini, yalnızca zeytin çekirdeklerinin değerlendirildiğini vurgulayan Afşaroğlu, "Biz doğaya saygılı mimari ve iç mekânlar yaratmayı amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı.

"6 BİN KİLOGRAM ZEYTİN POSASI YAKILMAKTAN VEYA ÇEVREYE ATILMAKTAN KURTARILDI"

Mustafa Afşaroğlu, çalışmaları sayesinde Mayıs 2025'ten bu yana 6 bin kilogram zeytin posasının yakılmaktan veya çevreye atılmaktan kurtarıldığını da kaydetti.

Son olarak Mustafa Afşaroğlu, kendilerine Instagram üzerinden ya da web siteleri üzerinden ulaşılabileceğini söyledi.

FELLAHOĞLU: YEREL BİR TARIMSAL ÜRÜNÜN ATIĞINI, DÜNYAYA AÇILABİLECEK BİR ÜRÜNE DÖNÜŞTÜRMEK HEYECAN VERİCİ

İngiltere'den MYK Haber'e çevrim içi röportaj veren Yağmur Fellahoğlu ise, "projenin kendisi için sadece Pit-board üretmekten ibaret olmadığını, hayatındaki birkaç şeyin kesişim noktası olduğunu; bunlardan birincisinin sürdürülebilirlik, ikincisinin ise yüksek lisansını bu alana odaklaması olduğunu" belirtti.

Bir atığı değerli bir malzemeye dönüştürmenin kendisi için çok anlamlı olduğunu ifade eden Yağmur Fellahoğlu, Kıbrıs'a özgü yerel bir tarımsal ürünün atığından yola çıkarak bunu dünyaya açılabilecek bir ürüne dönüştürmenin oldukça heyecan verici olduğunu dile getirdi.

Sektörle kişisel olarak da bir bağ taşıdığını kaydeden Yağmur Fellahoğlu, "dedesinin zamanında narenciye paketleme ve ihracatı yaptığını, bugün ise patates ve portakal bile ithal eden bir ülkeye dönüştüklerini; bu nedenle tarımla ilgili değer yaratan bir iş yapmanın kendisi için anlamlı olduğunu" vurguladı.

"SIFIRDAN BAŞLAYIP SÜRECİ BUGÜNKÜ AŞAMAYA GETİRMEK BENİM İÇİN İNANILMAZ ANLAMLI"

Bu fikrin hayata geçirilebileceğine inanarak yola çıkmanın ve başarılı olmanın kendisi için önemli olduğunu belirten Yağmur Fellahoğlu, yıllarca danışman olarak birçok şirkete strateji ve inovasyon konusunda tavsiyeler verdiğini ifade ederek, "Söylediğiniz şeyleri hayata geçirebilmek ve bunu kendime kanıtlamak benim için çok önemliydi. Çünkü ortada hazır bir üretim süreci yoktu. Özel makineler yaptırmaktan prototip geliştirmeye ve bazen yaratıcı çözümler bulmaya kadar birçok şeyi sıfırdan kurmak zorunda kaldık. Sıfırdan başlayıp süreci bugünkü aşamaya getirmek benim için inanılmaz anlamlı." dedi.

Pit-board üretiminde yer almasının kendisi açısından doğal bir süreç olduğunu belirten Yağmur Fellahoğlu, annesinin de girişimci olduğunu ve mobilya üretimi yaptığını, çocukluğunun mobilya fabrikasında geçtiğini ifade etti.

"PİT-BOARD, YEREL BİR HİKAYEYE DAYANDIĞI İÇİN İLGİ GÖRÜYOR"

Tasarım dünyasında ürünün kendisi kadar hikayesinin de çok önemli olduğunu belirten Yağmur Fellahoğlu, "Bunu gördük ve Pit-board'un çok yerel bir hikayesi olduğu için ilgi gördü. Kendi çapımızda Kıbrıs'ın üretim ve tasarım alanlarında tanınmasına bir miktar da olsa katkıda bulunduğumuzu düşünüyoruz." dedi.

Benzer alanlarda çalışmak isteyenlere de tavsiyelerde bulunan Yağmur Fellahoğlu, insanların meraklarını ve fikirlerini bırakmadan takip etmeleri gerektiğini söyledi. Yeni fikirlerin genellikle farklı alanların kesiştiği noktalarda ortaya çıktığını vurgulayan Yağmur Fellahoğlu, "Bizim projemizde tarım, tasarım ve malzeme bilimi gibi birçok şey bir araya gelerek bu ürün ortaya çıktı." diye konuştu. Bu süreçte sabrın da gerekli olduğunu belirten Yağmur Fellahoğlu, "denemenin, hata yapmanın ve yeniden denemenin sürecin doğal bir parçası olduğunu ve bırakılmaması gerektiğini" ifade etti.

"'ZEYTİN ÇEKİRDEĞİNDEN NE YAPACAKSINIZ?' DİYEREK DALGA GEÇENLER OLDU"

"Biz bu yola başladığımızda hem destek olanlar oldu hem de 'Zeytin çekirdeğinden ne yapacaksınız?' diyerek dalga geçenler oldu. En basit görünen durumlarda bile çok zorluklarla karşılaştık." diyen Yağmur Fellahoğlu, "bu alana yönelmek isteyenlerin, eğer fikirlerine inanıyorlarsa ve gerçekten araştırmalarını yaptılarsa, başkalarının yorumlarıyla motivasyonlarını kaybetmeden yollarına devam etmeleri ve karşılarına çıkan olumsuzluklara rağmen ilerlemeleri gerektiğini" tavsiye etti.

"Ülkede bir şeyler yapmanın politik ve bürokratik açıdan zor olduğunu" da kaydeden Yağmur Fellahoğlu, "Her adımda, örneğin bir banka transferi bile problem olabiliyor." dedi.

Bugün geldikleri noktanın uluslararası ölçekte ilgi gören bir proje olduğunu belirten Yağmur Fellahoğlu, "Yerelden çıktık ve globalde karşılık bulan bir fikrimiz ve ürünümüz var." ifadelerini kullandı.

"ADAYA ŞU AN İÇİN DÖNÜŞ PLANIM YOK"

Kurucu ortakların uzun yıllar İngiltere'de kariyer yaptığını da söyleyen Yağmur Fellahoğlu, "hem yurt dışında hem de adada yaşayan birçok insanın zaman zaman adadan umudunu kestiğinin farkında olduklarını" belirtti. Adada geliştirilebilecek birçok alan olduğunu söyleyen Yağmur Fellahoğlu, özellikle tarım, şarap üretimi ve dünya standartlarında zeytinyağı üretimi gibi güçlü üretim alanlarının bulunduğunu ifade etti.

"Adaya dönüş planı olup olmadığı" sorusuna Yağmur Fellahoğlu, şu an için kesin bir dönüş planı olmadığını belirtti. Operasyonel olarak markalarına İngiltere'den destek verdiğini ifade eden Yağmur Fellahoğlu, "adadan tamamen kopmadığını ve bir ayağının her zaman adada olduğunu" da sözlerine ekledi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR


Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.

Tüm Yorumlar