
Tatar: Burada yaşananlar bir barbarlık ve insanlık suçuydu
Güncelleme:
15 Ağustos 1974'te Taşkent, Tatlısu ve Terazi köylerinden alınıp şehit edilenler için anma töreni düzenlendi. Cumhurbaşkanı Tatar, Rum idaresinin bu cinayeti işleyenlerin cezalandırılması için hiçbir işlem yapmadığını kaydetti.
Taşkent şehitleri, Taşkent Şehitler Anıtı önünde bugün düzenlenen törenle anıldı.
Taşkent, Tatlısu ve Terazi köylerinde eli silah tutan 83 kişi evlerinden alınmış, bir gece köydeki Rum ilkokulunda esir tutulmuş, 15 Ağustos günü Limasol’daki esir kampına götürülecekleri bahanesiyle otobüslerle köyden götürülmüştü. Aralarında 14 – 15 yaşlarında çocukların da bulunduğu köylüler iki farklı noktada kurşuna dizilmiş, bu saldırıdan sadece Suat Kafadar kurtulabilmişti. Kayıp şehitlerin kalıntılarına 33 yıl sonra 2007’de ulaşılmıştı. Kimliklendirme çalışmalarının ardından şehitler 2014 ve 2016 yıllarında düzenlenen törenlerle Taşkent Şehitliği’ne defnedilmişti.
Cumhurbaşkanı Tatar törendeki konuşmasında, geçmişi ve şehitleri hiçbir zaman unutmayacaklarını, onları kalplerinin bir köşesinde her zaman hatırlayacaklarını söyledi.
Taşkent Şehitler Anıtı'nda düzenlenen törene, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Sebahattin Kılınç, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral İlker Görgülü, Ana Muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Tufan Erhürman, bazı bakanlar, milletvekilleri, kurum, dernek, siyasi parti temsilcileri, askeri erkan ve şehit aileleri katıldı.

Tören protokol sırasına göre çelenklerin Taşkent Şehitler Anıtı'na sunulmasıyla başladı. Ardından saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı ile bayraklar göndere çekildi.

Törende, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Gürsel Benan ve Taşkent Şehit Aileleri Derneği Başkanı Erdinç Erdağlı konuşma yaptı. Tören şehitlik ziyaretiyle sona erdi.
TATAR: DÜNYA VAHŞETE SEYİRCİ KALDI
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, konuşmasında 1955’lerden bu yana Kıbrıs’ta yaşanan katliamlara değinerek, bu süre içerisinde bütün dünyanın bu vahşete seyirci kaldığını söyledi.

"Bizim için her zaman dönüm noktası olan ve bizleri yeniden hayata kavuşturan, 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı…" diyen Tatar, Barış Harekatı’ndan sonra Kıbrıs’ta bir anlaşmanın bulunabilmesi için çok gayret gösterildiğini dile getirdi.
Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın bir anlaşma için çok gayret sarf ettiğini belirten Tatar, Türkiye Cumhuriyeti’nin de kendilerine her zaman yol gösterdiğini kaydetti.
"BU CİNAYETLERİ İŞLEYENLER RESMİ KAYITLARA GÖRE POLİS VE ASKERDİ"
"Netice itibariyle hiçbir anlaşmaya varılamadı. Karşı taraftaki zihniyet, bizleri bu adadan yok etmek, burayı Yunanistan’a bağlamak istiyordu." diyen Tatar, Taşkent, Tatlısu ve Terazi’de olduğu gibi bu cinayetleri işleyenlerin resmi kayıtlara göre polis ve asker olduğunu dile getirdi.

"BURADA YAŞANANLAR İNSANLIK SUÇUYDU"
"Bunlar, tarihe cezalandırılmamış cinayetler olarak geçmiştir. Çünkü Rum idaresi, bunların cezalandırılması için hiçbir işlem yapmamıştır. Bu onların bir utancıdır. Burada yaşananlar, dünyanın çok az yerinde yaşanan bir barbarlık ve insanlık suçuydu." ifadelerini kullanan Tatar, medeniyeti savunan bir zihniyetin bunlara seyirci kalmasının asla kabul edilemez olduğunu söyledi.

Gazze’de ve dünyanın farklı bölgelerinde yaşananlara değinen Tatar, hala daha mazlumların ezildiği ve dünyanın bunlara seyirci kaldığı bir anlayışın egemen olduğunu ifade etti.
Şehitleri rahmet ve minnetle anan, gazilere şükranlarını sunan Tatar, “Bugün burada, huzur ve güven içerisinde hep birlikte yaşayabiliyorsak, bunu şehitlerimize borçluyuz.” diyerek, geçmişi ve şehitleri hiçbir zaman unutmayacaklarını, onları kalplerinin bir köşesinde her zaman hatırlayacaklarını belirtti.

BENAN: YAŞANANLAR, YALNIZ TÜRK OLDUKLARI İÇİN YOK EDİLMEYE ÇALIŞILAN BİR HALKIN ÇIĞLIĞIYDI
Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Gürsel Benan da, "Bugün burada, yüreklerimizde derin acılarla; ama başımız dik, vicdanımız uyanık olarak, 15 Ağustos 1974'te Taşkent, Terazi ve Tatlısu köylerinde yaşanan insanlık dışı katliamları anmak için toplandık." dedi.
Taşkent, Terazi ve Tatlısu köylerinde yaşananların sıradan bir çatışmanın parçası, bir savaşın yan etkisi olmadığını söyleyen Benan, o gün yaşananların Birleşmiş Milletler askerlerinin gözleri önünde, sadece Türk oldukları için yok edilmeye çalışılan bir halkın, bir milletin ve bir medeniyetin çığlığı olduğunu kaydetti.

"UNUTTURMAK İSTEYENLERE KARŞI GERÇEĞİN SESİNİ YÜKSELTMEK İÇİN BURADAYIZ"
"Bugün, unutmadığımızı haykırmak, unutturmak isteyenlere karşı gerçeğin sesini yükseltmek için buradayız." diyen Benan, o kara günde, bu köylerde yaşayan insanların barış içinde ve umutla yaşarken, bir anda silah sesleriyle yıkıldıklarını belirtti.
"BU BİR SOYKIRIMDI... TARİHİN EN KARA LEKELERİNDEN BİRİYDİ"
"Silahsız, savunmasız insanlarımız, dünyadan koparıldılar. Kurşuna dizildiler, toplu mezarlara atıldılar. Bu bir savaş değildi. Bu, bir soykırımdı. Bu, insanlık onurunun hiçe sayıldığı, tarihin en kara lekelerinden biriydi." diyen Benan, o gün katledilenin sadece bedenler değil bir köyün hafızası, bir halkın umudu ve bir milletin vicdanı olduğunu söyledi.
Benan, "Şehitlerimize olan borcumuz sadece onları anmak değil; uğruna can verdikleri değerlere sahip çıkmak, adada iki eşit halkın varlığını tanımak ve kalıcı barışı sağlamak için çalışmaktır." şeklinde konuştu.
Benan, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, Toplum Lideri Dr. Fazıl Küçük, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş ile şehitleri anarak konuşmasına son verdi.

ERDAĞLI: O GÜN ESİR ALINAN İNSANLARIMIZI SON GÖRÜŞÜMÜZ OLDU
Taşkent Şehit Aileleri Derneği Başkanı Erdinç Erdağlı da, o günleri yaşayanların hafızalarından asla silinmeyen acı hatıraların canlandığı 15 Ağustos 1974’ü yeniden yaşadıklarını kaydetti.
15 Ağustos 1974 günü Taşkent’te yaşananlara da değinen Erdağlı, "Esir alınan insanlarımızı, sabah saat 10.00 civarında 45 kişilik ilk grubu, öğleden sonra saat 14.00 sıralarında ise geriye kalan 38 kişilik ikinci grubu otobüslere bindirip, ailelerinin çaresiz bakışları arasında alıp götürdüler. Bu, onları son görüşümüz oldu." dedi.

"RUM OTORİTELER, BM YETKİLİLERİNİ BÖLGEYE SOKMADI"
Sonrasında yaşananların götürülen ilk esir grubu içerisinde yer alan ve sağ kurtulan Suat Kafadar isimli köylüden öğrenildiğini belirten Erdağlı, katliamı soruşturmak ve olay yerine araştırma yapmak için giden BM yetkililerinin, Rum otoriterlerce bölgeye sokulmadıklarını söyledi.
Rum yönetiminin katliamlarla ilgili sorumluluk üstlenmediğini dile getiren Erdağlı, aradan geçen uzun bir karartma ve inkar döneminden sonra şehitlerin kalıntılarına yaklaşık 40 yıl sonra ulaşılabildiğini, ancak iki şehidin kalıntılarına hala ulaşılamadığını ifade etti.






























Yorum Yap
Tüm Yorumlar