Muratağa-Sandallar ve Atlılar şehitleri anıldı: Erhürman'dan uluslararası toplumun katliama sessiz kalmasına sert eleştiri

Güncelleme:

A
A

Muratağa-Sandallar ve Atlılar şehitleri, düzenlenen törenlerle anıldı. Cumhurbaşkanı Erhürman, törendeki konuşmasında, uluslararası toplumun masumların katledenlerle ilgili sessiz kalıp, olmamış gibi davranmaya çalıştığını belirtti.

ZgotmplZ

Muratağa-Sandallar ve Atlılar şehitleri anıldı. 

İlk anma töreni Muratağa Sandallar Şehitliği'nde yapıldı. Protokolün şehitliğe çelenk sunmasının ardından saygı duruşu, saygı atışı yapıldı, İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi. 

Törende, Muratağa, Atlılar, Sandallar Şehitlerini Yaşatma Derneği Başkanı Ahmet Aşır, Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Gürsel Benan ile Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman konuşma yaptı. Şehit torunlarının şiir okuduğu tören, şehitliğin gezilmesi ve dua okunması ile son buldu. 

Atlılar şehitlerinin anıldığı tören de, protokolün anıta çelenk sunması, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı ile bayrakların göndere çekilmesiyle başladı. Tören, şehitliğin gezilmesi ve dua okunması ile tamamlandı.

Törenlere, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, ana muhalefet CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Sebahattin Kılınç, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral İlker Görgülü, bakanlar ve diğer yetkililer ile aileler katıldı.

AŞIR: ALANDAKİ SIRTLAR, ÇOCUKLARIN ACI DOLU SESLERİYLE ÇINLADI

Muratağa Sandallar Şehitliği önündeki törende yapılan konuşmalarda ilk sözü alan Muratağa, Atlılar, Sandallar Şehitlerini Yaşatma Derneği Başkanı Ahmet Aşır, 14 Ağustos 1974 günü yaşanan katliam ve acıya işaret etti. 

Muratağa Sandallar ve Atlılar’da yaşanan acıları, savunmasız köylülerin yaşadığı katliamları anlatan Aşır, Kıbrıs Türk halkının milli mücadele döneminde Rum’a karşı koyduğunu, teslim olmadığını ama katliamlara maruz kaldığını kaydetti.

Aşır, milli mücadele yıllarında verilen mücadele sonrası Türk ordusunun Kıbrıs Türk halkını kurtardığını ama katliamların önüne geçilemediğini ifade ederek, katliamlarda bebek, çocuk, anne yaşlı demeden öldürüldüğünü, katliam çukuruna atıldığını, alandaki sırtların 14 Ağustos 1974’te çocukların acı dolu sesleriyle çınladığını anımsattı. 

Bugün Türkiye sayesinde özgür bağımsız bayrakların altında güven içinde yaşadıklarını ifade eden Aşır, dernek altında da gelecek nesillere yaşananların aktarıldığını ve şehitlerin unutturulmayacağını söyleyerek, şehitlerin acısıyla, hasretiyle yaşadıklarını, buradaki acıların yaşananların unutulmaması adına çalışmalar yaptıklarını anlattı ve bu çalışmalara destek veren TİKA ve elçiliğe teşekkür etti.

Geçmişi, gelecek nesillere aktarmak için çalıştıklarını ifade eden Aşır, şehitlerin bayrak dalgalandıkça rahat uyuduğunu belirterek, “Görevimiz KKTC'yi yaşatmaktır.” dedi. 

BENAN: SIRF TÜRK OLDUKLARI İÇİN MASUM İNSANLAR KATLEDİLDİ

Şehit Aileleri ve Malül Gaziler Derneği Başkanı Gürsel Benan da, Kıbrıs Türk halkının hafızasında silinmez izler bırakan katliamda şehit edilenleri andı. 

Benan, bugünün tarihe tarifsiz bir acı olarak kazındığını, insanlık vicdanını yaralayan acılar yaşandığını belirterek, sırf Türk oldukları için masum insanların katledildiğini belirtti. 

Şehitleri unutmadıklarını ve unutturmayacaklarını vurgulayan Benan, geçmişi unutmadan yola devam ettiklerini, Kıbrıs’ta gerçekler kabul edilmeden, adalet yerini bulmadan bir çözüm bulunamayacağını söyledi. Şehit ailelerinin acısını paylaştıklarını vurgulayan Benan, Türkiye sayesinde yalnız olmadıklarını, geleceğe güvenle baktıklarını kaydetti.

Kıbrıs Türk halkının hiçbir zaman teslim olmadığını ve olmayacağını, barıştan yana olduklarını ama adil onurlu eşit bir barıştan yana olduklarını belirten Benan, “Şehitleri asla unutmayacağız vatanı sonsuza kadar koruyacağız. Tüm şehitlerimizi anıyoruz.” dedi. 

ERHÜRMAN: ULUSLARARASI TOPLUMUN BU OLAY HİÇ OLMAMIŞ GİBİ DAVRANMASI, İNSANLIĞI BİR KEZ DAHA SORGULANIR HALE GETİRİYOR

Şehit torunlarının okuduğu şiirlerin ardından konuşan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman da, “Kıbrıs Türk halkının hafızasından ve yüreklerden hiçbir zaman silinmeyecek derin bir acının 52'nci yıl dönümünde Muratağa Sandallar ve Atalılar'da hayatını kaybeden aziz şehitlerimizi büyük bir saygı ve minnetle anmak için buradayız.” dedi. 

Erhürman, 52 yıl önce bu köylerde yaşayan savunmasız insanların kadınlar çocuklar yaşlılar ve gençlerin insanlık dışı bir saldırı sonucunda hayatlarını kaybettiklerini ifade etti. Erhürman, en küçüğü henüz 16 günlük en yaşlısı 95 yaşında olan 126 insanın; yatan her bir şehidin, Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıların ve ödediği ağır bedellerin en somut göstergesi olduğunu vurguladı.

“Hedefimiz; bu topraklarda bir daha böylesi acıların yaşanmamasıdır.” diyen Erhürman, şöyle devam etti: 

“Bizim en önemli ortak paydamız çocuklarımıza güvenli ve huzurlu bir gelecek bırakabilmektir. Bizden önceki nesillerin bu topraklardaki varlığımızı, canlarını feda ederek koruduğunu biliyoruz ve asla unutmayacağız. Çocuklarımıza torunlarımıza ve gelecek nesillere daha güvenli ve daha huzurlu bir gelecek bırakabilmek için çalışmaya devam ediyoruz, edeceğiz.”

Erhürman, Kıbrıs’ın yakın tarihine nasıl bakılması gerektiği konusunda herkesin açık ve samimi olması gerektiğini de vurgulayarak, şunları söyledi: 

“Kıbrıs Türk halkının yaşadığı katliamların köylerde kadınların çocukların ve yaşların öldürülmesinin uluslararası platformlarda siyasi ve diplomatik ayak oyunlarıyla görmezden gelinmesi ve görünmez kılınmayı çalışılması asla kabul edilemez, asla kabul edeceğimiz bir şey değildir. Muratağa Sandallar ve Atlılar'daki 126 savunmasız insanımız katledildi, buradaki insanlar ne siyasiydi ne de silahı vardı. Burada medeniyet insanlık ayaklar altına alındı, burada insanlığın vicdanı unutulamaz, unutturulamaz bir yara aldı. Bugün uluslararası toplumda Muratağa, Sandallar ve Atlılar'da masum insanları katledenlerle ilgili tek bir söz duyulmaması, tarihte böyle bir olay hiç olmamış gibi davranılmaya çalışılması, ne yazık ki yalnızca samimiyeti değil insanlığı da bir kez daha sorgulanır hale getirmektedir.”

Kıbrıs Türk halkının tarih boyunca çok ağır bedeller ödediğini, 1878’den bu yana bu topraklarda varlığını kimliğini özgürlüğünü ve geleceğini korumak için büyük mücadeleler verdiğini belirten Erhürman, bedeller ve verilen mücadeleler sonucunda Kıbrıs Türk halkının adada her zaman var olmaya devam ettiğini ve bundan sonra da edeceğini kaydetti.

"KIBRIS TÜRK HALKININ VAROLUŞ MÜCADELESİNİN NEDEN, HANGİ KOŞULLARDA VERİLDİĞİNİ ASLA UNUTTURMAYACAĞIZ"

Kıbrıs Türk halkının güveninin, endişelerinin geçmişte yaşananların ışığında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Erhürman, “Eşitliğimizden güvenliğimizden ve bu adadaki haklarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.” dedi. 

Erhürman, “Omuzlarımızdaki ağır sorumluluğun farkındayız, şehitlerimizin hatırasına da gelecek kuşakların güvenliğine de sahip çıkacağız, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin neden verildiğini hangi koşullarda verildiğini asla unutturmayacağız, Kıbrıs Türk halkının onurlu mücadelesini her platformda kararlılıkla savunacağız." diye konuştu.

ERHÜRMAN, KONUŞMASINI YAŞANAN ACIYA VURGU YAPARAK BİTİRDİ

Bunu çocukların geleceğini ve güvenliğini akıldan çıkarmayarak yapacaklarını ifade eden Erhürman, şöyle devam etti: 

“Bizim mücadelemiz bu topraklarda bir daha acıların yaşanmaması, Kıbrıs Türk halkının kendi geleceğine güvenle bakabilmesi ve onurlu bir yaşam sürmeye devam edebilmesi içindir. Çocuklarımıza daha güzel bir ülke bırakmak için daha çok çalışacağız. 

Başta Muratağa Sandallar ve Atlılar’da hayatını kaybeden aziz şehitlerimiz olmak üzere Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinde canını veren tüm şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum, anıları önünde saygıyla eğiliyorum, hayatta olan kahraman gazilerimize sağlık, huzur ve uzun bir ömür diliyorum.”

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, konuşmasını şu duygusal sözlerle tamamladı: 

“Bitirirken sadece şunu söylemek istiyorum; birçok söz söyledik, ben de bir çok cümle kurdum ama ilk konuşmada kullanılan bir cümlenin hepimizin kulağına küpe olmasını istiyorum. O cümle beynimde çakılı kaldı; ‘Bu saatlerde bu kıraç, çocukların çığlıklarıyla inliyordu.’ 16 günlük bebek! Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR


Yorum Yap

Tüm Yorumlar