Gezici davası sanığı: Onu ben öldürmedim, kendisi öldü

18 Haziran 2026

Güncelleme: 18 Haziran 2026

A
A

Rifat Gezici davasında sanık, "Gezici'yi ben öldürmedim, kendisi öldü" savunmasını yaptı. Diğer yandan savcı, tanık olarak dinlenen bir sanık yakının sunduğu krokiyi eleştirdi.

ZgotmplZ Nurgül Ece /MYK Haber

Temmuz 2024'te ölümlü trafik kazalarına ilişkin hapis cezalarının üst sınırının 7 yıldan 14 yıla çıkarılmasının ardından yaşanan ilk ölümlü trafik kazasında hayatını kaybeden 25 yaşındaki motosiklet sürücüsü Rifat Gezici'nin ölümüne ilişkin davada sanık İ.T. (E), itham için 12'nci kez Girne Ağır Ceza Mahkemesi huzuruna çıktı.

Duruşmada savcılık makamı davasını kapatırken, sanık ile müdafaa tanıkları dinlendi.

Savcı Attila Enver Etkin ile sanık avukatı Mustafa Atakara'nın hazır bulunduğu duruşma, Girne Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Melek Esendağlı huzurunda görüldü.

İlk itham duruşmasında 16 Nisan'da tutuklanan ve halen tutuklu yargılanan sanığın yargı süreci; 20, 24 ve 30 Nisan, 5, 7, 15, 21 Mayıs ile 4, 5, 11 ve 16 Haziran tarihlerinde devam etti.

Duruşmada, müdafaa tarafının 2'nci tanığı Girne Kaza Mahkemesi memuru S.O. (K), 3'üncü tanığı sanığın dönüş yapacağı evde oturan akrabası O.B. (E) ve 4'üncü tanığı Bayrak Radyo Televizyon Kurumu'nda (BRTK) uydu sorumlusu olarak görev yapan akrabası A.B. (E) dinlendi.

SAVCI ETKİN: DAVAMIZI KAPATIYORUZ

Duruşmada ilk olarak söz alan savcı Etkin, savcılığın tüm tanıklarının dinlendiğini ifade ederek, "Davamızı kapatıyoruz." dedi.

Savcının ardından konuşan Esendağlı, sanığın da haklarının gözetilmesi amacıyla duruşmada sanığın dinlenmesine geçileceğini belirtti.

Bunun üzerine tanık kürsüsüne geçen sanık, yeminli şehadet verdi. Sanığa ilk olarak avukatı Mustafa Atakara, ardından da savcı Etkin soru yöneltti.

Avukatının sorusu üzerine Sağlık Bakanlığı'ndaki uzmanların 25 yıl şoförlüğünü yaptığını ve şu anda emekli olduğunu söyleyen sanık, kaza gününe ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Ben evimden çıktım. Normal hızımda gidiyordum. Durdum, önüme, arkama baktım, sinyalimi verdim ve dönüşümü yaptıktan sonra 'güm' diye ses duydum ve aracımla savruldum. Kaza yerine bölgeden 25-30 kişi geldi. Yengem bana kanayan yerlerimi silmem için bez verdi, sildikten sonra arabadan çıktım. Arabadan çıkınca 25 metre ileride uzakta birinin yüzüstü yattığını gördüm. Motoru bile görmedim. Panik içindeydim. Ambulans geldi, önce diğerini (Rifat Gezici) aldı, sonra beni aldılar. Hastaneye gidince parmaklarımdan tomografi aldılar. Kaşımdan ve parmaklarımdan yaralandım. Polise hastanedeki ifademde 'güm' sesi duyduğumu söyledim."

AVUKAT: ARABANIZDA KAZADAN ÖNCE HERHANGİ BİR HASAR VAR MIYDI?

Sanık, yine avukatının sorusu üzerine aracının kazada camlarının kırıldığını, sol ön kapı ile aracın orta kısmının hasar aldığını, tamire götürdüklerini ancak onarılamaz durumda olması nedeniyle hurdaya verdiklerini söyledi.

"Arabanızda kazadan önce herhangi bir hasar var mıydı?" sorusuna ise sanık, "Aracımın herhangi bir hasarı yoktu, lastikleri dahi yeniydi." yanıtını verdi.

Avukat, mahkeme emareleri arasında yer alan olay yerinde çekilmiş fotoğraflarda görülen ve sanığın dönüş yapacağı evin önünde duran beyaz renk Jeep'in kaza sırasında orada olup olmadığını sordu. Sanık ise, "Evet, araç oradaydı. Kazadan sonra oraya gelmedi." dedi.

SANIK: GÖRÜŞ MESAFEMİN 77 METRE OLDUĞUNU ÖLÇTÜK

Ölümlü kazanın tahkikat memuru olan Girne Polis Müdürlüğü'nde görevli Polis Çavuşu N.T.'nin (E), 4 Haziran tarihli duruşmada sanığın motorluyu görme mesafesinin 150 metre olduğu yönündeki beyanına ilişkin avukatının sorusunu yanıtlayan sanık, "Görüş mesafemin 77 metre olduğunu ölçtük." dedi.

Avukatın sorusunu yanıtlayan sanık, "motosikletliyi görmediğini, görse geçmeyeceğini ve böyle bir hatayı yapmasının mümkün olmadığını" söyledi.

SANIK: MOTORLU SÜRATLİYDİ, HAMLE YAPAMAZDIM

Avukatın "Bu kazada nasıl bir hamle yapabilirdiniz?" sorusunu yanıtlayan sanık, "Olay yerine gelenler 'motorun ibresinin 180 olduğunu' söyledi. Motorlu süratliydi, hamle yapamazdım." dedi.

"YARGILANDIĞINIZ DAVA HAYATINIZI NASIL ETKİLEDİ?"

Avukatın "Yargılandığınız dava hayatınızı olumlu olumsuz nasıl etkiledi?" sorusuna sanık, şöyle yanıt verdi:

"Tansiyon hastasıyım, kazadan sonra panik içindeyim. Kendimi idare edemeyecek durumdayım. Sağlık durumumu söyleyemeyecek durumdayım. Testislerim kazada darbe aldı. Ritim bozukluğum var. Bir yere uzun süre bakamıyorum, bir süreden sonra baş dönmesi başlıyor."

SAVCI: ALLAH ŞİFA VERSİN AMA BURADA 20 YAŞLARINDA BİRİNİN ÖLDÜĞÜNÜN VE OLAYIN CİDDİYETİNİN FARKINDA MISINIZ?

Avukatın sorularını tamamlamasının hemen ardından savcı Attila Enver Etkin, sanığa soru sordu.

Sanığın kendinden çok bahsetmesine tepki gösteren savcı Etkin, "Allah size şifa versin ama burada 20 yaşlarında birinin öldüğünün ve olayın ciddiyetinin farkında mısınız?" diye sordu.

SANIK: BEN DE KARDEŞİMİ GENÇ YAŞTA KAYBETTİM

Sanık ise, "Acının ne olduğunu biliyorum, ben de kardeşimi genç yaşta kaybettim. Aileyi anlıyorum." dedi.

SAVCI: O GÜN EŞİNİZ DE SİZİNLE GELECEKTİ AMA TARTIŞTIĞINIZ İÇİN EŞİNİZİ BEKLEMEDİNİZ VE EVDEN ÇIKTINIZ?

Savcının sorduğu, sanığın ise yanıtladığı sorular ve cevapların bir bölümü şu şekilde:

Savcı: Kaza öncesi hangi rahatsızlıklarınız vardı?

Sanık: Aort damarı yırtığı, hipertansiyon, tansiyon ve mide sorunum vardı.

Savcı: Bu rahatsızlıklar sizi günlük yaşantınızda nasıl etkiliyordu?

Sanık: Kimi zaman etkilerdi, kimi zaman etkilemezdi.

Savcı: Kaçta uyanıp uyursunuz?

Sanık: Sabah 06.30'da uyanırım, 19.30'da da uyurum.

Savcı: Boyunuz kaç?

Sanık: 1.75.

Savcı: Kazadan önce çıktığınız evde mi kalıyordunuz?

Sanık: Hayır, orada kümeslerimiz var, hayvanları yedirmeye ve ağaçları sulamaya gitmiştim.

Savcı: O eve gelmeden önce neredeydiniz ve ne yapıyordunuz?

Sanık: Dağyolu'ndaki evimdeydim. 5-10 tane hayvanım vardı, onları yedirmiştim.

Savcı: Eşiniz o gün hellim yapmış mıydı, yardım etmiş miydiniz?

Sanık: Hayır, yapmamıştı.

Savcı: Eşiniz de sizinle hayvanları yedirmeye ve ağaçları sulamak için Pınarbaşı'ndaki evinize gelecek miydi?

Sanık: Hayır.

Savcı: İddia ediyorum ki o gün eşiniz de sizinle gelecekti ama tartıştınız diye eşinizi beklemediniz ve evden çıktınız?

Sanık: Olamaz.

Savcı: Pınarbaşı'ndaki evinizdeki işlerinizi yaptıktan sonra neden kaynınızın evine neden geçmek istediniz?

Sanık: Kaynımın eşi hastaneden yeni taburcu edilmişti, bu sebeple gidecektim.

Savcı: Kaza olmasaydı ve kaynınızın evine geçtikten sonra ne yapacaktınız?

Sanık: Ziyaretten sonra belki markete uğrayacaktım.

Savcı: Kazanın olduğu güzergah nasıl bir yoldur, tehlikeli mi, yerleşim yeri var mı, nasıldır?

Sanık: Yerleşim yeridir. 50 km/h sınırı var. Hayvan ve çocukların çıkabileceği konusunda tehlikeli bir yol. Sürat yapılmaz çünkü risklidir.

Savcı: Gezici köşeyi 200 km/h nasıl geçti o zaman? (Kaza noktasına gelmeden önceki viraj noktası)

Sanık: Genç sürücü ile benim sürüşüm bir değil.

Savcı: Gezici sizi gördü, korna çaldı. Çocuk korna çalarak reaksiyon gösterdi, siz ne yaptınız?

Sanık: Kabul etmiyorum. O korna motordan çıkmadı. Camideki hocanın sesi de olabilir.

Savcı: Kameralarda başka araba, ses yok. Gezici seni uyarmak için kornaya bastı. Kornaya niçin basılır?

Sanık: Trafikte diğer sürücüyü uyarmak için basılır.

Savcı: Gezici de sana bunu yaptı ama sen pırlanta gibi çocuğu görmedin... O da seni uyardı.

Sanık: Katılmıyorum.

Savcı: Mayıs ayında hava sıcak, tansiyon hastasısınız, uyku saatinizin yaklaştığı saatlerde oldu kaza. Uzun yıllardır şoförsünüz, bu kaza kimin şeridinde oldu? Bu hiç konuşulmuyor. Yorgundun, hastaydın ve refleks de gösteremedin.

Sanık: Kaza onun (Gezici) şeridinde olduğu için ben suçlu değilim. Ben yola bakarak çıktım. Olay yerine gelen kişiler bana 'motorun ibresinin 180'de kaldığını' söyledi.

Savcı: 150 metre görüş mesafeniz vardı?

Sanık: Hayır, yoktu.

Savcı: Cezaevinde dersinize güzel çalıştınız... Önüme, arkama, tekrar önüme, sonra sinyalimi verdim ve döndüm, aynı ilkokul çocuğu gibi...

Sanık: Polis kaza yerine geldiğinde aracımın sinyali yanıyordu.

Savcı: Hayır, yanmıyordu, kazadan dolayı dörtlüleriniz yanıyordu.

Savcı: Kendi evinizden kaynınızın evi arasında ne kadar ve kaç dakikada gittiniz?

Sanık: 100 metre mesafe var, 2 dakika sürer.

Savcı: 2 dakika mı? Bu mesafe saniyeler sürer. Evinizden çıkarken sadece yola baktınız, kaynınızın evine dönüşte ise yolun boş olduğunu düşündüğünüz için ikinci kez bakmadınız.

Sanık: Baktım.

Savcı: Kaza anında o Jeep orada yoktu?

Sanık: Vardı.

Savcı: Nasıl bu kadar iyi hatırlıyorsunuz? Bugün bu konuyla alakasız bir paramedik bile olay yerine gittiklerinde o aracın orada olmadığını söyledi.

Sanık: Oradaydı.

Savcı: Jeep'in orada park edilmiş olduğunu düşünelim o halde, nasıl sağına park edecektiniz? Kalan boşlukta sadece insan yürüyebilir, araba sığmaz. Arabanın sağına park etmek için park edeceğiniz yöne baktınız, diğer şeridi kontrol etmediniz. Sağ tarafta park yeri ararken ve geçmeye çalışırken, solunuzdaki motorluyu nasıl görecektiniz?

Sanık: Bu suçlamaları asla kabul etmiyorum.

Savcı: Araba sürerken camınızı açar mısınız?

Sanık: Bir parmak açık bırakırım, tam açmam.

Savcı: Doğruları söylememe gibi alışkanlığınız var mı? Polise verdiğiniz beyanda 'durup döndüğünüzü' söylemediniz ama bugün söylüyorsunuz. Motorluyu suçlamak için doğruları söylemiyorsunuz.

Sanık: Kabul etmiyorum.

Savcı: Camın biraz açıktı, müzik dinlemiyordun, telefonla konuşmuyordun, motorluyu nasıl duymadın, görmedin?

Sanık: Motorun önce görüntüsü gelir, sonra sesi gelir.

Savcı: Bunca yıllık şoförsün, bugün bir motorluyu duymak için önce bize gelip vurması mı gerekir de sesini duyalım.

Sanık: Evet.

Savcı: Kazaya karışanlardan biri toprağın altında, diğeri sensin; yaşadıklarını anlat. 30 yılı aşkın şoförsün, dikkat etmedin ve döndün. Size çarptığını iddia ettiğiniz Gezici, dönüşünüzü tamamlarken çarpsaydı eğer aracınızın ön kısmına değil, arka tarafına vuracaktı. Korna sesiyle birleştirdiğimizde Gezici'nin şeridine bir an gelip önünü tıkadın.

Sanık: Yok öyle bir şey.

MOTORUN İBRESİNİN 180 GÖRÜNMESİ... "MOTOR ÜSTÜNDEKİ TÜM GÖSTERGELER KIRILMIŞKEN HIZ İBRESİNİN AYNI KALMASINI BEKLEYEBİLİR MİYİZ?"

Savcı sorularının devamında ise, mahkemenin emareleri arasında yer alan Gezici'nin motoruna ait 180'de sabit kalan motorun ibresiyle ilgili sanığa soru sordu.

Sanığa gösterilen ibreyle ilgili olarak savcı, "Ahmet'in, Mehmet'in ibreyle ilgili 180'de kaldığını söylemlerini bir kenara bırakın; ibrelerin üstündeki göstergeler, camlar darbe almış mı, hepsi kırılmış mı?" sorusunu yöneltti. Sanık, ibrenin büyük darbe aldığını ve camlarının ile göstergenin hasar aldığını söyledi.

SANIK, SAVCININ SORUSUNU YANITSIZ BIRAKTI

Savcının, "Peki, tüm camlar ve göstergeler kırılmışken ibrenin doğru göstermesi beklenebilir mi?" sorusuna ise sanık yanıt vermedi.

Rifat Gezici'nin en fazla 70-100 km/h arasında arabayla çarpıştığını söyleyen savcı, Gezici'nin kaza noktasından 165 metre gerisinde kamera görüntülerine de yansıdığı üzere gaz kestiğini ve çok ciddi fren yaparak ilerlediğini söyledi.

SAVCI: SANIK POLİSE VERDİĞİ İFADE İLE MAHKEMEDE ŞİMDİ SÖYLEDİKLERİ BİRBİRİNİ TUTMUYOR

Sanığın kaza günü polise verdiği "Motorlunun sesini duymamla vurması bir oldu." ifadesi ile mahkemede söylediği "Motoru görmedim, güm diye ses duyup aracımla savruldum." ifadesinin birbirinden farklı olduğunu söyleyen savcı Etkin, sanığa "Hangisi doğru?" diye sordu; sanık ise yanıt vermedi.

SANIK: GEZİCİ'Yİ BEN ÖLDÜRMEDİM, KENDİSİ ÖLDÜ

Savcı ile sanık arasındaki diyalogun bir diğer kısmı ise şu şekilde:

Sanık: Gezici benim düşmanım mı?

Savcı: Kendinizi korumak için doğruları söylemiyorsunuz?

Sanık: Kabul etmiyorum.

Savcı: Sizce Gezici'nin suçu neydi?

Sanık: 50 km/h gitmesi gereken yerde süratliydi.

Savcı: Sen orada olmasaydın o çocuk ölecek miydi?

Sanık: Ben olmasaydım, çocuk hayvan olabilirdi, yine kaza olabilirdi.

Savcı: Bu kaza kimin hamlesiyle yaşandı?

Sanık: Benden kaynaklı olmadı.

Savcı: Şampiyonluğu olan bir sürücüye vakit tanınsaydı manevra yapamayacak mıydı? Gaz kesen, yola göre pozisyon alan ve sinyal yakan sürücüye süre tanınsaydı manevra yapabilirdi.

Sanık: Motor sürücüsü dalgındı.

Savcı: Motorlunun geldiğinin farkında bile değildin.

Sanık: Motorluyu görseydim dönmezdim.

Savcı: Araçtan çıkarıldığınızda nereye oturdunuz?

Sanık: Beyaz Jeep aracın sağ tarafındaki boşlukta sandalyede oturdum.

Savcı: O Jeep kaza anında orada yoktu. Olay yerine ilk müdahale için gelen hemşire mahkemede verdiği beyanda aracın orada olmadığını ve geldiklerinde sizi de garajın önünde sandalyede oturduğunuz sırada bulduklarını söyledi.

Sanık: Hemşire başkası tarafından yönlendirilmiş olabilir.

Savcı: Kaza noktasını gösteren ve kaza detaylarını içeren krokiyi imzaladınız mı?

Sanık: Evet, imzaladım ama anlamam.

Savcı: Nasıl yani anlamadığınız şeyi mi imzaladınız? O zaman evrak getirelim de mal varlığını da devreder misin?

Sanık: Öyle bir durumda avukatıma danışırım.

Savcı: İşin özü, motorluyu görmedin, duymadın. Düzgünce yoluna bakmadın ve Gezici'nin şeridini tıkayıp vefatına neden oldun. O gün yorgun, nice hastalıklarla mücadele eden ve günü bitirmeye çalışırken yola da hakim değildin ve Gezici'nin şeridine girerek ölümüne sebep oldun. Garaj yanında park yeri aramak için sağ tarafına baktığın sırada ana yola bakmadan dönüşe geçtin. Görüş mesafen 77 metre dahi olsaydı, motorluyu görmüş, sesini duymuş ve ışığını görmüş olsaydın önünü kesmeyecektin.

Sanık: Ben öldürmedim, kendisi öldü.

MAHKEME MEMURU DA DİNLENDİ

Sanığın ardından müdafaa tarafının 2'nci tanığı Girne Kaza Mahkemesi memuru S.O. (K) dinlendi.

Tanık, sanığın kaza günü tutuklanmasının ardından mahkemeye çıkarıldığı süreçte, tutukluluk belgelerindeki bilgileri içeren evraklar ve tarihlerle ilgili mahkemeye bilgi verdi.

SANIĞIN AKRABASI O.B. MAHKEMEDE TANIK OLARAK DİNLENDİ

Sanığın dönüş yapacağı evde oturan akrabası O.B. (E), tanık olarak dinlendi. Tanığa önce sanık avukatı kısa sorular yöneltti, ardından savcı soru sordu.

SAVCI: NEDEN DOĞRULARI SÖYLEMİYORSUNUZ?

Savcı ile tanık arasındaki soru-cevap bölümü ise şöyle:

Savcı: Olay gününü hatırlıyor musunuz?

Tanık: Mayıs ayıydı. Kazayı görmedim, evde değildim. Kaza yerine 10 dakika sonra geldim. Ben geldiğimde eniştem Jeep'in yanında sandalyede oturuyordu.

Savcı: Eniştenizi seviyor musunuz? Hapiste olmasını ister misiniz?

Tanık: Evet, seviyorum. Hapiste olmasını istemem.

Savcı: Neden doğruları söylemiyorsunuz? Jeep orada değildi, sonradan geldi.

Tanık: Ben mandıradaydım.

Savcı: Jeep ile mandıra arasındaki mesafe nedir?

Tanık: Mesafeyi bilmiyorum ama mandıra ile arabamın olduğu garaj noktası yakın.

Savcı: Enişteniz kazadan sonra hemen araçtan çıkmadı; müdahalede bulunuldu ve belli bir süreden sonra araçtan çıktı. Siz vurma sesini duydunuz mu?

Tanık: Kaza anında keçilerimi sağıyordum, bu yüzden 5-10 dakika sonra kaza yerine gittim.

Savcı: İddia ediyorum ki siz çarpışmanın ardından kaza noktasına hemen gittiniz.

Tanık: Ben evdeydim, arabam yerinden hiç kıpırdamadı.

Savcı: İşitme cihazlarını ne zamandır kullanıyorsunuz?

Tanık: Kulaklarımda işitme problemi var, sizleri duyabilmek için bugün taktım.

Savcı: Raporunuz var mı? Siz bugün bize kulaklarınızın işitmediğini inandırmak için cihazları takıp geldiniz.

Tanık: Hayır.

Savcı: İşitme sorununuz ne zamandır var?

Tanık: En az 5 yıldır. Yakın sesi duyabiliyorum ancak uzağı duyamıyorum.

Savcı: Doktorunuzun adı nedir?

Tanık: 5 yıldır aynı doktora gitmiyorum.

Savcı: Siz olay yerine aracınızla sonradan geldiniz ve arabanız orada değildi.

SANIĞIN BRTK'DA UYDU SORUMLUSU OLAN AKRABASI DA TANIK OLARAK DİNLENDİ

Savcının sorularını tamamlamasıyla müdafaa tarafının 4'üncü tanığı, Bayrak Radyo Televizyon Kurumu'nda (BRTK) uydu sorumlusu ve sanığın akrabası olan A.B. (E) dinlendi.

Tanığa önce avukat, daha sonra da savcı soru sordu.

Avukatın sorusu üzerine tanık, sanığın halasının eşi olduğunu, bir önceki tanığın ise amcası olduğunu dile getirdi.

Yine soru üzerine tanık, kaza noktasına yakın bir yerde yaşadığını söyledi.

TANIK: KAZA NOKTASINDA İKİ FARKLI NOKTADA ÖLÇÜM YAPTIK, O ANLARIN DA FOTOĞRAFINI ÇEKTİK

Soru üzerine tanık, mahkemede ne amaçla bulunduğunu ve kazayla ilgili olay yerinde yaptıkları çalışmaları anlattı.

Olay yerinde 4 Nisan 2026 tarihinde, kazadan 11 ay sonra ölçüm yaptıklarını, fotoğraf çektiklerini, sanığın görüş mesafesini hesapladıklarını ve yine 13 Haziran 2026 tarihinde aynı noktada ölçümler için boru kullandıklarını söyleyen tanık A.B., ayrıca kaza noktasıyla ilgili kroki de çizdiğini ve tüm çalışmalarda 2 avukatın (sanık avukatı ve stajyer avukat), sanığın oğlunun ve kendisinin yer aldığını ifade etti.

SAVCI, AVUKATIN DA YER ALDIĞI ÇALIŞMAYA İTİRAZ ETTİ

Savcı, avukatın da fotoğraflarda yer aldığı ölçüm çalışmasına itiraz etti. Bunun üzerine avukat, kendisinin ölçümde yer aldığını ancak fotoğrafları çeken ve albüm çıktısını alan kişinin tanık olduğunu kaydetti.

Her iki beyanı da dinleyen mahkeme heyeti, savcının itirazını reddetti.

Tanık tarafından bölgede çekilen iki farklı albüm ve albümlere ait makbuz mahkemeye emare olarak sunuldu.

Tanık, avukatın sorusu üzerine, fotoğraf albümünde yer alan ve ölçüm yaptıklarını iddia ettikleri alana ilişkin fotoğrafların detaylarını mahkemeyle paylaştı.

TANIK: ENİŞTEM ŞERİT DEĞİŞTİĞİ SIRADA GÖRÜŞ MESAFESİ YOKTU

Tanık, daha sonra "eniştesinin sol şeritten sağ şeride geçeceği sırada görüş mesafesinin olmadığını" iddia etti.

Avukattan sonra savcı, tanığa soru sordu.

SAVCIDAN TANIK A.B.'YE: AVUKATLARLA KAHVELER İÇİLDİ, ÖLÇÜM YAPTINIZ, KİMİNİZİN ELLERİNDE SİGARA İLE POZ VERDİNİZ

Savcının sorduğu, tanığın ise cevapladığı soruların bir kısmı şu şekilde:

Savcı: Mesleğiniz tam olarak nedir?

Tanık: Bayrak Radyo Televizyon Kurumu'nda uydu sorumlusuyum.

Savcı: Krokici misiniz veya haritacı mısınız?

Tanık: Hayır.

Savcı: O zaman ben de Rifat Gezici'nin babasını alayım ve 'görüş mesafesi 300 metre' desin, doğru olur mu? Sanık kürsüsündeki kişi enişteniz ve siz taraflı tanıksınız. Bu ölçümü yapmaya nasıl karar verdiniz? Sanık da o dönem serbestti. Avukatlarla kahveler içildi, ölçüm yaptınız, kiminizin ellerinde sigarayla poz verdiniz. Kroki ve ölçü yapma konusunda eğitiminiz var mı?

Tanık: Hayır, yok.

Savcı: Tamamen taraflısınız ve yaptıklarınız uzmanlık dışıdır ve düzmecedir. Kuzey, Güney, Doğu ve Batı'yı gösterebilir misiniz? Tanık burada yönleri gösterdi.

Savcı: Kroki olduğunu iddia ettiğiniz çizimde yönleri yanlış yazdınız. Siz daha bunları yaparken yönleri bilmiyorsunuz. Allah aşkına, bu işin uzmanları yok muydu da siz yaptınız?

Tanık: Var.

Savcı: Fotoğraf çekme uzmanlığınız var mı?

Tanık: Fotoğraf çok çektim.

Savcı: Benim elimde son model telefon olursa fotoğrafçı olduğum anlamına mı gelir? Fotoğraf çekerken ışık, eğim açısı, görüş açısı gibi birçok detay var. Nerelerde fotoğraf çektiniz?

Tanık: BRTK'da uydudaki cihazları çekiyoruz.

Savcı: Bize iki klasör fotoğraf getirdiniz. X (kaza noktası) nereden bulup ölçümler yaptınız? X noktası nedir?

Tanık: Aşağılayıcı konuşuyorsunuz.

Savcı: Kazadan 11 ay sonra, yağmur, çamur, asfalt değişmişken çıkıp kaza noktasını nasıl buldunuz da ölçümleri yaptınız?

Tanık: Sanığın geliş istikametini baz alarak şerit çektik ve ölçü aldık.

Savcı: Kaza zaten garajın olduğu noktada oldu diyerek mi ölçü aldınız?

Tanık: O sizin iddianız.

Savcı: Polis mahkemeye geldiğinde X noktasının (kaza noktası) nasıl belirlendiğini, çarpışmanın nasıl olduğunu, parçaların nerede bulunduğunu tek tek anlattı. Siz nasıl buldunuz?

Tanık: O sizin iddianız.

Savcı: Uydurma mı yaptınız? Ölçümlerinize nasıl güvenebilirim? Kroki olarak adlandırdığınız çizimde dahi yönleri doğru belirtemediniz.

Tanık: O sizin iddianız.

Savcı: Siz eniştenizin lehine olması için bu çalışmayı yaptınız?

Tanık: O sizin iddianız.

Savcı: İddianız eniştenizin motorluyu görmediği mi?

Tanık: Evet.

Savcı: Stajyer avukatı motorlu olarak fotoğrafta sabit bir noktaya yerleştirdiniz. Peki avukatın üstüne motor ışığı taktınız mı, gürültülü bir ses koydunuz mu? Bir motorluyu andırabilmek için? Tanık ise soruyu yanıtsız bıraktı.

Savcı: Siz kendi çektiğiniz fotoğrafta banket içinde yer alan avukatı bile net şekilde gösteremiyorsunuz. Fotoğraf çekme usulü bu mudur? İyi niyet aramalı mıyım? İşin özü, hiçbir uzmanlığınız olmadan sanığın tarafında olan birisi olarak olay yerine gittiniz, yetenekleriniz ve bilginizin olmadığı bir alanda çalışma yapıp mahkemeye getirdiniz. Ancak getirdiğiniz çalışmayla ilgili tek doğru şey makbuzdur, gerisi yanlıştır."

Savcının sorularını tamamlamasıyla birlikte mahkeme heyeti, müdafaa tarafının tanıklarının dinlenmesi amacıyla davayı 18 Haziran Perşembe (bugün) gününe erteledi.


NE OLMUŞTU?

Kazanın olduğu gün polisten yapılan açıklamaya göre, Girne'ye bağlı Pınarbaşı'nda, 17 Mayıs 2025 tarihinde saat 18.00'de, 15 Kasım Caddesi üzerinde meydana gelen kazada, 63 yaşındaki İ.T. yönetimindeki RA 728 plakalı salon araçla, dikkatsiz şekilde seyrederken karşıdan gelen araçlara öncelik hakkı vermeden, yolun sağındaki bir akrabasına ait ikametgaha dönüş yapmak istediği sırada, karşı istikametten aşırı süratli ve dikkatsiz şekilde gelen Rifat Gezici yönetimindeki ZJ 128 plakalı motosikletle çarpışmıştı.

Çarpışmanın etkisiyle RA 728 plakalı araç savrulurken, motosiklet yolun sağ kısmından çıkarak boş bir tarlaya savrulmuştu.

Kazada ağır yaralanan motosiklet sürücüsü Gezici ile araç sürücüsü, Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'ne kaldırılmış; Gezici, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiş, araç sürücüsü ise tedavisinin ardından aynı gün taburcu edilmişti.

Kaza günü tutuklanan sürücü, 6 gün sonra, 23 Mayıs 2025 tarihinde mahkeme tarafından 50 bin TL nakit teminat ve iki kefilin 500'er bin TL'lik kefalet senedi imzalaması şartıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.

SANIK İLK İTHAM DURUŞMASINDA TUTUKLANMIŞTI

Sanık, 14 Ocak'ta ilk kez Girne Ağır Ceza Mahkemesi'ne çıkarılmış, 16 Nisan'daki ilk itham duruşmasında ise tutuklanmıştı.


TEMMUZ 2024'TE ÖLÜMLÜ KAZALARDA ÜST SINIR 14 YILA ÇIKARILMIŞTI

Ölümlü trafik kazalarında verilecek hapis cezalarının üst sınırı, Temmuz 2024 tarihinden itibaren 7 yıldan 14 yıla çıkarılmıştı.

Yasada yapılan değişiklikle, "Tedbirsizlik ve Dikkatsizlik Yüzünden Ölüme Neden Olma" başlığı altında düzenlenen, ölümle sonuçlanan kazalar dahil trafikte işlenen suçların tamamı için uygulanan 7 yıllık hapis cezası 14 yıla çıkarılmıştı.

Yasa ile brüt asgari ücretin 50 katına kadar uygulanan para cezası da 75 kata yükseltilmişti.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR


Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.

Tüm Yorumlar