"Çözüm ister gibi görünmeyi değil, çözümü istiyoruz"

A
A

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesini koruduğunu belirterek, "Çözüm ister gibi görünmeyi değil, çözümü istiyoruz." dedi.

ZgotmplZ

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52'nci yıl dönümü ile 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları kapsamında Lefkoşa Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'nda düzenlenen törende konuştu.

Törene, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı temsilen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Beşinci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, KTBK Komutanı Korgeneral Sebahattin Kılınç, GKK Komutanı Tümgeneral İlker Görgülü, ana muhalefet partisi Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, bakanlar, konuk bakanlar, milletvekilleri, askerî erkân, kurum, kuruluş ve dernek temsilcileri ile yurttaşlar katıldı.

Törende ayrıca, konuk olarak bazı siyasi parti temsilcileri ile Türkiye ve Azerbaycan'dan gelen heyetler de yer aldı. İstiklal Marşı'nın okunması ve bayrakların göndere çekilmesiyle başlayan tören, Cumhurbaşkanı Erhürman'ın tören birliklerini denetlemesi ve halkın bayramını kutlamasıyla devam etti. Karşılıklı mesaj teatisinin ardından, Yavuz Çıkarma Plajı'ndan sporcu gençler tarafından tören alanına getirilen bayrakların Cumhurbaşkanı Erhürman'a sunulmasıyla konuşmalara geçildi.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, "Bu halk hiçbir koşulda adadaki haklarından, eşitlikten ve güvenlikten vazgeçmeyecektir. Bu halk, bu adada hep vardır; görmezden gelinmeyi ve yok sayılmayı kabullenmeyecektir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erhürman, Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'nda düzenlenen resmigeçit töreninde yaptığı konuşmada, "Kıbrıs Türk halkı, bu adada iki eşit kurucu ortaktan biridir. Adanın asli unsurudur, eşit sahibidir. Azınlık değildir ve hiçbir zaman olmayacaktır." ifadelerini kullandı.

Çözüm ister gibi görünmeyi değil, çözümü istediklerini vurgulayan Erhürman, "Müzakere olsun diye müzakere", "5+1 olsun diye 5+1" istemediklerini belirtti.

Erhürman, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in de ifade ettiği gibi, sonuç odaklı olunması ve Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesi doğrultusunda sonuç alınması gerektiğini kaydetti.

Erhürman, Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesini açıkça ortaya koymaya devam ettiğini söyledi.

"20 TEMMUZ 1974 MUTLU BARIŞ HAREKÂTI'NIN ÜZERİNDEN 52 YIL GEÇTİ"

Cumhurbaşkanı Erhürman, 20 Temmuz 1974 Mutlu Barış Harekâtı'nın üzerinden 52 yıl geçtiğini belirterek, "Kimileri Kıbrıs'ta 'sorun'un bu tarihten başladığını anlatıyor durmadan. Oysa bu adanın tarihinde 1963 de, 1963-1974 dönemi de, 15 Temmuz 1974 de var." dedi.

"15 Temmuz 1974, faşist Yunan Cuntası'nın Kıbrıs'taki uzantılarıyla birlikte adanın Yunanistan'a bağlanması için gerçekleştirdiği darbenin tarihidir." diyen Erhürman, garantör ülke Türkiye'nin silahlı kuvvetlerinin Kıbrıslı Türk mücahitlerle birlikte gerçekleştirdiği Barış Harekâtı olmasaydı, darbeyi gerçekleştiren cuntanın Kıbrıslı Türklere, hatta "hain" olarak niteledikleri Kıbrıslı Rumlara da neler yaşatacağının aşikâr olduğunu kaydetti.

1975'te Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin kurulmuş olmasının da, tarihi algılar üzerinden değil, olgular üzerinden okumak isteyenler açısından bir gösterge olduğunu belirten Erhürman, "Kıbrıs Türk Federe Devleti, 1977-1979 Denktaş-Makarios ve Denktaş-Kiprianu anlaşmalarının çerçevesi içindeydi. Hatta çerçevenin çizilmesindeki ana unsurlardan biriydi." dedi.

Tarihi, olgulardan ve gerçeklerden uzaklaşarak algılar üzerinden yazmaya çalışmanın nafile bir çaba olduğunu söyleyen Erhürman, tarihi bilmenin ve geleceği şekillendirirken bu bilgiden yararlanmanın şart olduğunu dile getirdi.

Erhürman, "Ne tarihi öğrenip öğretmekten ne de geleceği şekillendirme çabasından ve ileriye bakmaktan vazgeçilmelidir." dedi.

“KIBRIS TÜRK HALKI, BU ADADA İKİ EŞİT KURUCU ORTAKTAN BİRİDİR”

Kıbrıs Türk halkının on yıllardır çok açık bir gerçeği dile getirdiğini belirten Erhürman, "Bu halk, bu adada iki eşit kurucu ortaktan biridir. Adanın asli unsurudur, eşit sahibidir. Azınlık değildir ve hiçbir zaman olmamıştır, olmayacaktır. Tarihi bilmekte, yaşanan acıları dün gibi hatırlamakta; ancak çocuklarının geleceği için iyi niyetle çaba göstermekten de asla kaçınmamaktadır." diye konuştu.

Erhürman, bu çabanın çok sayıda örneği bulunduğunu belirterek, dünyada hiç kimsenin görmezden gelemeyeceği şekilde bunun en üst noktalarına 2004 Annan Planı referandumlarında ve 2017 Crans-Montana Konferansı'nda ulaşıldığını ifade etti.

“BU HALK, BU ADADA HEP VARDIR, GÖRMEZDEN GELİNMEYİ VE YOK SAYILMAYI KABULLENMEYECEKTİR”

Kıbrıs Türk halkının talebinin net olduğunu dile getiren Erhürman, halkın hiçbir koşulda bu ada üzerindeki haklarından, eşitlikten ve güvenlikten vazgeçmeyeceğini vurguladı.

"Bu halk hiçbir koşulda çocuklarının dünyayla buluşmasının engellenmesine, dünyadan izole edilmesine razı değildir ve olmayacaktır." diyen Erhürman, halkın bu adada hep var olduğunu, görmezden gelinmeyi ve yok sayılmayı asla kabullenmeyeceğini dile getirdi.

"Bu halk, yalnızca 1963'ü, 1963-1974 arasını ve 15 Temmuz 1974'ü hatırlamamaktadır." diye konuşan Erhürman, 2004 referandumlarının ardından BM Genel Sekreteri, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi tarafından yapılan, Kıbrıslı Türklerin "evet" oyunun ardından üzerlerindeki izolasyonun kaldırılması gerektiğine ilişkin açıklamaların da hafızalarda yer aldığını söyledi.

Erhürman, "O açıklamaları çok iyi hatırlayan ve bilenler olarak bizler için son zamanlarda sergilenen 'kuzeye delikten bakma ritüelleri', Kıbrıslı Türkleri yok sayma girişimleri, tek yanlı ve tarafgir tutumlar ile kararlar, tam da bugünü ve geleceği şekillendirirken hep birlikte ders çıkarmamız gereken olgulardır." ifadelerini kullandı.

“GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN ‘YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ’ SÖZÜ ŞİARIMIZDIR”

Kıbrıs Türk halkının bütün bunlara rağmen çözüm iradesini açıkça ortaya koymaya devam ettiğini dile getiren Erhürman, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Yurtta barış, dünyada barış' sözü şiarımızdır. Savaşlar yaşamış, şehitler ve kayıplar vermiş bir halk olarak savaşın ve çatışmanın ne anlama geldiğini en iyi bilenlerdeniz. Gazze'de, İran'da, dünyanın neresinde olursa olsun ölen, yaralanan, aç kalan, ilaca ve doktora ulaşamayan, ailesini kaybeden her çocuk bizim çocuğumuzdur; acısı da acımızdır. Onun içindir ki bu adada da, bölgede de, dünyada da hedefimiz kalıcı barış ve istikrardır."

Erhürman, halkın çözüm iradesini bugün bir kez daha dünyaya anlattıklarını belirterek, "Çözüm ister gibi görünmeyi değil, çözümü istiyoruz." dedi.

İleriye baktıklarını, ancak daha önce yaşananları unutmadan hareket ettiklerini belirten Erhürman, "Onun içindir ki BM Genel Sekreteri Guterres'in dediği gibi, 'Bir daha deneyeceksek bu defa farklı olmalı.' diyoruz. Müzakereler tarihinden çıkardığımız derslerle, gelin önce güveni artıracak ciddi bazı adımlar atalım, sonra oyun başlamadan oyunun kurallarını belirleyelim. Hiçbir şey olmamış, hiçbir şey yaşanmamış gibi kaldığımız yerden başlayalım deyip yeni bir hayal kırıklığına yol açmayalım, diyoruz." diye konuştu.

“MÜZAKERE OLSUN DİYE MÜZAKERE, 5+1 OLSUN DİYE 5+1 İSTEMİYORUZ”

Erhürman, artık "müzakere olsun diye müzakere", "5+1 olsun diye 5+1" istemediklerini söyleyerek, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in de ifade ettiği gibi sonuç odaklı olunması ve Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesi doğrultusunda sonuç alınması gerektiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erhürman, "Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dediği gibi, '1963'ten bu yana devam eden Kıbrıs meselesinde adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme ulaşmak istiyoruz.'" diye konuştu.

Çözüm iradelerinin ortada olduğunu dile getiren Erhürman, sözlerini şöyle sürdürdü:

"On yıllardır müzakereler ve görüşmeler devam ederken, çözüme bizden kaynaklanmayan sebeplerle ulaşmak mümkün olmamış ve bu durum bütün dünya tarafından görülmüşken, halkımızın ve çocuklarımızın dünyayla buluşma hakkının engellenmesine, izolasyona tabi tutulmasına sessiz kalıp nesillerin haklarını çözüm sonrasına erteleme yaklaşımını kimse bizden beklemesin. Kimse, 'İzolasyon hafifletilir veya kaldırılırsa Kıbrıslı Türkler çözüm iradesinden vazgeçer.' yalanının arkasına saklanmasın."

Sporcuların, iş insanlarının, bilim insanlarının, sanatçıların ve çocukların haklarını kullanmasının belirsiz bir geleceğe havale edilemeyeceğini belirten Erhürman, şunları kaydetti:

"Çocuklarımızın haklarının; ana veya babalarının doğum yeri, hatta evlendikleri yer gerekçe gösterilerek ihlal edilmesine, bu topraklarda doğan çocukların ayrımcılığa tabi tutulmasına, dolaşım özgürlüklerinin engellenmesine, Kıbrıs sorununun bizden kaynaklanmayan sebeplerle çözülememiş olması dolayısıyla tam olarak çözülemeyen mülkiyet sorununun faturasının, hem de hürriyeti bağlayıcı cezalarla tek tek bireylere kesilmeye kalkılmasına sessiz kalmamızı kimse bizden beklemesin."

“BU SÜRECİ, TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE İSTİŞARE VE TAM BİR KOORDİNASYON İÇİNDE YÜRÜTÜYORUZ”

Kıbrıs Türk halkının çözüm istediğini vurgulayan Erhürman, bunun için samimiyetle çaba gösterdiklerini dile getirdi.

"Hep söylediğimiz gibi, bu süreci Türkiye Cumhuriyeti ile istişare ve tam bir koordinasyon içinde yürütüyor, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres'in çabalarını da ciddiyetle destekliyoruz." diyen Erhürman, kendilerinden kaynaklanmayan sebeplerle çözüme ulaşılamayan koşullarda, çözümsüzlüğün faturasının halka ve çocuklara ödetilmesini en sert biçimde reddettiklerini vurguladı.

“ÇOK ZORLU KOŞULLARDA ÖZ GÜVENİMİZİ ASLA YİTİRMEDİK”

20 Temmuz 1974'ün üzerinden 52, Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin kuruluşunun üzerinden 51, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kuruluşunun üzerinden 43 yıl geçtiğini belirten Erhürman, şöyle devam etti:

"Hayatım boyunca 'Bu memleketten bir şey olmaz', 'Biz bir şey yapamayız' diyenlerden olmadım. Bizim çok güzel bir ülkemiz ve dünya standartlarında yetişmiş, çok iyi eğitim almış çok sayıda insanımız var. Çocuklarımızın, gençlerimizin, sporcularımızın, bilim insanlarımızın, sanat insanlarımızın ve iş insanlarımızın gerek burada gerekse dünyada elde ettikleri başarılarla gurur duyuyoruz.

Ülkemizin ve beşeri sermayemizin sağladığı olanaklar ve potansiyelle bugüne kadar yaptıklarımızdan çok daha iyisini yapabileceğimize olan inancım ve güvenim tamdır. Biz bu topraklarda bugünkünden çok daha kötü koşullarda var olduk. Çok zorlu koşullarda öz güvenimizi asla yitirmedik. Bugün de yitirmemizi gerektiren hiçbir neden yok.

Adaleti ve liyakati öne çıkararak, çok çalışıp varlığımızı çok daha güçlü bir şekilde geleceğe taşıyacağımızdan, çocuklarımıza devraldığımızdan daha güzel bir ülke miras bırakabileceğimizden zerre kadar şüphem yok. Unutulmasın ki bu, hem bu topraklarda en zor koşullarda var oluş mücadelesi veren büyüklerimize hem de her şeyin en güzelini hak eden çocuklarımıza borcumuzdur."

Erhürman, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutlayarak, Kıbrıs Türk halkının Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük'ü, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş'ı, dönemin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Bülent Ecevit'i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan'ı ve tüm şehitleri rahmet ve minnetle andı; gazilere ise sağlıklı ve uzun ömürler diledi.

Erhürman, "Buradan, bütün dünya duysun diye bir kez daha dillendiriyorum: Kıbrıs Türk halkı olarak biz, bu adada hep vardık, bugün varız, yarın da çok daha güçlü bir şekilde var olmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR


Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.

Tüm Yorumlar