
"Cezaevi tüzüğünden 17 kişi yararlandı; 8'i deport edilecek, 3'ü cezaevinde kalmaya devam edecek"
Güncelleme:
İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Cezaevi (Değişiklik) Tüzüğü'nün yürürlüğe girmesinin ardından 17 hükümlünün ceza indiriminden yararlandığını açıkladı.
Haber Merkezi-Nurgül Ece
Cezaevi Disiplin Yasası kapsamında hazırlanan Cezaevi (Değişiklik) Tüzüğü'ndeki düzenlemeye göre, iki yıl veya daha fazla hapis cezası çeken hükümlülerin iyi halli ve çalışkan olmaları halinde ceza sürelerinin altıda biri (1/6) oranında bağışlanmasına cezaevi müdürü karar verebilecek. Ayrıca, yine iki yıl veya daha fazla hapis cezası alan hükümlüler için cezanın üçte birine (1/3) kadar bağışlanabilmesine de imkan tanıyan düzenlemenin 30 Temmuz'da Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından, 3 Ağustos itibarıyla toplam 17 kişi bu düzenlemeden yararlandı.
"TÜZÜKTEN 17 KİŞİ YARARLANDI; 8'İ DEPORT, 3'Ü CEZAEVİNDE KALACAK"
İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, dün itibarıyla söz konusu düzenlemeden 17 kişinin yararlandığını; bunlardan 9'unun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) vatandaşı, 5'inin Türkiye Cumhuriyeti (TC) vatandaşı, diğer 3'ünün ise üçüncü ülke vatandaşı olduğunu açıkladı.
TC ve üçüncü ülke vatandaşlarından toplam 8 kişinin tahliyelerinin ardından deport edileceğini açıklayan İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, "Çünkü cezaevinde yatan TC vatandaşı ve üçüncü ülke vatandaşı bu ülkede kalamaz. Direkt deport ediliyor. Yani cezaevinden çıkıp doğru uçağa, gemiye ya da hangisi uygunsa o yolla gönderilecek." dedi.
KKTC vatandaşları için de bunun topluma yeniden kazandırma adına bir fırsat olduğunu ifade eden Bakan Dursun Oğuz, "Şartlı tahliyeden yararlanacak olanlarla ilgili de bazı eleştiriler var. Bir kere şartlı tahliyeden yararlanma hakkı olan herkes şartlı tahliye edilmiyor. 1/3 düzenlemesinden yararlananlar dün itibarıyla 17 kişiydi. Bunların 9'u KKTC vatandaşıydı. Bu 9 KKTC vatandaşının da 6'sı çıktı, 3'ü ise cezaevinde kalmaya devam ediyor. Çünkü onların başka suçları vardı, mazbata suçları. Onlardan dolayı cezalarını çekmeye devam edecekler. Yani bu düzenlemeden yararlandılar ama başka suçları devam ediyor." dedi.
BRT'de Pembe Paşaoğluları'nın sunduğu "Gündem 12" programına telefon bağlantısıyla katılan Bakan Dursun Oğuz, söz konusu düzenleme ve kamuoyundan gelen eleştirilere yanıt verdi.
"CEZAEVİ MÜDÜRÜNÜN BU YETKİSİ ZATEN VARDI"
Bakan Dursun Oğuz, şunları söyledi:
"Eleştiri farklı bir şey. Bilinçli eleştiri mi, propaganda mı, siyaset mi, adı neyse ona siz karar verin veya dinleyiciler karar versin. Bazı dinleyicilerimiz tabii ki biz ne dersek diyelim muhalefet yapacaklar. Onların da görüşlerine saygılıyım. Çünkü ufacık bir ülkede herkes birbirini tanıyor, birinin niyetinin ne olduğunu da biliyor.
Mevcut yazılı olan, uygulanan tüzüğü okuduğunuzda, bu tarihten önceki tüzüğe baktığınızda aynı şeyler yazıyor. Nedir aynı olan? Cezaevi müdürünün bu yetkisi zaten vardı. Bu yetki yeni verilmiş bir şey değil ki. Yetkinin oranını birazdan söyleyeceğim ama cezaevi müdürüne yetki verilmişti. 'Cezaevi müdürü kimdir?' diye böyle bir söylemle kamuoyuna çıkıldığı zaman vatandaş diyor ki, 'Allah Allah, cezaevi müdürü kimmiş? Bunun ne haddine, ne yetkisine? Bunu kim veriyor? Hangi siyasi parti veriyor, hangi hükümet veriyor, hangi başbakan veriyor, hangi bakan veriyor?' Peşi sıra sıralıyorlar ya... Mübarekler, baksanıza bu zaten vardı. Yani var olan bir şeyi hiç yokmuş gibi pazarlamak veya halkta algı yaratmak için kullanmak maalesef politika da değil, siyaset de değil. Bu, direkt vatandaşı galeyana getirmek. İktidarı dövün, sorun yok ama doğru dövün. Cezaevi müdürünün bu yetkisi vardı. Bu yeni bir şey değildi. 2005 yılında da vardı, 2018 yılında da vardı, bugün de var. Bu tüzük geçmeden önce de vardı. Önce var olan bir şeyi ayırmamız lazım. Yani var olan bir şey. Şöyle deseydiler; 'Ne haddinize şartlı tahliye ile ilgili düzenleme yapıyorsunuz, ne haddinize bağışlama yapıyorsunuz?' Bu ayrı bir şey ama cezaevi müdürünü öne çıkarıp, 'Bu cezaevi müdürü kimdir de bu yetkiyi yargıdan aldınız, buna veriyorsunuz?' dediğiniz zaman, bugüne kadar da bu yetki vardı. Benim de o kişilere, 'Bugüne kadar niye ses çıkarmadınız? Neredeydiniz? Şimdi mi gördünüz?' diye sormam lazım. O nedenle bunu önce söylemek gerekiyordu. Onun haricinde, bu tüzük yapılırken cezaevindeki mahkumlarla ilgili oransal anlamda yine bir iyileştirme yapıldı ama bunu yaparken de, çünkü bizim ülkemizde genel af beklentisi var. Cezaevinde biliyorsunuz ayrı bir hayat, ayrı bir dünya var. Orada bir otorite var, gerçekten görevini layıkıyla yapıyor."
"CEZAEVİNE ATAMA SİSTEMİ HEP AYNIYDI"
Kamuoyunda cezaevi müdürünün yetkisi ve atama şekline yönelik yapılan eleştirilere yanıt veren Bakan Dursun Oğuz, şunları söyledi:
"Cezaevine atama sistemi hep aynıydı. Cezaevinde müdür sorunu olduğu zaman dışarıdan polis teşkilatından veya başka birilerinin atanması gündeme geldiğinde, başta sendikamız olmak üzere oradaki sendikalar, 'Cezaevine dışarıdan atamayı kabul etmiyoruz. Cezaevi müdürü, içeride çalışan gardiyanlar arasından liyakata göre atanmalıdır.' dedi. Hükümet olarak biz de bunu kabul ettik, uygun gördük ve cezaevi müdürünün içerideki gardiyanlar arasından atanması yönünde karar verdik. Ne yaptık? Atanacak nitelikte biri olmadığı için döndük, baremlerle ilgili alt derecede yasa yaparak, yasalara uyarak, Meclis'ten yasa geçirerek aranan niteliklerle ilgili gerekli düzeltmeyi yaptık. Ona göre de cezaevinden, içeriden müdür atanmasını sağladık. Bakın, sağladık. Yasal yaptık, yasayla yaptık, Meclis'ten geçirerek yaptık. Torpille yapmadık. Ulusal Birlik Partisi 'Bu olsun.' demedi. Koalisyon hükümeti 'Bu olsun.' demedi. Yasaya göre yaptık. Şu andaki mevcut müdür, diğer müdür emekli olduktan sonra süreci götüren kişi olduğu için orada da bir nabız yoklandı. Bu müdürün devam etmesi yönünde idare karar verdi. Yani cezaevinin içinde görev yapan gardiyanlarla ilgili ve oradaki sorumlu sendikalar tarafından bu konuyla ilgili bir eleştiri gelmedi. 'Niye bunu yaptınız, niye bu ismi seçtiniz?' diye de bir eleştiri gelmedi. Yani ne demek istiyorum? Demek ki cezaevinde usule uygun, yasalara uygun bir atama yapıldı. Kim yaptı? 'Partizan.' dediğiniz hükümet yaptı. Diyenler için söylüyorum; yani partizanlık yapmadık. Bu müdürün bu yetkisi eskiden de vardı. Şimdi, 'Bu müdürü bunlar atadı, imzayı bunlar attı, bunların dediğini yapar.' demek, geçmiş müdürler için de haksızlık olur, bu müdür için de haksızlık olur. Bunu önce herkesin hakkını vererek söyleyeyim."
"BU DÜZENLEME 2005'TEN ÖNCE DE YİNE VARDI"
Bir önceki tüzükte ayda 5 gün muafiyet olduğunu anımsatan Dursun Oğuz, şöyle devam etti:
"Yani bir ay ceza alırsa 5 gün yatmıyordu, 25 gün yatıyordu. Kendiliğinden 5 günlük bir af vardı. Biz de hükümet olarak bir karar aldık ve bunu 10 güne çıkardık. 1/6 olunca 30 günün 5 günü ediyor, 1/3 olunca ise 10 günü ediyor. Yani üçte biri affa girmiş oluyor. Böyle bir düzenleme yaptık. Ama bu düzenlemeyi yaparken de dedik ki; tasarlayarak adam öldürme, adam öldürmeye teşebbüs, uyuşturucu, soygun, ırza geçme, ırza geçmeye teşebbüs ve cinsel suçlardan hüküm giyenler 1/3 uygulamasından yararlanamaz. Bunu da koyduk. Çünkü 1/6 uygulamasından onlar yararlanıyor ama 1/3 uygulamasından bunlar yararlanamaz dedik. Böyle bir düzenleme yaptık. Bu düzenleme 2005'ten önce de yine vardı. Bakın, tekrar ediyorum; yine vardı. 2005'te gelen hükümet bunu 1/6'ya çevirdi, genel olarak uyguladı. Biz şimdi tekrar onu yaptık ama sınırlarını belirleyerek yaptık.
Şartlı Tahliye Kurulu'nun en son toplantısında yaklaşık 78 kişinin şartlı tahliyeden yararlanma hakkı vardı. Ancak önceki tüzüğe göre bunların sadece 25'i şartlı tahliyeden yararlanabildi. Şartlı Tahliye Tüzüğü ve kurallarına göre müracaat etme hakkı olan mahkûmların hepsi şartlı tahliyeden yararlanır diye bir durum söz konusu değil. Burada şartlı tahliyeden bahsediyorum, bu 1/3 düzenlemesiyle ilgili değil. Neden değil? Çünkü kurul cezaevindeki durumuna bakıyor, haline ve hareketlerine bakıyor, suçun türüne bakıyor, bağlantılarına bakıyor. Oradaki kurul gerçekten görevini yasalara göre yerine getiriyor. Zaten kurulda temsilci olarak savcı ve polis de var. Polis genel müdür yardımcısı da kurulda görev yapıyor. Bu örneği niye veriyorum? Çünkü Şartlı Tahliye Kurulu'na müracaat edenlerin hepsi doğrudan yararlanamıyor. Verdiğim rakam da bunu gösteriyor. 78 kişiden sadece 25'i yararlanabildi. Bu tip açıklamaları daha önce Meclis'te Şartlı Tahliye Kurulu'yla ilgili de söylemiştim. Son tüzükteki düzenlemeyi de anlattım."
"CEZAEVİ MÜDÜRÜNÜ ÖNE ÇIKARIP, YARGIYI SANKİ SİLMİŞİZ, YARGIYI KENARA KOYMUŞUZ ŞEKLİNDEKİ SÖYLEMLER DOĞRU DEĞİL"
Düzenlemenin tamamen şeffaf bir şekilde hazırlandığını ifade eden Oğuz, ceza indirimi oranına yönelik eleştirilerin yapılabileceğini ancak bunun yargının yetkisini ortadan kaldırdığı yönündeki değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığını söyledi. "'Bunu niye indirdiniz?' diye eleştiri yapabilirler. Bunu kabul ederim." diyen Oğuz, cezaevi müdürünün öne çıkarılarak yargının devre dışı bırakıldığı yönündeki söylemlerin doğru olmadığını vurguladı.
Benzer bir uygulamanın 2005 yılından önce de yürürlükte olduğunu dile getiren Oğuz, "Bunu söyleyenlerin 2005'ten önce de böyle bir uygulama olduğunu bilmeleri gerekiyordu. Ya da bilmiyorlarsa belki biz söyleyince öğrenirler." ifadelerini kullandı.
Eleştirinin farklı bir konu olduğunu belirten Oğuz, düzenlemenin hukuk ve mahkemelerin yetkisini ortadan kaldırdığı şeklinde yorumlanmasının doğru olmadığını söyledi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunu vurgulayan Oğuz, Şartlı Tahliye Kurulu'nun değerlendirmelerini de hukuku gözeterek yaptığını ifade etti. İdarenin hukukun karşısında olduğu ya da hukukun yetkisini elinden aldığı yönündeki iddiaları reddeden Oğuz, "Geçmişe bakarak da bugüne bakarak da bunları görebilirler." dedi.
Oğuz ayrıca, tüzük hazırlanırken bazı suç türlerinin kapsam dışında bırakıldığını belirterek, düzenlemenin bu ayrım gözetilerek hayata geçirildiğini kaydetti.






























Yorum Yap
Tüm Yorumlar