
Adalet karar verildiğinde değil, adil bir sonuca ulaşıldığında gerçekten yerini buluyor
Güncelleme:
Sevdiklerini trafik kazalarında kaybeden aileler, yıllarca mahkeme kapılarında adalet bekledi. Kimi dosyada karar çıktı, kimi hâlâ sürüyor. Verilen cezalar ise geride kalanların vicdanındaki yarayı kapatmadı.
MYK
Girne’de son yıllarda ölümlü trafik kazalarının ardından açılan davalar, yalnızca trafik güvenliğini değil, adalet sisteminin hızını, caydırıcılığını ve toplumun vicdanındaki karşılığını da tartışmaya açtı. Kimi dosyalarda karar yıllar sonra çıkarken, kimi davalarda yargılama henüz başlayamadı. 7 yıllık hapis üst sınırının 14 yıla çıkarılmasının ardından verilen ilk karar ise, yasal düzenlemenin cezaların ağırlığına ne ölçüde yansıdığı sorusunu gündeme getirdi.
Girne’de son beş yılda meydana gelen ölümlü trafik kazalarının ardından açılan davalarda ortak olan tek gerçek, hayatını kaybedenlerin geri dönemeyecek olması. Ancak kazaların ardından başlayan adalet arayışlarının sonuçları birbirinden oldukça farklı.
Bazı aileler mahkeme kararına ulaşabilmek için yıllarca bekledi. Bazı dosyalarda sanıklar yargılama boyunca tutuksuz kaldı. Bazı davalarda ise karar öncesinde tutuklama yoluna gidildi. Halen yargılama aşamasına ulaşamayan dosyalarda ise sanıklar tutuksuz olarak yargılanmaya devam ediyor.
Ortaya çıkan tablo, “Adalet yalnızca karar vermek midir, yoksa zamanında ve toplumun vicdanını tatmin edecek şekilde karar verebilmek midir?” sorusunu beraberinde getiriyor.
10 YILDA 206 ÖLÜMLÜ TRAFİK KAZASI
2015-2024 yılları arasında KKTC’de toplam 206 ölümlü trafik kazası dosyası kayda geçti.
Yıllara göre ölümlü trafik kazası dosyaları şöyle:
- 2015: 24
- 2016: 17
- 2017: 20
- 2018: 14
- 2019: 12
- 2020: 15
- 2021: 20
- 2022: 33
- 2023: 26
- 2024: 25
Özellikle 2022’de 33, 2023’te 26 ve 2024’te 25 ölümlü trafik kazası dosyasının bulunması, trafik kazalarının artık münferit olaylar olmaktan çıkıp ciddi bir kamu güvenliği sorununa dönüştüğünü gösteriyor.
Ancak kazaların sayısı kadar, bu kazalarda hayatını kaybedenlerin ailelerinin adalet arayışlarının ne kadar sürede ve hangi sonuçla karşılık bulduğu da tartışmanın önemli bir boyutunu oluşturuyor.
7 YILLIK ÜST SINIRDAN 14 YILA: CEZA SINIRI DEĞİŞTİ, TABLO NE KADAR DEĞİŞTİ?
Ölümlü trafik kazalarında hapis cezalarının üst sınırı, Temmuz 2024’te yapılan yasal değişiklikle 7 yıldan 14 yıla çıkarıldı.
Bu değişiklik, özellikle trafik kazalarında ölümle sonuçlanan eylemlere ilişkin cezaların caydırıcılığı açısından önemli bir dönüm noktası oldu.
Ancak yasadaki üst sınırın 14 yıla çıkarılması, her davada 14 yıl hapis cezası verileceği anlamına gelmiyor. Mahkemeler; kazanın oluş şekli, sanığın kusuru, alkol durumu, hız, önceki sabıkalar ve diğer unsurları değerlendirerek ceza belirliyor.
Nitekim mevcut dosyalara bakıldığında, yasal üst sınırın yükselmesinin tek başına ailelerin beklediği adalet duygusunu sağlayıp sağlamadığı tartışması ortaya çıkıyor.
KENAN KURTDEMİR: 5 YIL SONRA GELEN TUTUKLAMA, 1 YIL HAPİS
17 Ocak 2021’de 23 yaşındaki Kenan Kurtdemir hayatını kaybetti.
Davada sanık Mehmet Eren Düzce, yaklaşık beş yıl sonra, 11 Şubat 2026’da tutuklandı. Beş gün sonra ise 1 yıl hapis cezasına mahkum edildi.
Mahkeme kararında Kurtdemir’in kanında 198 miligram alkol bulunduğu, ana yola dikkatsizce çıktığı ve emniyet kemeri takmadığı belirtildi. Yargıç, Kurtdemir’i kazanın oluşumunda “ana kusurlu”, Düzce’yi ise “etken unsur” olarak değerlendirdi.
Bununla birlikte sanığın 65 kilometre hız sınırı bulunan yolda 85 kilometre hızla seyrettiği, kavşağa yaklaşırken hızını düşürmediği ve yolun ıslak olmasına rağmen gerekli tedbiri almadığı da kararda yer aldı.
Sonuç:
Bir can kaybı, beş yıl sonra gelen tutuklama ve 1 yıllık hapis cezası.
Aile açısından bakıldığında ise geride yalnızca bir mahkeme kararı değil, yıllarca süren bir bekleyiş kaldı.
CEMRE YÖNET: 285 MİLİGRAM ALKOL, 2 YIL 6 AY HAPİS
26 Şubat 2024’te 29 yaşındaki Cemre Yönet, Girne-Tatlısu Anayolu’nda meydana gelen kazada hayatını kaybetti.
Sanık Mikail Akbaş’ın kaza sırasında 285 miligram alkollü olduğu belirtildi.
Dava 2024 sonunda görülmeye başlanırken, sanık 26 Ocak 2026’da tutuklandı ve üç gün sonra 2 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum edildi.
Cemre Yönet’in ailesi açısından da süreç, kaybın ardından başlayan uzun bir adalet bekleyişiyle devam etti.
BÜŞRA VE CİHAN: İKİ CAN, 5 YIL 6 AY
23 Mart 2024’te Cihan Yüksel ve Büşra Yavuz aynı trafik kazasında yaşamını yitirdi.
Biri olay yerinde, diğeri dokuz gün süren yaşam mücadelesinin ardından hayatını kaybetti.
Sanık Gökmen Güniken hakkındaki dava 8 Kasım 2025’te sonuçlandı.
Mahkeme sanığı 5 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum etti ve cezasını tamamlamasının ardından ehliyetine üç yıl süreyle el konulmasına karar verdi.
Kararda kazanın kasıtlı olmadığı ancak ölümlü trafik kazalarında cezaların ağır olmasının kaçınılmaz olduğu vurgulandı.
Yargıcın “Bir anlık dikkatsizlik, tedbirsizlik veya hız tutkusu geri dönüşü olmayan acılara yol açıyor.” değerlendirmesi ise kararın ötesinde, ülkedeki trafik sorununa ilişkin önemli bir uyarı niteliğindeydi.
BARIŞ AĞCA: ALKOL, HIZ VE KARŞI ŞERİT… 5 YIL 6 AY
25 Mart 2024’te 19 yaşındaki Barış Ağca hayatını kaybetti.
Sanık Emirhan Yürük’ün kaza sırasında 172 miligram alkollü olduğu ve 60 kilometre hız sınırı bulunan yolda 110 kilometre hızla seyrettiği mahkeme kararına yansıdı.
Yürük, karşı şeride geçerek Ağca’nın bulunduğu araca çarptı.
Mahkeme sanığa toplam 5 yıl 6 ay hapis cezası verdi.
Kararda sanığın alkollü şekilde direksiyona geçmesi, hız sınırını ciddi şekilde aşması ve karşı şeride geçmesi dikkate alındı.
Ailenin kaybettiği ise 19 yaşında bir evlat oldu.
14 YILLIK ÜST SINIRDAN SONRAKİ İLK DOSYA: 2 YIL 6 AY
Temmuz 2024’te yasal üst sınır 14 yıla çıkarıldıktan sonra meydana gelen ilk ölümlü trafik kazasının dosyası da sonuçlandı.
17 Mayıs 2025’te 25 yaşındaki Rifat Gezici hayatını kaybetti.
Sanık İbrahim Tımbıl, davanın ilk itham duruşması olan 16 Nisan 2026’da tutuklandı.
30 Temmuz 2026’da açıklanan kararla sanık 2 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum edildi. Tahliyesinin ardından ehliyetine bir yıl süreyle el konulmasına karar verildi.
Burada dikkat çeken nokta, 14 yıllık yasal üst sınırın bulunduğu dönemde sonuçlanan bu ilk dosyada verilen cezanın 2 yıl 6 ay olması.
Bu durum hukuken mahkemenin takdir yetkisi kapsamında değerlendirilebilir. Ancak toplum ve özellikle hayatını kaybedenlerin aileleri açısından başka bir soru doğuyor:
Yasanın öngördüğü ağırlaştırılmış ceza sınırı, trafik suçlarında gerçekten daha caydırıcı bir adalet anlayışına dönüşüyor mu?
ADEM KOCABAŞ VE HİKMET KORKMAZ DOSYALARINDA YILLAR GEÇTİ, YARGILAMA HENÜZ BAŞLAMADI
Belki de adalet arayışının en ağır tarafı, henüz karar çıkmaması.
23 Mart 2023’te 24 yaşındaki Adem Kocabaş hayatını kaybetti. Sanığın olay sırasında 187 promil alkollü olduğu ve kullandığı ilaçlar nedeniyle trafikte bulunmasının sakıncalı olduğuna ilişkin rapor mahkemeye sunuldu.
Buna rağmen dosyada halen esas duruşma aşamasına geçilemedi.
Sanığın sağlık sorunları nedeniyle davanın farklı tarihlere ertelenmesinin ardından dosya 5 Ekim 2026’ya ertelendi.
Bir başka dosyada ise 1 Eylül 2023’te 48 yaşındaki Hikmet Korkmaz hayatını kaybetti.
Dosya yıllar içerisinde Başsavcılık ve savcılık aşamalarından geçerek Ağır Ceza Mahkemesi’ne ulaştı. Ancak bilirkişi raporu ve mahkemenin yoğunluğu gibi gerekçelerle süreç uzadı.
Son olarak dosya, duruşma günü belirlenmesi amacıyla 23 Eylül 2026’ya ertelendi.
Bu iki dosyada ailelerin karşı karşıya olduğu gerçek oldukça yalın:
Yakınlarını kaybetmelerinin üzerinden yıllar geçti; ancak henüz bir mahkeme kararı yok.
ADALETİN ZAMANI DA ADALETİN KENDİSİ KADAR ÖNEMLİ
Ölümlü trafik kazalarında adil yargılama elbette yalnızca ağır ceza verilmesi anlamına gelmiyor.
Sanığın savunma hakkı, delillerin değerlendirilmesi, bilirkişi raporlarının hazırlanması, sağlık durumlarının dikkate alınması ve mahkemenin hukuka uygun bir karar verebilmesi adil yargılamanın vazgeçilmez unsurları.
Ancak bunun diğer tarafında da mağdur ailelerin adalete zamanında ulaşma hakkı bulunuyor.
Bir dosyanın yıllarca sonuçlanmaması, bir ailenin yas sürecinin de yıllarca mahkeme salonlarında devam etmesi anlamına geliyor.
Bu nedenle mesele yalnızca “Kaç yıl hapis verildi?” sorusundan ibaret değil.
Asıl soru şu:
Bir insanın hayatını kaybettiği trafik kazasının ardından, mağdur ailesi adalete ne kadar sürede ulaşabiliyor ve ortaya çıkan karar toplumun adalet ve vicdan duygusunu karşılıyor mu?
7 YIL MI, 14 YIL MI? ASIL TARTIŞMA CEZANIN ÜST SINIRI DEĞİL
Temmuz 2024 öncesinde yasal üst sınır 7 yıldı.
Bu dönemde meydana gelen bazı kazalarda kararlar 1 yıl, 2 yıl 6 ay ve daha yüksek hapis cezaları şeklinde sonuçlandı.
Temmuz 2024 sonrasında üst sınır 14 yıla çıkarıldı. Ancak bu düzenlemeden sonraki ilk ölümlü trafik kazası dosyasında verilen ceza 2 yıl 6 ay oldu.
Dolayısıyla yalnızca ceza üst sınırının iki katına çıkarılması, trafik ölümlerinin önüne geçmek veya toplumda güçlü bir caydırıcılık yaratmak için tek başına yeterli görünmüyor.
Çünkü caydırıcılık yalnızca cezanın ağırlığıyla değil, yakalanma, yargılanma ve makul sürede sonuçlanan bir adalet sisteminin varlığıyla da bağlantılı.
Ailelerin yıllarca beklediği, bazı sanıkların karar öncesine kadar tutuksuz kaldığı, bazı dosyaların ise henüz yargılama aşamasına dahi gelemediği bir tabloda tartışılması gereken yalnızca hapis süreleri değil.
AİLELERİN SORUSU AYNI: BİZİM CANIMIZIN KARŞILIĞI NE?
Trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin arkasında çoğu zaman anne, baba, eş, çocuk, kardeş ve arkadaşlar kalıyor.
Onlar için mahkeme kararı, kaybettikleri kişiyi geri getirmiyor.
Ancak adalet beklentisi, en azından yaşanan kaybın hukuk düzeni tarafından ciddiye alındığını görmek anlamına geliyor.
Bu nedenle 1 yıl, 2 yıl 6 ay veya 5 yıl 6 ay gibi cezaların her birinin hukuki gerekçeleri ayrı ayrı değerlendirilmek zorunda. Hiçbir dosya diğerinin aynısı değil.
Fakat bütün bu dosyalar yan yana konulduğunda ortaya çıkan tablo, KKTC’de trafik kazaları nedeniyle yaşanan ölümlerin yalnızca yolların, sürücülerin ve trafik kurallarının sorunu olmadığını gösteriyor.
Bu aynı zamanda yargının hızının, cezaların caydırıcılığının ve verilen kararların toplum vicdanındaki karşılığının da sınandığı bir alan.
Çünkü ailelerin adalet arayışı, bir dosyanın mahkeme arşivine kaldırılmasıyla sona ermiyor.
Adalet; karar verildiğinde değil, adil, zamanında ve vicdanları tatmin eden bir sonuca ulaşıldığında gerçekten yerini buluyor.






























Yorum Yap
Tüm Yorumlar