
KKTC'deki Rum mallarını pazarlamakla suçlanan Litvanyalı emlakçı Güney Kıbrıs'a iade edilecek
Fransa'da gözaltına alınan ve hakkında Güney Kıbrıs'ın çıkardığı Avrupa Tutuklama Emri kapsamında mahkeme tarafından iadesine karar verilen Litvanyalı emlakçı Zilevice, işlemler tamamlanınca iade edilecek.
Kuzey Kıbrıs'taki Rum mallarını "gasp etmekle" suçlanan ve hakkında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından çıkarılan Avrupa Tutuklama Emri kapsamında Fransa’da yakalanmasının ardından mahkemenin iade yönünde karar verdiği Litvanya vatandaşı emlakçı Rasa Zilevice'nin Güney Kıbrıs'a iade edileceği bildirildi.
Yetkili kaynaklar tarafından da doğrulanan, ancak tarihine ilişkin bilgi verilmeyen iadenin, resmi işlemler tamamlanınca gerçekleşeceği belirtildi.
Cyprus Mail, konuyla ilgili haberinde, Avrupa tutuklama emrinin uygulanmasına itiraz eden Zilevice'yle ilgili süreçte, Fransız mahkemesinin daha önce İran vatandaşı Behdad Jafari davasında, Avrupa Birliği müktesebatının (acquis communautaire) kuzeyde askıya alınmış olması nedeniyle burada uygulanamayacağı yönünde karar verdiğini hatırlattı.
Ancak Fransa hukuk sisteminin, Güney Kıbrıs’ta olduğu gibi teamül hukukuna (common law) değil, medeni hukuka dayanması nedeniyle Jafari davasındaki karar, sonraki mahkemeler açısından bağlayıcı olmadığı belirtilen habere göre, mahkeme bu davada Litvanyalı kadın hakkında çıkarılan Avrupa tutuklama emrinin uygulanabileceğine hükmetti.
Bu doğrultuda, Litvanyalı kadının mahkemeye çıkarılmak üzere Güney Kıbrıs’a iade edilmesi bekleniyor.
NE OLMUŞTU?
Fransa'nın Aix-en-Provence İstinaf Mahkemesi, geçen temmuz ayı başında taşınmaz mal faaliyetleriyle ilgili dosyalardan birinde adı geçen Litvanya vatandaşı emlak danışmanı Rasa Zilevice hakkında Avrupa Tutuklama Emri kapsamında yürütülen süreçte iade talebinin devamına hükmetmişti. Karar, o tarihte henüz kesinleşmezken, dosyada temyiz yolunun açık olduğu belirtilmişti.
Güney Kıbrıs makamlarınca çıkarılan Avrupa Tutuklama Emri kapsamında aranan Zilevice, 14 Mayıs'ta Cannes Film Festivali'ne katılmak üzere çocuğuyla birlikte Fransa'ya gittiği sırada Nice Havalimanı'nda gözaltına alınmıştı. İki gün gözaltında tutulan Zilevice, daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Ancak Fransa'dan ayrılmasına izin verilmeyen Litvanyalı iş insanının yaklaşık bir ay boyunca ülkede kaldığı, bu süre zarfında haftada iki kez polis merkezine giderek imza verdiği öğrenildi.
KKTC'de emlak danışmanlığı faaliyetleri yürüten Zilevice hakkında, taşınmaz işlemlerine ilişkin suçlamalar kapsamında 19 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldığı belirtildi.
HABERDE AYKUT VE KÜNZEL'İN DAVALARI HATIRLATILDI
Söz konusu davanın, GKRY’nin son yıllarda, kuzeyde Kıbrıslı Rumlara ait mülklerin satışını yasa dışı şekilde ilan etmekle ve bu mülkler üzerinde bina inşa etmekle suçladığı kişileri yargılama çabalarını artırdığı bir dönemde gündeme geldiği kaydedilen haberde, bu kapsamda en çok ses getiren davalardan birinin İsrailli emlak geliştiricisi Simon Aykut’un davası olduğu hatırlatıldı.
Aykut, geçen yıl ekim ayında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Kıbrıslı Rumlara ait mülklerin geliştirilmesi ve satışıyla ilgili kendisine yöneltilen toplam 40 suçlamayı kabul etmesinin ardından beş yıl hapis cezasına çarptırılmış, cezasının geri kalanını çekmek üzere nisan ayında İsrail’e gönderilmişti.
Yakın zamanda ise Lefkoşa’daki Almanya Büyükelçiliği, Kıbrıslı Rumlara ait Kuzey Kıbrıs’taki taşınmazların satışını ilan etmekle suçlanan ve iki yıldır tutuklu bulunan Alman vatandaş Ewa Isabella Künzel'in serbest bırakılması talebiyle "sert bir protesto" yayımlamıştı.
Künzel, 2024 yılında Avrupa Parlamentosu’nun ELAM üyesi Geadis Geadi ile bir uçakta yaptığı konuşmanın ardından tutuklanmıştı. Savcılar, bu konuşma sırasında kadının kuzeyde Kıbrıslı Rumlara ait mülklerin satışını yaptığını kabul ettiğini öne sürerken; Künzel, o tarihten bu yana tutuklu bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman da Rum yönetiminin Kıbrıslı Rumlara ait mülkleri yasa dışı şekilde kullandıkları suçlamasıyla kişilerin tutuklanmasına yönelik politikasını eleştirmiş; "Bir çözüm bulunamamasından kaynaklanan sorunların bedelini bireylere ödetmeye çalışmak ve Kıbrıs sorununun bir parçası olan mülkiyet meselesini, bireylerin eylem ve işlemlerinden kaynaklanan bir sorunmuş gibi ele almak kesinlikle yanlıştır." demişti.






























Yorum Yap
Tüm Yorumlar