Tatar'dan Cumhuriyet konuşması: Her zaman Beşparmaklar'dan Toroslara baktık

15 Kasım 2022

Güncelleme: 15 Kasım 2022

A
A

15 Kasım Cumhuriyet Bayramı kutlamaları çerçevesinde Lefkoşa’da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’ndaki törende konuşan Tatar, "Çok acılar çektik ama hiç yılmadık. Çünkü her zaman Beşparmaklar'dan Toroslara baktık." dedi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı kutlamaları çerçevesinde Lefkoşa’da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’ndaki törende konuştu.

Tatar, törende yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkının her zaman sevincinde, üzüntüsünde, marazında anavatanı Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte olduğunu belirterek, 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı'nı buruk kutlamanın üzüntüsü içerisinde olduklarını söyledi.

İstanbul’da İstiklal Caddesi’nde meydana gelen hain saldırıyı lanetleyen Cumhurbaşkanı Tatar, “Elleri kırılsın.” dedi. Tatar, saldırıda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaslı ailelerine, Türk milletine başsağlığı ve tüm yaralılara acil şifalar diledi.

"HER ZAMAN BEŞPARMAKLAR'DAN TOROSLARA BAKTIK"

Kıbrıs Türk halkının çok acılar çektiğini, göçler yaşadığını, soykırımlardan geçtiğini dile getiren Tatar, “Evlatlarımızı diri diri o mezarlarda bulduk ve gördük ama hiç yılmadık. Çünkü her zaman Beşparmaklar'dan Toroslara baktık. Her zaman anavatanımıza baktık.” diye konuştu.

20 Temmuz 1974 Cumartesi sabahında Mehmetçik adaya adım attığında Kıbrıs Türk halkının bağımsızlığına ve özgürlüğüne kavuşmanın mutluluğu içerisinde olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türk halkının adada varlığını sürdürürken hep anavatana bakarak, milli politikayı, milli siyaseti özünde benimsediğini vurguladı.

“Türk milletinin kopmaz bir parçası olan Kıbrıs Türk halkının temsilcileri olarak bu siyaseti yürütürken bunun bahtiyarlığı içerisindeyiz.” diyen Cumhurbaşkanı Tatar, KKTC’nin kuruluşunun 39’uncu yıl dönümünde, jeostratejik, jeopolitik dünyada değişen küresel dengelere ve Ukrayna savaşına işaret etti.

Doğu Akdeniz’de Mavi Vatan’da KKTC’nin önemine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Tatar, KKTC’nin, hem Kıbrıs Türk halkının güvenliği ve geleceği bakımından, hem de büyük milletin kendi varlığı, güvenliği için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha müşahede ettiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, konuşmasında şu mesajları verdi:

  • Başta Bağımsızlık ve Özgürlük mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük, kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş ve onların dava arkadaşlarını, bu uğurda şehit düşenleri şükranla anıyorum. Onların bizlere bıraktığı bu mirasın bizler için ne kadar önemli, kıymetli ve değerli olduğunu bütün Türk dünyasıyla buradan paylaşmak istiyorum.
  • İngiliz Sömürge Yönetimi döneminde adada Kıbrıs Türk halkının neler çektiğini atalarımız çok iyi biliyor. 1878’de Osmanlı askeri adayı terk ederken gözyaşlarıyla Türk askerinin adaya geri geleceği dualarıyla Kıbrıs Türk halkı mücadelesini sürdürdü.
  • Kıbrıs Türk halkı Anadolu’ya bakarken Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşlarına dua eder. Başarıları Kıbrıs’ta büyük bir sevinçle takip edilirdi. Kıbrıs Türk halkı kendi mücadelesinde de Atatürk ve silah arkadaşlarından ilham aldı. Atatürk’ün mücadelesi ve başarıları  dünyadaki tüm mazlum devletlere ilham kaynağı oldu.
  • İngiliz sömürge döneminde bütün baskılara rağmen Kıbrıs Türk halkı milli değerleriyle bu topraklarda var olmanın gururu içerisindeydi. Kıbrıs Türk halkı hiçbir zaman onurunu, şerefini, haysiyetini, kopmaz bir parçası olduğu Türk halkının, Türkiye’nin soylu tarihinden gelen emanetini hiçbir zaman başkalarının ayakları altında çiğnetmedi.
  • Direndik, şehitler verdik, bedeller ödedik ve işte şu anda bir Türk devletine sahip olmanın mutluluğu bahtiyarlığı içerisindeyiz. Rum-Yunan ikilisinin şımarık hareketlerine direndik. İngiliz sömürge yönetiminde Yunanistan’dan Kıbrıs’a aşırı nüfus aktarılmasına direndik. Bu dönemde Kıbrıs Türk halkına, 'Siz Osmanlısınız geri Anadolu’ya dönünüz.' denildi. Dik durduk, hiç pes etmedik. EOKA’cılara karşı Milli Mukavemet Teşkilatı’nı kurduk.
  • 1955’teki görüşmelerde İngiliz Parlamentosu’nun tutanaklarında, 'Kıbrıs’ta iki ayrı halk olduğu, o halkın bir tanesinin Türk halkı olduğu ve dolayısıyla kurulacak olan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin eşit halkından bir tanesi olan Kıbrıs Türk halkının egemenlik hakkının bulunduğunun' yer alıyordu.
  • Şu anda bizim sürdürmekte olduğumuz siyasetin temelinde, işte o zaman ifade edilen Kıbrıs kuruluş anlaşmalarında bize hak verilen egemenlik hakkımızın daha da güçlendirilmesiyle ancak bugün KKTC’ye sahip olmuşuzdur.
  • Lozan Anlaşması’nın 16’ncı maddesinde açık ve net ifade edilmektedir, Kıbrıs’ta bir statü değişikliği olacaksa, yani İngiltere buradan ayrılacaksa o zaman TC yine burada söz hakkı olacaktır.
  • Dönemin TC Başbakanı Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun öngörüleriyle ve ortaya koydukları vizyonla TC 1960 anlaşmasının garantör bir ülkesidir. Makarios daha anlaşmanın mürekkebi kurumadan, Bu sadece Enosis’e bir sıçrama tahtasıdır.' demiştir.
  • Yunanistan ve Helen dünyasının hayali Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak. Kıbrıs Türk halkına yapılan saldırılar, EOKA’cılar, teröristler, çeteciler ve Kanlı Noel’de yaşananlar da hep bu amaç içindi.
  • Papadopulos, Grivas, Yorgacis ve diğerleri Kıbrıs Türk halkını toplu bir katliamdan geçirmek, yok etmek için saldırılarda bulundu. Biz yine mücahitlerimizle bu topraklarda halkımızın geleceği için direnmeyi bildik, anavatanın desteğiyle cansiperane savaştık ve 1974 bizler için gerçekten bir dönüm noktasıydı.
  • 15 Kasım tarihinin Geçitkale-Boğaziçi katliamlarının da bugün yıl dönümü. 1967 yılında Yunanistan’dan adaya gelen Albay Grivas’ın, terörist çetecileriyle Kıbrıs Türk halkına yaptıkları saldırıları unutmadık.
  • 15 Temmuz 1974’te Yunanistan’daki cuntacılar buradaki iş birlikçileriyle Kıbrıs Türk halkına saldırıda bulunmak için Makarios’u darbeyle indirdi, Anayasal bir suç işledi ve o akşam Doğu Akdeniz’de ikinci Yunan Cumhuriyeti’ni ilan ederek, Anayasa’yı ihlal etti. Kıbrıs Türk halkı o gün yine Anadolu’ya, Türkiye’ye baktı. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ve yardımcısı Necmettin Erbakan’ın talimatlarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri geri dönülmez bir yola girdi.
  • 20 Temmuz Cumartesi sabahında Mehmetçiğin adaya adım atmasıyla artık Kıbrıs’ta yeni bir dönem başladı. Artık bunun geri dönüşü yok. Sınırlar çiziliyor…
  • Geçici olarak ilan edilen Kıbrıs Türk Yönetimi'nden sonra Otonom Devlet, Kıbrıs Türk Federe Devleti ve 15 Kasım 1983’te KKTC’nin ilanı ile artık Kıbrıs Türk halkı bağımsızlığını, özgürlüğünü, hürriyetini, egemenliğini bütün dünyada duyurdu.
  • Bizim hep gönlümüzden geçen Kıbrıs’ta iki egemen eşit halkın bir tanesi olarak bu topraklarda varlığımızı sürdürebilmektir. 
  • Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’la çocukluk ve gençlik yıllarımda sohbetler ettim. Hep bana söylediği, evet o zamanlar federal çatı için görüşmeler sürerken bile kendisinin gönlünden geçen o çatı altında iki egemen tarafın birlikte kuracakları bir federal yapı ile Kıbrıs’ın geleceğine yöne vermekti. Ancak Kıbrıslı Rumlar hiçbir zaman Kıbrıs’ta Kıbrıs Türklerini eşit olarak görmedi.
  • Adanın tarihinde çok acılar var. 350 seneye yakın Osmanlı Devleti’nin hükümdarlığında olan bu adada Rum-Yunan ikilisi hiçbir zaman tek egemen devlet olamamışlardı. Rum ve Yunanlar Kıbrıs’ı topyekün Yunanistan’a bağlama hayallerinin siyasetini güdüyor. Annan Planı’nda ve Crans Montana’da olduğu gibi eşitlik temelinde bir anlaşmaya yanaşıldığında masayı terk edip, devirdiler.
  • Gönüllerinde yatan onların amacı sıfır asker sıfır garanti. Yani Kıbrıs Türklerin 1974 öncesine götürmek, Türk askerinin buradan ayrılması ve bizi ileride ilk önce belki federal ama Kıbrıs Cumhuriyeti’ne evrimleşecek bir yapıyla Kıbrıslı Türklerin azınlık durumuna düşürülmesi ve nihayetinde AB kuralları içerisinde serbest dolaşım, serbest yerleşim, özgürlüklerin hepsiyle birlikte burayı uzun vadede bir Yunan adasına çevirmek hayalleri içerisinde olan Rumlara verdiğimiz cevap, ‘artık yeter’, yeni siyaset egemen eşitlik temelinde, eşit uluslararası statü yani ileride bir anlaşma olacaksa iki devletin iş birliğiyle bu memlekette bir anlaşma olabileceğini ve ne mutlu bize ki bu siyasetin TC’nin tam desteğiyle bütün dünyaya da haykırmış oluyoruz.
  • Bu bizim için çok önemli dönüm noktasıdır. Bu bizim için Kıbrıs Türk halkı için gerçekten yeni siyasetin kökleşmesi ve benimsenmesi bizim bu adadaki varlığımızın sürdürülmesi bakımından çok önemli bir kilometre taşıdır, bunu tarih yazmıştır ve yazacaktır. Egemenlik eşitlik iki devletin iş birliğidir.
  • TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen eylül ayında New York’ta BM Genel Kurulu’nda bütün dünyaya, artık Kıbrıs’ta Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği, eşit uluslararası statüsü ve bu hakların tesciliyle müzakere süreçlerinin mümkün olacağını söyledi. Artık Kıbrıs Türk halkına uygulanmakta olan ambargo ve izolasyonların kendi değer ve ilkeleriyle çelişmekte olduğunu, artık buna son verilmesi gerektiğini ve uluslararası topluma çağrısı, artık bu aşamadan sonra KKTC’nin tanınma vaktinin geldiğini ifade etmesiyle yeni siyasetimiz güç kazanmıştır.
  • Geçen hafta Özbekistan’da, Semerkant’ta, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na (TDT) gözlemci statüsüyle oy birliğiyle kabul edilmesi bir aşama daha, tarihin değerli kilometrelerine bir taş daha üzerine koydu. Şu anda artık bağımsız, özgür KKTC’nin temelleri daha da güçlenmiştir. Bunun bahtiyarlığı içerisindeyiz.
  • TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve tüm Türk diplomasisine yürekten teşekkür ediyorum. Bizler için gerçekten uğraştılar. Bizler için gerçekten büyük çalışmalar yaptılar ve böyle bir kazanım KKTC devletinin harcına harç katmıştır. Türk devletlerinin başkanlarına da selamlarımı ve teşekkürlerimi sunuyorum.
  • KKTC’nin TDT’ye gözlemci üye olmasının ardından Avrupa Birliği’nden (AB) bir açıklama geldi. AB, 'Asla bunu kabul etmeyiz çünkü ayrılıkçı olan Kıbrıslı Türklerin bu yoldaki başarıları Kıbrıs’ta nihai bir çözüme bir taş koyacaktır, engel çıkaracaktır' dedi. Bu gaflet ve delalet içerisinde bizlere hiçbir eşitlik hakkı görmeyen AB’ye buradan sesleniyoruz. Kıbrıs Türk halkı bağımsızdır. Kıbrıs Türk halkı ayrı bir halktır. Kıbrıs Türk halkı bu topraklarda bedeller ödemiştir. Kıbrıs Türk halkının bütün samimiyetine ve iyi niyetine rağmen hiçbir zaman karşılık görememişizdir.
  • Annan Planı’na 'evet' diyen Kıbrıs Türk halkına karşın, 'hayır' diyen Rum tarafı bir hafta sonra AB’ye alındı. Hukuksuzluğun en büyüğünü yapmışlar ama söz verdikleri, ‘evet deyiniz ambargolar, izolasyonların tümü kaldırılacaklar' diyenler bizlere verdikleri sözleri yerine getirmemişlerdir. Bunun utancı içerisinde olmaları gerekmektedir.
  • TDT’ye gözlemci üye olması KKTC’ye yeni kapılar açacak Kıbrıs Türk halkını pes ettirmek, yıldırmak ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yama etmek için yapılan bütün uğraşlar boşa çıkacak. Çünkü biz en zor günlerden gelip geçmiş, bugünlere kadar gelmiş, Cumhuriyetimizin değerini bilen yürekli insanlarız. AB, Kıbrıs Türk halkı ile bir yakınlık istiyorsa bu politikalarını gözden geçirmek zorunda. Çünkü Kıbrıs’ın gerçekleri onların gördüğü gerçeklerden çok farklıdır. Onun için biz AB ile olan ilişkilerimizi tekrar değerlendirme noktasına gelebileceğimizi düşünmekteyim.
  • Bizim yolumuz KKTC’nin güçlendirilmesi yoludur. Bu topraklarda bağımsız, özgür, hiçbir kimsenin boyunduruğu altına girmeden bir siyasetin sürdürülmesinde azim ve kararlılığımız açık ve nettir.
  • Maraş açılımıyla artık Kıbrıs'ta yeni bir dönem başladı. TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın ziyaretinde ele alınan yeni projeler yolda.
  • KKTC’nin daha verimli bir noktaya gelmesi, sosyo-ekonomik yapının güçlendirmesiyle pandemi dönemi sonrasında KKTC bambaşka bir döneme hazırlık yaptı. KKTC’de ekonominin güçlenmesi ve halkın refah ve mutluluk içerisinde geleceğe umut ve güven içerisinde bakması için her türlü çalışma yapıldı.
  • Ulusal çıkar ve güvenliğin savunulmasında KKTC’nin geldiği aşamada, bambaşka bir değer ve Doğu Akdeniz’de parlayan bir yıldız olarak halkını geleceğe taşıyabilecek bir potansiyele sahip ve olmaya devam edecek.
  • Amerika Birleşik Devletleri de Güney Kıbrıs’a uyguladığı silah ambargosunu kaldırdı. Aldığımız rakamlara göre Güney Kıbrıs son 3 yılda 500 milyon eurodan fazla, harcayarak her türlü savunmanın ötesinde saldırı amaçlı silahlandı. Kıbrıs’ı tekrar bir tehlikeli noktaya taşıma gayretleri boşa çıkacak. Çünkü Türk tarafı bunlara seyirci kalmayacak. Biz onlara hep barış elini uzattık. Bizim yeni siyasetimiz egemen eşitlik, eşit uluslararası statü, Kıbrıs’ta iki komşu devletin iş birliğiyle bu topraklarda varlığımızın sürdürülmesine cevaben onların bütün bu saldırgan tutumu ve adayı çok daha farklı bir noktaya çekme teşebbüsleri inşallah boşa çıkacaktır.
  • 1-8 Temmuz tarihlerinde Güney Kıbrıs’a öneriler de bulunduk. Gerek hidrokarbon enerji kaynaklarının paylaşımında, gerek buradan sadece 40 mil uzaklıkta olan TC’ye bağlanacak bir kablo hattıyla enerji meseleleri büyük ölçüde çözülebilecek. TC üzerinden AB’ye kadar bağlanabilecek enterkonnekte enerji sistemi Kıbrıs’ın tümüne büyük faydalar sağlayacak. Anadolu’dan getirilen 75 milyon metreküp su gerektiğinde Güney Kıbrıs’la da paylaşabilecek.
  • Düzensiz göçlerin önlenebilmesi için ortak bir komite kurulabilir. Mayınların temizlenmesi için yapacağımız ortak çalışmalar, bütün bunlar Kıbrıs adasında huzurun ve güvenliğin, barış koşulların devamı için iyi niyetli yaklaşımlardır. Ama maalesef bu iyi niyetli yaklaşımlara karşın hiçbir somut öneri, hiçbir somut yanıt alamamanın üzüntüsü içerisindeyiz. Ama biz kendi görevimizi, anavatanımız TC’nin desteğiyle sürdürmenin elbette umudu içerisindeyiz.
  • Şehitleri rahmetle anıyor, gazilere şükranlarımı sunuyorum. KKTC’nin, Kıbrıs’ta, kuzeyde bir Türk devlet olarak ilelebet yaşayabilmesi, ilelebet bizlerin varlığının sürdürülebilmesi ve Doğu Akdeniz’de değişen koşullarda anavatanımız TC ile birlikte buradaki varlığımızı güvenlik içerisinde sürdürmenin umudu ve sevinci içerisinde hepinizin bayramını tekrar kutlarım.
  • Türk’lük dünyasına sevgi ve selamlarımı iletiyorum. Dağ başını duman almış, yürüyelim arkadaşlar… Ne Mutlu Türk'üm diyene...

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR


Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.

Tüm Yorumlar